Bu mecrada ki 1.yılımı benim fikri dünyam için önemli bir eser olan Üç Medeniyet adlı eserle kutlamak istedim. 1 yıl içinde attığım 130. gönderi bu, sadece değer verdiğim yapımlar hakkında yazdım ve yazacağım umarım bu platform varlığını sürdürür ve bende…devamıBu mecrada ki 1.yılımı benim fikri dünyam için önemli bir eser olan Üç Medeniyet adlı eserle kutlamak istedim. 1 yıl içinde attığım 130. gönderi bu, sadece değer verdiğim yapımlar hakkında yazdım ve yazacağım umarım bu platform varlığını sürdürür ve bende yazmaya devam ederim. Şimdi geçelim kitaba, kitaba eleştirel olarak yaklaştım ve naçizane yorumlamalarda bulundum fakat şunu söylemem gerekir ki bir Siyaset öğrencisi olarak fikrimi genişleten bir okuma oldu. Genel olarak yazar Ahmet Ağaoğlu ile aynı fikriyata sahip olmasakta beni aydınlattığı için kendilerini saygıyla yad ediyorum.
Ağaoğlu, İslam ve Buda medeniyetlerinin , din, ahlak, fert, aile, cemiyet devlet ve hükümet alanlarında Batı medeniyetinin nasıl gerisinde kaldığını konu edinmiş. Kitabın başından sonuna kadar bu perspektiften anlatılan medeniyetler arası geri kalmışlığı genel itibariyle, Batı Kültürünün ilerleyişini akıl ve mantıktan yola çıkıyor olmasına, İslam ve Brahman'ın geri kalmasının sebebini ise ilahi kaynaklardan kopamamasına bağlıyor. Öncelikle belirtmek gerekir ki Avrupa’daki her zerrenin bizim yani İslam medeniyetinin ve Buda-Brahman medeniyetinin önünde,ilerisinde olduğunu düşünmüyorum. Ağaoğlu nedense Batı’nın toz pembe yanlarını anlatırken, emperyalizme,koloniciliğe ve bir model olarak savunulan faşist ideolojilere değinmiyor. Kıtalararası mesafeleri kendi toprağı ilan edip oranın yerli halklarını katlederek dizayn etmeye çalışmak o dönemlerde mazur görülebilecek bir durum olabilir. Bu düşüncelerin dönem itibariyle düşünülmesi ve savunulması (popüler olduğu için) gayet normal fakat Ağaoğlu'nun kurtuluş olarak sadece Batı’nın olabileceği konusunda ki düşünceleri bence gerçekten oldukça uzak. Geri kalmışlığın sebeplerini yozlaşmış ve sistematiği dağılmış olan biatçı devlet yönetiminde, cahil bırakılan toplumda aradığını kitap içerisinde görebiliyoruz. Ahmet Ağaoğlu'na göre Osmanlı hanedanı (özellikle son 200 yılın padişahları) faziletli bireylerin oluşmasını istemeyen baskıcı,despot bir ailedir ve geri kalmışlığın ana sorumlularından biridir. O dönemlerde öğretilen İslam’ın sıradan ve bilgisiz insanlar tarafından öğretildiğini asıl öğrenilmesi gerekilen şeylerin görmezden gelindiğini belirtmiştir. Ağaoğlu’na göre bu durum İslam’ın yeni aydınlık nesiller yetiştirmesini engelliyor,aile düzenini bozuyor ve toplumu sığ,gereksiz bilgilerle dolduruyordu kısaca İslam medeniyetini, Batı karşısında niteliksiz bırakıyordu. Geri kalmış düzende, düzen eleştirsi yapmanın imkansızlığına da değinilmiş. Avrupalı'nın aksine bizde genel düzen eleştirisi yapmak büyük bir karışıklık yaratır. Bunun sebebiyse İslam toplumlarının yani bizim cahilliğimiz ve kör zihniyetimiz olarak saptanmış.
Ağaoğlu genel olarak Batı’nın karşısında diğerlerinin geri kalmışlığından bahsediyor olsa da kitabın içinde yeni nesiller için kurtuluş yolları çizmiş. Ona göre, tek kurtuluş yolu Batı medeniyetini tam anlamıyla benimsemek ve ona uygun bir hayat sürdürmek. Batı’nın her alanda önde olduğunu kabul etmek,aile,devlet,toplum düzenlerini Batı’ya göre ayarlamak, eğitim alanında Batı modelini takip etmek, kafamızla,zihnimizle,kalbimizle Batı’ya uymaktır. Başka kurtuluş yolu yoktur. Böyle bir sorgusuz,sualsiz biatın kurtuluş olacağını düşünmek bile ütopik. Ağaoğlu’nun halihazırda taklit etmeye çalıştığımız fakat tam manasıyla benisemediğimiz Avrupa'nın ortaklaşa kültürünü ilerleyiş,gelişme olarak değerlendirmiş olması aslında onun yaşadığı çevreden ne kadar kopuk olduğunu ve içten içe barındırdığı nefretin veya öfkenin bir göstergesi olduğu açıktır. Tüm bu sert ifadelerden dağılmak üzere bulunan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine gelecek olan devletin ilkeleri,anlayışı ve tutumlarının buna göre olması gerektiğini belirtmeye çalıştığı anlaşılıyor. Bir çok noktada direkt söylenmese de anlatılmak istenen ve Batı’da olduğu vurgulanan laik devlet yapısının ideal olduğu fikri de anlatılmak istenenler arasında olduğunu düşünüyorum.