Burada genelde sonradan dönüp bakmak için okuduğum kitapların alıntılarını paylaşıyorum ama dönüp baktığımda bu kitabı okuduğumda ne düşündüğümü de hatırlamak istedim. Erlend Loe’nin okuduğum ilk kitabı. Rastgele, araştırmadan satın almıştım ama okurken aynı zamanda yazarın da ilk kitabı olduğunu öğrendim.…devamıBurada genelde sonradan dönüp bakmak için okuduğum kitapların alıntılarını paylaşıyorum ama dönüp baktığımda bu kitabı okuduğumda ne düşündüğümü de hatırlamak istedim. Erlend Loe’nin okuduğum ilk kitabı. Rastgele, araştırmadan satın almıştım ama okurken aynı zamanda yazarın da ilk kitabı olduğunu öğrendim. Bir yazarı okumaya karar verdiysem, kitaplarını yazıldığı sırayla okumayı seviyorum. Tesadüfen yazarla tanışma kitabım ilk kitabı olduğu için de mutluyum, bu kitaptan sonra Erlend Loe’nun diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Kitabı yaklaşık 2 yıl önce almama rağmen bir türlü elim gitmemişti okumak için. Bazı kitapları okurken, sanki o kitabı okumak için en doğru zamanı seçmişim gibi geliyor ve bu çok nadiren oluyor. Kadının Fendi de o kitaplardan biri oldu benim için. 2 yıl önce bu kitabı okusaydım muhtemelen benim için pek anlam ifade etmezdi, geçen yıl okusaydım muhtemelen bu kitabı hiç sevmezdim, yeni okudum ve iyi ki okumuşum diyorum.
Genç bir adamın gözünden ilişkisini okuyoruz kitapta, basit bir kurgu, basit bir konu gibi görünüyor. Adamına hayatına bir anda dahil oluyor Marianne ve aynı evi paylaşmaya başlıyorlar. Kesin ve net kararları, düşünceleri, arzuları olan Marianne’yle ilişkisinde, tam olarak ne yapmak istediğini bilmeyen ve aslında pek de bir şey yapmak istiyor gibi görünmeyen adamın sınırlarının nasıl gittikçe daraldığını görüyoruz. İlk defa bir erkek karakteri, kadın karakterden daha yakın buldum kendime.
Kitap 2007 yılında “Kadın Gibi Geçti” ismiyle beyazperdeye de aktarılmış.
"Öyle işte, hepimizin içinde boğuşmamız gereken bir karanlık vardır." |23
"Mesele içimizdeki güçler, anlıyor musun Bent? Enerjimizle çeşitli numaralar çekmiyoruz. Enerji orada öylece duruyor. Bunu kullanabiliriz ya da hayatımız boyunca görmezden gelebiliriz, ancak onu oyuncak etmenin bir manası yok." |23
"Aşk ne kadar çok şey olabilirdi, bunu anladım." |36
"Nesnelerin (örneğin giysilerin) hayatım üzerinde doğrudan bir etkisi olabileceği kafama dank etti ve uyumadan önce ( geceyarısı gibi) bu düşünceyi bir güzel idrak edip kabullendim." |40
"Aşık olduğunun en büyük ispatı, insanın aşık olduğunu pek bilememesidir." |43
"İlle de bir yerlere ulaşmak zorunda olmanın stresten başka bir şey olmadığını söylüyor Marianne. ‘Önemli olan, şimdi ve burası’ diyor. Her anın tadı çıkarılacak." |50
"’Çok düşünüyorsun’ diyor Marianne, ‘Bunun bir dezavantaj olduğunu düşündün mü hiç?’ ‘Tersine, bunun benim için bir artı olduğunu düşünüyorum’ diyorum. Düşünmek benim için bir yolculuk." |58
"Ortak yaşam, sonu gelmez bir tavizler dizisinden ibaret." |62
"Büyük şehir hastalıklı bir fikir. İnsanların içgüdülerine karşı ve içimizdeki kötülüğü açığa çıkarıyor, diyoruz. Ve aniden kendimizi yalnız hissediyoruz." |63
"Ve insanın aslında mutlu değilken mutlu olduğuna inanması oldukça yaygın bir yanılgı, diyor." |65
"Hedef başkalarına bir şey anlatmayacakmışçasına yaşamak olmalı." |71
"…bazı şeyleri en çok tam ortasındayken sevdiğimi söylüyorum. Başlamak ya da bitirmek iyi olabilir ancak bir şeyleri yapıyor olmak daha da iyi." |71
"Her yer karanlık. İçerinin karanlık olması benim seçimim. Dışarıda sözüm geçmiyor." |88
"Hikayem esasen, başkalarından çok benimle ilgili olmalıymış." |96
"’Hayatta yalnızca bir kez yaşanabilecek durumlar var’ dedim, ‘Gelişime işaret eden olaylara ihtiyacımız var. Geleceği için sevindiğimiz, geldiğinde yaşadığımız ve sonradan hatırladığımız olaylar. Bu türden olaylar zamanın mevcudiyetini gösteriyor." |127
"Çok fazla düşünüyormuşum, düşüncelerim önümde engelmiş, sonra neler olacağıyla çok fazla meşgulmüşüm ve insanların hatıra biriktirmekten başka şeylerle de uğraşabileceğini kabul etmem gerekiyormuş." |127
"Bir şeylerle arama hem mesafe koyup hem de bu mesafeyi anında kapanabilecek kadar tutmanın mümkün olmadığını öğrenmeliymişim artık. Bu ödleklikmiş." |128
"Hayatımı yaşayacak olanın yalnızca ben olduğum düşüncesiyle dumura uğradım." |132