Sen de bittin Rome... Birkaç sözü hak ettin. Diziyi Roma tarihi hastası erkek arkadaşımla birlikte izledik. Baştan söyleyim, düşük bütçesi ve yapım tarihi göz önüne alınınca dekorlar ve kostümler açısından bir başyapıt. Roma'nın sokaklarından senatosuna, kimi zaman Mısır'ın saraylarına, topraklarına…devamıSen de bittin Rome... Birkaç sözü hak ettin.
Diziyi Roma tarihi hastası erkek arkadaşımla birlikte izledik. Baştan söyleyim, düşük bütçesi ve yapım tarihi göz önüne alınınca dekorlar ve kostümler açısından bir başyapıt. Roma'nın sokaklarından senatosuna, kimi zaman Mısır'ın saraylarına, topraklarına varıncaya dek çizdiği taslağı bozmayan ve arka planda hep ambiyansı hayatta tutan bir şeyler barındıran bir dizi. İzlerken Roma'da yaşıyorsunuz evet, bir yandan da iyi ki Roma'da yaşamıyorum diyorsunuz. Ülkede mutlu insan yok. Canınızın kıymeti yok. Köleler köle oldukları için eğlencesine ölüyor, hanedan hanedan olduğu için taht kavgası bilmemne, ortalama halk insanı da sokakta eşkiyadan, hırsızlıktan, tecavüzden falan ölüyor. Bildiğimiz Roma yani.
Şimdi her şey böyle hoş güzel ise ben bu diziye bayılmış olmalıydım. Biraz da beni üzen yanlarına gelelim.
Ben cinselliğin kurgu öğesi olarak kullanılmasına karşı değilim. Cinsellik günlük hayatın yemek içmek gibi bir parçasıdır, hikayeyi zenginleştirmek için insanların savunmasız/içten zamanlarını incelemek anlamlıdır, dozunda olduğu sürece ekrana yansıtılması makbuldür. Lakin izlerken bezdim. Hikayeye katkısı açısından hiçbir faydası olmayan, rastgele zamanlarda rastgele karakterlerin seviştiğini izlemek bir noktada baydı.
Bunun tam aksine ise, Roma'yı izlemeye gelen bireyin en çok ilgisini çekecek savaş tarihi kısmı? Yok. Savaşa kadar build-up yapılıyor. Kim kime kızgın, kim kime ne entrikalar yapıyor vs. Lakin tüm savaşlar (biri hariç) offscreen gerçekleşiyor. Bir tane tüm duyuruları yapan şüşko bir abimiz var. Bakıyoruz hoppp, abimiz savaş bitti şu kazandı deyiveriyor. Ben de dümdüz ekrana bakıyorum. Madem savaş göstermeyeceksin ey Rome, neden bu kadar zaman hypelandırıyorsun beni?? Bütçe yetmeyişini anlıyorum ama şöyle bir parti savaşçı görsem yeterdi bana. Bir cephede kısacık bir sahne...
Bu savaşların geçilmesi demişken, dizinin zaman kavramı çok bozuk. Hiçbir uyarı yapılmıyor. Ekranda 3 yıl sonra gibi bir yazı çıkmıyor. Bir anda sahne geçiyor, olaylar gelişmiş, karakterler yaşlanmış. Biz de ne kadar zaman geçti ulan şimdi diye düşünerek kafayı yiyoruz. Beni kimi zamanlar delirttin, Rome.
Bir başka öfkeli olduğum konu character development. Karakterler değişiyor mu? Evet. Gelişiyor mu? Bazen. Ama bazen hiçbir tetikleyici olmadan karakterlerin kendine uymayacak bir hareket yaptığını görüyoruz. Bu da bana istemsizce olay olsun, hikaye ilerlesin amaçlı bir lazy writing hissi veriyor. Vorenus ve Pullo arasındaki 'kardeşlik' bağı dizide en iyi yansıtılan ilişki. Gerisinin içi çok doldurulamadığından aşklar yüzeysel, düşmanlıklar anlamsız, pembe dizimsi bir tat bırakıyor damakta.
Eh be ne gömdüm be! Kötü dizi de değil aslında. Sanırım bu underratedcılar tarafından böyle göklere çıkarılması bende yanlış bir önizleme yarattı. İzleyen herkes ölüp bayılıyor diziye ne hikmetse. Reyting mağduru olup 2 sezon sonrasında bitirilmesinin bunda etkisi olduğuna inanıyorum. Bu dizi izleyicinin gözünde şehitleşmiş ve olduğundan yüksek mertebelere getirilmiştir zannımca. Eh işte, güzel dizi tamam, fazlasına gerek yok. Tarihi dizi seven kitle keyifle izleyebilir.
Tüm bu yazı şahsi fikrimi yansıtmaktadır. Linci olan varsa alıp gelebilir, dert değil. Sevenine niye sevdin demiyorum.