Spoiler içeriyor
"Meşhurdur, son pişmanlık fayda vermez." Türk Edebiyatı'nda ilk edebi roman. Namık Kemal tarafından yazılmış. Bu yıl kendime koyduğum hedeflerden biri de bol bol kitap okumak. Nedense içimden bu kitabı okumak gelmişti ve ben de satın alıp bir an önce okudum.…devamı"Meşhurdur, son pişmanlık fayda vermez."
Türk Edebiyatı'nda ilk edebi roman. Namık Kemal tarafından yazılmış. Bu yıl kendime koyduğum hedeflerden biri de bol bol kitap okumak. Nedense içimden bu kitabı okumak gelmişti ve ben de satın alıp bir an önce okudum.
Ali isimli iyi terbiye almış genç bir katip, Mehpeyker adında bir fahişe ye aşık olur. Sürekli görüşürler ve Ali, evlenmek ister. Mehpeyker ise kimliği açığa çıkar diye bu fikre yanaşmaz. Daha sonra kimliği bir şekilde ortaya çıkar. Ancak Ali'yi bir tesir altında bırakmıştır ve onunla birlikte günah dolu gecelere başlar. Kontrolü kaybeder. Mehpeyker'in aşığı Abdullah Efendi vardır. Bir gece Mehpeyker onu ziyarete gittiği ve Ali'nin köşküne gelmeyeceğine emin olduğu sırada - Ali o sırada annesiyle bir fahişe ile birlikte olduğu için tartışmakta - Ali sonrasında kurtulup sabaha kadar dönüşünü bekler. Mehpeyker Ali'ye sevdalandığından beri kimseye el sürmemiştir. Ama ali öfkelenir ve annesinin isteğiyle Dilaşub adında güzel bir kızla evlilik için yola girer. Mehpeyker kendisinden hem güzel hem daha akıllı olduğunu gördüğü bu kadına Abdullah Efendi ile oyun oynar ve Ali'nin aklına girerek ondan uzaklaştırır. Mehpeyker her şeye rağmen Ali'yi elde edemez ve sonunda onu öldürmeye karar verir"
Kitabın konusu ilginç geldi. Ben bu kitaba 9/10 veriyorum. Ve ayrıca ön sözü dahil her şeyi detaylıca inceleyin. Çünkü müthiş sözlere sahip bir kitap. Eh tabi olay detaycılığı tarzında Rus edebiyatı gibi değil ama kendi ülkemizin öncü yazarlarından olduğu için çok saygı duyuyorum. O yüzden şimdi sizin için bu kitaptan çok beğendiğim bazı sözleri yazacağım. Umarım okur siz de beğenirsiniz.
"İnsan vicdanındaki sırları, kalbin en gizli köşelerine ulaştırmadıkça bulmak imkansızdır. Kalbin sırları bilinmedikçe bir adamı söylenen sözlerle etkilemekse tamamıyla olmayacak bir şeydir. Çünkü fikir her ne düşünür ve görürse, zihnindeki hazlarla ve gönlündeki kederlerle karşılaştırır. Benzerse kabul eder, benzemezse etmez."
"Hakikat bir kız imiş. Fakat çıplak gezermiş. Nereye gittiyse kabul etmemişler. Sonunda bir kuyuya saklanmaya mecbur olmuş. Hikaye ise dişleri dökülmüş, yüzü buruşmuş, elleri çolak, ayakları paytak, beli kambur, ağzı kokar, burnu akar, gözü kör, kulağı sağır bir kocakarı imiş. Fakat yüzünü düzgünler, takma dişler, vücudunu gayet güzel elbiselerle süslediğinden daima görenlerin makbulü olurmuş. Sonunda bir gün, Hakikat'e kuyusunda rastlamış. Kendi elbisesini ve süslerini vermiş. Ondan sonra Hakikat de gittiği yerlerde kabul görmeye başlamış."
"Doğu'ya özgü hayallerle fazla haşır neşir olmaktan mıdır, nedir, ben gülden söz ettikçe bülbülü unutamam. Gerçi güle aşık olmadığını bilirim. Fakat zavallı kuşun sevdalı hallerine bakılırsa o ufacık gönlünde ne büyük bir aşkın izi hissedilir. O aşk da varsa kendi özgürlüğünedir, tutulup da kafese hapsedilince şakıması şöyle dursun, çoğu zaman yaşaması bile mümkün olmuyor."
"İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır."
"İnsan bir garip hayvandır, her şeye alışır, her alışmadığı şeyden korkar."
" Bir kere yeryüzüne o karanlık çöker, bir kere odanın kapısı, penceresi kapanır da yalnızlığın vahşeti düşünceyi ve kalbi istila etti mi dünya ile yokluğun hiç farkı kalmaz. Ne tarafa bakılsa göz hiçbir şeyi görmez, ses işitmez, dostlar ve yabancılar görünmez."
" İnsanın durumu budur, bir amacın arkasında dolaşır, fakat meydana gelmesine en fazla umutlu olduğu zaman yaklaşmasından çekinmeye başlar."
-Sorsaydı ne öğrenirdi?
-O sevgili nişanlısının İstanbul halkından arta kalma bir fahişe olduğunu öğrenirdi.
"Mehpeyker o kadar ünlü bir fahişedir ki memleketin içinde kendisiyle aynı toplantıda bulunmayan belki sizden başka bir delikanlı yoktur."
En çok Dilaşub'a üzüldüm. En masum oydu. Ali sürekli başkalarının sözlerine kulak asan ve kontrolü kaybeden aptal bir herif. Annesi oğlunu çok fazla önemsediğinden Dilaşub'un geneleve satılmasına razı oldu. Mehpeyker ise sevmesine rağmen kaderin kendisi için çizdiği yolun dışına çıkamayarak kahpelik yaptı.