Spoiler içeriyor
Oldukça uzun zamandır İngiliz edebiyatı klasiklerine şans vermekten kaçınıyordum. Kitaplar hakkında önceden çok fazla şey duymuş olmam, genelde kitabın içindeki akrabalık ilişkilerini çözüp oturtana kadar kitabı yarı etmem ve 'kim en yakınındaki insanlarla bile böyle ağdalı bir dille konuşur ki!'…devamıOldukça uzun zamandır İngiliz edebiyatı klasiklerine şans vermekten kaçınıyordum. Kitaplar hakkında önceden çok fazla şey duymuş olmam, genelde kitabın içindeki akrabalık ilişkilerini çözüp oturtana kadar kitabı yarı etmem ve 'kim en yakınındaki insanlarla bile böyle ağdalı bir dille konuşur ki!' gibi yorumlarım bunun başlıca sebepleriydi. Yine de en 'klasik bir şeyler okuma' ihtiyacı hissettiğim bir anda Jane Austen' in gözüme çarpmasıyla ani bir başlangıç yaptım.
Başta önyargıyla yaklaşmış ve bu yargılardan bazılarının haklı çıktığını görmüş olsam bile kısa zamanda kendimi kitaptan gözümü ayırmak istemezken buldum. Modern kitaplarda alışageldiğimiz gibi sürekli bir olay akışı olmasa bile Jane Austen'in zarif ve teferruatlı betimlemeleri bir filmin içerisindeymişim gibi hissetmemi sağladı.
Kitapta Dashwood ailesinin kızları olan Elinor ve Marianne'in gönül ilişkileri anlatılıyor diyebiliriz sanırım. Elinor kitap boyunca 'aklı' temsil ederken Marianne 'tutkuyu' temsil ediyor.
Kitabın içeriğiyle ilgili söyleyebileceğim her şey spoiler olabilirmiş gibi hissediyorum bu yüzden çok uzatmadan özellikle güçlü kadın karakter okumayı sevenlere önerebileceğim bir kitap olduğunu söyleyeyim. Benim kitaba puanım 8/10.
- SPOİLER -
Marianne karakterini sevsem ve çoğu zaman anlasam da kesinlikle Elinor'a daha yakın hissediyor ve büyük saygı duyuyorum. Acı çektiği halde metanetli davranması, kendi acısına gömülüp ailesini, kendisini sevenleri, sağlığını ve geleceğini unutmaması, en zor şartlarda bile verdiği sözlere sadık kalması, zarafeti ve kibarlığı asla elden bırakmayışı ve sürekli kesin kanıtlar arayışında olan her ihtimale açık düşünce yapısı hayranlık verici.
Edward'ın yalınlığı ve dürüstlüğüne inandıktan sonra kendisi ve cadaloz Lucy hakkındaki gerçekler beni şok etti. Elinor'un bu süreçte güçlü durmasıyla gurur duysam da Edward'a öfke ya da affedilmez bir kırgınlık yerine acıma duygusuyla yaklaşmasına anlam veremedim. Ama karakterin yapısından ötürü herhalde bu da asil bir davranıştır diye düşündüm. Zamanla Edward'ın sözünü tutmak pahasına ailesine karşı duruşu ona olan öfkemi kırdı, kitabın sonundaki şok edici ama mutlu olaylar da onu yeniden sevmemi sağladı. Elinor'un durumu 'sabreden derviş muradına ermiş' sözüne birebir uyuyor bence :)
Marianne'in aşkına ve tutkusuna layık olmayan adını anmak istemediğim o rezil karakterin yaşadığı acı ve pişmanlıktan şeytani bir haz aldığımı söylemem lazım.
Başta Albay Brandon olmak üzere ( sonunda hak ettiği mutluluğa kavuşması beni ne kadar mutlu etti anlatamam ) Mrs. Dashwood, Mrs. Jennings ve Mr. John karakterini oldukça sevdiğimi söyleyebilirim.
Bir şans verin, okuyun, pişman olmayacaksınız :)
Kitap dolu günler dilerim..