İsmet Özel'e göre insanın kendini tanıyabilmesi, kendisiyle tanışabilmesi için soluk alacağı bir araçtır şiir ve hatta araçtan da öte bir gökyüzüdür. Bu kitap şiiri okumaya dair bir kılavuz olmaktan öte, yazmaya dair bir kılavuz bence. Hatta şiirin ne olduğuna, nesir…devamıİsmet Özel'e göre insanın kendini tanıyabilmesi, kendisiyle tanışabilmesi için soluk alacağı bir araçtır şiir ve hatta araçtan da öte bir gökyüzüdür. Bu kitap şiiri okumaya dair bir kılavuz olmaktan öte, yazmaya dair bir kılavuz bence. Hatta şiirin ne olduğuna, nesir ile olan farklarına, iyi şiiri nasıl anlayacağımıza, anlamlandıracağımıza dair sarih bir kılavuz. Özel'e göre iyi şiirin bir kokusu vardır, güzel bir kokudur bu. İyi şiirin kokusu olduğu gibi kötü şiirin de bir kokusu vardır. Burada esas olan bizim bu şiirleri ayırt edebilecek burnunuzun olup olmadığıdır. O burnun koku hassasiyetini iyi tutmak gerek tabi. Hele ki şu dönem de, Özel 2006 yılında kitabı bitirirken; "Türkiye bugün şiirle olan bağını koparmış bir toplumdur diyor." 2006 yılından bahsediyorum. Peki şimdi?.. Ben bugün, şu dönemde şiirin belirli dergicikler münasebetiyle katle uğradığını düşünüyorum. İyi, kötü bir katl. Çünkü bugün belirli dergilerde çıkan şiirlerin iyi olduğunu kabul eden bir kesim var ülkede. Bu kesim yine o dergilerin anlayışında kalan kesim oluyor. Kitapları çıkmış ve o şiir kitaplarını sadece yakın çevresi ve şair ,hatta ben "müteşair" demek istiyorum, okuyor. Bu itibar ile şiir bir ülkede yetişmez, yetişemez. Ben artık sürekli olarak aynı isimlerin zikredilmesi durumundan çok sıkıldım. İşte "müteşair" dediğimiz kimliklere yol açar bu durum.
Her neyse kitaba dönecek olursam, İsmet Özel'in şiir nedir nezlinde bir örneği vardı. Epey hoşuma gitti, o örneği vermek istiyorum:
"İki kişi yan yana yürüyorlar, bir merdivenden çıkıyorlar ya da bir merdivenden iniyorlar. Bir tanesinin ayağı kayıyor, paldır küldür merdivenlerden yuvarlanıyor. Düştüğü yerde yarı baygın halde. Arkadaşı -yanındaki- omuzlarından sarsarak, "Bir şeyler söyle, bir şeyler söyle!" Diyor. O, tramvaya maruz kalmış olan, gözlerini aralıyor, bir şeyler söylüyor; işte o söylediği şiirdir."
İsmet Özel şiirleri o travmanın kat be kat etkisinden çıkmış ve hatta çıkamamış şiirlerdir bana kalırsa. Ne şans ki onunla aynı çağda yaşıyorum. Kitap ve İsmet Özel'in kendisiyle ilgili bir şey söylemek istiyorum; bu kitapta da belirli kısımlarında gördüm ki, İsmet Özel'in bazı düşünceleri bir safsata. Ve bu düşüncelerini o kadar muhkem bir dil ile yapıyor ki. Bilemiyorum kendisini, şiirlerini çok seviyorum. Çok değer veriyorum, yine de bu benim için "bazı" düşüncelerini tasvip ediyorum demek değildir. Bir de, şair olma yoluna girmiş bir insan kitabı bitirdikten sonra sert, yankılı bir tokata uğruyor. Eee haklı olarak. Bir şiir bu kadar kolay yazılmamalı değil mi?..