Spoiler içeriyor
Yüzyıllardır destanlarda, hikayelerde, efsanelerde işlenen; karakterin kimlik arayışı, kendi içine ve geçmişine yolculuk etmesi ve yüzleşmesi temasının farklı bir versiyonu diyebiliriz. Çıktığı zaman beyazperdede, bir süperkahraman filminin kendini ciddiye alıp, gerçekçi bir hikaye anlatması alışıldık bir şey değildi. Esasında bir…devamıYüzyıllardır destanlarda, hikayelerde, efsanelerde işlenen; karakterin kimlik arayışı, kendi içine ve geçmişine yolculuk etmesi ve yüzleşmesi temasının farklı bir versiyonu diyebiliriz.
Çıktığı zaman beyazperdede, bir süperkahraman filminin kendini ciddiye alıp, gerçekçi bir hikaye anlatması alışıldık bir şey değildi.
Esasında bir origin hikayesi olarak, nasıl olduğunu değil neden olduğunu anlatıyor. Film günümüzdeki süperkahraman filmlerinin bile hala başaramadığı bir şeyi başarıyor: Seyircinin karakterle empati kurabilmesi.
Bruce Wayne en tepeden,en aşağıya düşüyor ve tramvasından kurtulamıyor. İçindeki bastıramadığı öfkesinden nasıl kurtulacağını bilmiyor. Serinin daha sonraki filmlerinde de göreceğimiz gibi, Bruce kendine güveniyle hali hazırda yaptıklarının ona yeteceğini düşünüyor, konfor alanından çıkmıyor, zor kararlar almıyor. Bu yüzden de gelişemiyor. Hep yaklaşıyor fakat bir türlü başaramıyor.
Dünyanın yaşaması zor yerlerine gidip kendisininki dışındaki hayatı anlamaya çalışır fakat bu onun kontrolünde olduğun için yetmez. Sonra akıl hocası olacak kişi ile tanışır. Henri Ducard ona yardım edebileceğini söyler. Ona Gölgeler Birliği adı verilen bir organizasyondan ve organizasyonun lideri R'as al Ghul'dan bahseder. Ve Bruce artık edilgen bir durumdadır. Eğitimleri sırasında gerçek tehlikelerle yüzleşir. Hem zihnen hem de bedenen gelişir.
Geliştikçe de onu eğiten insanlarında öğretilerinin yanlış olabilceğini farkeder. Kendini kanıtlaması için ona bir görev verilir. Görev bir katili idam etmektir. İşte Batman'in meşhur prensibinin doğuşu da burasıdır. Bruce katil olmayı reddeder. Bunun iyi ve kötüyü ayıran şey olduğunu söyler ve oradan kaçar, kaçarken orayı da imha eder. Henri Ducard'ı kurtarır.
Gotham'a geri döner ve gizli kimlikle suçla savaşmaya başlar. Kendine müttefikler bulur. İşler belli bir süre iyi gider. Fakat Bruce yeniden korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır. Ağır bir yenilgi alır.
Bu yenilginin yaralarını sararken Gotham'ı çok daha büyük bir tehlikenin beklediğini öğrenir. Evinde aile ve iş dostlarıyla doğum günü partisi verirken eski br dostuyla karşılaşır. Akıl hocası olan Henri Ducard'ın aslında Gölgeler Birliğinin başı olduğunu öğrenir. Kısa bir mücadeleden sonra R'as a Ghul Bruce'u bayıltır, evini yakar ve onu ölüme terkeder. Alfred Bruce'u kurtarır ve Bruce yeniden oyuna girer.
Gölgeler Birliği; Wayne Girişimcilikten çaldıkları kısaca sıvıyı buharlaştıran bir cihazla Gotham şehrine yoğunlaştırılmış halüsinojen bir gaz vermeyi amaçlar. Böylece korkuyu kullanarak Gotham'ın kendi kendini yok etmesini sağlayacaklardır. Batman komiser Gordon'ın yardımıyla onlara engel olur.
Filmde Nolan katmanlı hikaye anlatımını yineliyor. Flashback ve rüya sekansları Batman'in kişiliğini derinlemesine anlamamıza yardım ediyor, gazdan kaynaklanan kabus sahneleri yeterince ürkütücü. Müzikler filmin temasına çok uygun gidiyor.
Ve tabii ki oyuncular. Bu filmin kadrosu yıldızlar geçidi adeta ve hepsi de son derece yerinde seçimler.
Film çok iyi bir film olmasının yanında aynı zamanda çok iyi bir çizgi roman uyarlaması.
Bugün Disney'in fabrika usulü birbirinin kopyası filmlere bu kadar bütçe ayırıp, bu kadar para kazanmasının sebebi, bu filmin başlattığı süper kahraman filmlerinin çok güzel olabileceği fikrinin mahsülüdür.