Film F. Kafka'nın "Ceza Sömürgesi" eserinden yapılan "...ama çıt çıkmıyordu, en küçük bir uğultu bile duyulmuyordu. Makine böylesine sessiz çalıştığı için dikkatinizi çekmiyordu." alıntısı ile başlıyor. Başlangıç cümlesi ve jeneriği ile zaten farklı ve güzel bir film izleyeceğinizi anlıyorsunuz. "9",…devamıFilm F. Kafka'nın "Ceza Sömürgesi" eserinden yapılan "...ama çıt çıkmıyordu, en küçük bir uğultu bile duyulmuyordu. Makine böylesine sessiz çalıştığı için dikkatinizi çekmiyordu." alıntısı ile başlıyor. Başlangıç cümlesi ve jeneriği ile zaten farklı ve güzel bir film izleyeceğinizi anlıyorsunuz.
"9", İstanbul'da bir kenar mahallede kimsesiz ama "yahudi", yahudi ama "deli", deli ama "ingilizce konuşan", ingilizce konuşan ama "hep anlaşılmayan bir şarkı mırıldanan", güzel ama saçları "kirpi" gibi olan; kirpi takma adlı, farklı bir kızın öldürülmesi üzerine, genel olarak sorgu odasında geçen; mahallede yaşayan şüpheli 6 kişinin sorgulanmasını anlatan, alışılmışın dışında bir film. Film boyunca mahalledeki şüpheli 6 kişi sorgu odasında kameraya konuşur. Arada mahalleden görüntüler yansır ekrana, bunlar ise karakterlerden birinin el kamerasıyla çekilmiştir.
Film çekildiği yıl Türkiye'nin yabancı dilde en iyi film dalında Oscar aday adayı olarak seçilmiş ancak aday olamamıştır.
Konusuna gelince; İstanbul'un bir kenar mahallesinde 'Kirpi' adı verilen kimsesiz kız (Esin Pervane) vahşice öldürülür. Mahalledekiler kız hakkında fazla bir şey bilmediklerini söylerler. Cinayetle alakalı 6 kişiyi sorgulanmaya başlanır: Fotoğrafçı Firuz (Ali Poyrazoğlu), kitapçı komünist Salim (Cezmi Baskın), ev kadını Saliha (Serra Yılmaz), milliyetçi delikanlı Tunç (Fikret Kuşkan), Saliha'nın oğlu Kaya (Ozan Güven) ve 'Amerikalı' (Rafa Radomisli).
Hepsi birbirini sever görünür ama hepsi birbiri hakkında konuşur. Konuştukça neler neler ortaya çıkar.
Evet film boyunca katili merak ediyorsunuz ama karakter tahlili öyle güzel işleniyor ki filmde. Bir de bakıyorsunuz ki oradaki her insanın hayatını merak etmeye sorgulamaya başlamışsınız...
Çünkü orası o küçük mahallede yaşayanlar ve yaşananlar Türkiye'nin küçük bir kesitini gösteriyor gibi...
Film herkesin birbirini tanıdığı ve birbirinden iyi insan olarak bahsettiği bizlere özgü mahalle kültürünün (hatta büyük kesitin de) aslında ne kadar da çürük bir yapı olduğunu da yüzümüze vuruyor.
Bir ara ben tiyatroda mıyım dedim kendi kendime... Oyuncular tek başlarına kameraya karşı öyle muhteşem oynuyorlar ki... hepsi çok güzeldi ama Serra Yılmaz ayrı bir güzeldi. Baş örtüsü, oturuşu, mimikleri beni benden aldı diyebilirim. Fikret Kuşkan da çok iyiydi. Hepsi muhteşemdi...
Böyle bir filmden bir kaç gün öncesine kadar haberim yoktu. Evet bu platformdan öğrendim. Tanıtan arkadaşa @liberta ya çok teşekkür ederim. En sevdiğim Türk filmleri arasında sayacağım bir filmim oldu.
Filmin daha çok izlenmesi ve gündeme gelmesi dileğiyle...
Keyifli seyirler diliyorum