Spoiler içeriyor
"Ruhunun bir köşesinde bir türlü dolduramadığı bir boşluk vardı sanki. Bir şeyler ona bir türlü yetemiyordu. Bir türlü tatmin olamıyordu. Bir türlü huzura kavuşamıyordu. Aradığı ne paraydı, ne lükstü, ne cinsellikti, ne de güçtü. Hatta ruhunu beslediğini zannettiği kendine duyulan…devamı"Ruhunun bir köşesinde bir türlü dolduramadığı bir boşluk vardı sanki. Bir şeyler ona bir türlü yetemiyordu. Bir türlü tatmin olamıyordu. Bir türlü huzura kavuşamıyordu. Aradığı ne paraydı, ne lükstü, ne cinsellikti, ne de güçtü. Hatta ruhunu beslediğini zannettiği kendine duyulan hayranlıklar, söylenen güzel sözler de değildi peşinde koştuğu. Bir türlü neye doyamadığını, neyin arayışı içinde olduğunu kendisi de bilemiyordu ki..."
Kitabımıza adını veren Aylin Devrimel Radomisli’nin hayatının anlatıldığı biyografi türünde yazılmış eser. Ayşe Kulin’in okuduğum ilk kitabı.
Kitabımız biyografiden fazlası diyebilirim çünkü kurgusal kısmı da var. Ayrıca kitapta sadece Aylin değil çevresindeki birçok insanın da hayatlarının bir kısmına tanıklık ediyoruz. Özellikle sülalesi nereden geliyor iyice belliyoruz.
Kitap içerisinde oldukça fazla isim var. Bu isimler Aylin’in çevresinde bulunan kişiler. Ayrıca sanatçı isimlere de rastlıyoruz. Her birini olmasa da internetten araştırma yaptım. Sonuçlar beni çok şaşırttı. Olmadık yerlere gittim. Yeni bilgiler öğrendim. Mesela;
Hastası Nancy tedavi ederken Bibliyoterapi yöntemini kullandığını, bu yöntemde Camille Claudel’un hikâyesinden yararlanmasını gördüm. Camille Claudel’un Auguste Rodin ile olan ilişkisini öğrendim. Auguste Rodin’in de Düşünen Adam heykelinin yaratıcısı olduğunu gördüm. Sonra ablası Nilüfer Gülek’in Kasım Gülek’in eşi olduğunu, onun da siyasetçi olduğunu gördüm. Kasım Gülek’in Fettullah Gülen ile samimi olduğunu, Gülen’in Amerika’ya yerleşmesinde Aylin’in yardım ettiğini öğrendim. Oradan Üzeyir Garih cinayeti karşıma çıktı. Olay baktım gittikçe derinleşiyor, orada bıraktım.
Karakterimiz hakkında konuşacak olursam, değişik bir karakteri var, normal biri değil, her şeyden hemen sıkılan, aceleci, günümüz insanlarının yapmadığı ya da yapmak isteyip de yapamadığı her şeyi yapan, ülkeler arasında savrulan, hiçbir tabusu olmayan, öldüğü güne kadar yanlışta olsa fikirlerinden vazgeçmeyen, ilişkilerinde başarısız, doktorluk mesleğinde başarılı olmuş bir karakterdir. Kısaca kafa nereye ben oraya şeklinde özgür yaşayan bir kadındır.
Kitabımız Aylin’in normal olmayan ölümü ve cenazesinin kaldırılması ile başlıyor. Ardından çok uzun bir zaman geriye gidiyoruz. Giritli Deli Mustafa Naili Paşa hakkında bilgileniyoruz. Bu kısım bitiyor. Paşanın oğlu Hilmi, kızı Melek ve damadı Hasip’in hayat hikâyesini okuyoruz. Sonra onların kızı Leyla Demirel’in hikâyesine sıra geliyor. O bitiyor, bu defada onun kızı Nilüfer Gülek’in hikâyesi anlatılıyor. Tam hani Aylin nerede derken sıra ona geliyor ve Aylin’in hikâyesi başlıyor. Eğitimi, Soysal Apartmanında geçen zamanı, arkadaşları ile ilişkileri, prenses olması, boşanması, eğitime başlaması, doktor olması, sonra kaç defa bir ilişkiye başlayıp ayrıldığını hatırlayamadığım evlenip boşanmaları, asker olması, hastaları ile hikâyeleri ve son olarak da ölümü ile noktalanıyor.
Karakterimiz Aylin'i sevdiğimi söyleyemem. Ama ders verdiğini de inkâr edemem. Öyle bir hayat yaşamak istemezdim. Böyle bir karakteri tanımak bana kendimi, hayata bakış açımı bir kere daha gösterdi. Aylin hayatı hızlı yaşayan, yanlışlar yaparak ilerleyen, doğruları bulduğunda tekrar yanlışlara düşen, ölünceye kadar hayatı ile mücadele eden çok güçlü bir kadın. Ne istediğini bilmeyen birisi olması biraz kötü olmuş. Günümüz de birçok insan bu durumda. Aylin zamanla her şeyden sıkılıyor. O yüzden ki sürekli farklı ilişkiler yaşıyor. Birçok defa evlenip boşanıyor. Tam buldum dediği anda en başa dönüyor. Hiçbir evlilik yaşamamış olsam da bu duygularını biraz anlayabildiğimi düşünüyorum.
Şimdilerde pek umursamıyor olsam da çocukluğumdan bu yana ilişkilere, arkadaşlık bağlarına hep önem verdim. İzlediğim animelerde bile beni en çok etkileyen tema bu oluyordu. Lakin bu yaşa kadar ilişkilerde hiç başarılı oldum diyemem. Ben de Tam bir yola girdim derken bir bakıyorum yoldan dönmüşüm. Bir gün "Sonra da o insandan vazgeçtin..." diye bir mesaj geliyor. İlk o gün anlıyorum çok büyük bir şey kaybettiğimi. Bu yüzden iflah olmayacağım gibi hissediyordum. Çünkü aynı hataları tekrar edip durdum. İlişkiden kastım sadece kadın erkek ilişkisi boyutunda değerlendirmek doğru olmaz. Çünkü normal arkadaşlıklar konusunda bile benzer sorunlar yaşıyorum. Bu biraz da güven konusuyla alakalı. Bir insanda az bir güvensizlik, samimiyetsizlik hissettiğimde konuşmaktan çok hızlı sıkılıyorum. Sonra kestirip atıyorum. Hayatımda çok hızlı bir şekilde insanları çıkartıyorum. Sonuç: Yalnız kalmak. Ne ara hayatımdan insanları bu kadar kolay çıkarır oldum bazen şaşırıyorum.
İşte Aylin bana bu düşünceleri ve yazamadığım nice düşünceyi bir çok gece tekrar tekrar yüzüme vurdu.