Dur şimdi nereden başlamalı. Dünyanın sonu? -Başlamak için geç kalınmış bi nokta evet ama napalım mevzu bu. Malumunuz karbon ayak izimiz almış başını gidiyor. Bilim insanları endişeli, insan suretli biz tuhaf yaratıklar böyle bencil olmaya, böyle istikrarlı tüketmeye, böyle umarsızca…devamıDur şimdi nereden başlamalı. Dünyanın sonu?
-Başlamak için geç kalınmış bi nokta evet ama napalım mevzu bu. Malumunuz karbon ayak izimiz almış başını gidiyor. Bilim insanları endişeli, insan suretli biz tuhaf yaratıklar böyle bencil olmaya, böyle istikrarlı tüketmeye, böyle umarsızca üremeye devam ederse dünyanın sonu elbet yakın. Hani bilindik kıyamet senaryosu değil çizilen. 2000'den sonra önlenemez bir biçimde dengesiz ilerleyen kaotik gidişatın sebep olacağı muhtemel sorunlar tartışılan. İnanılmaz hızlı bir süreç çünkü. Çözüm arayışındalar hep yaşanılabilir kainat için. Hayır tamam burasını bu kadar önemsemiş olmaları bizi biraz ürkütmüyor değil sonuçta sınırlı bir hayat. Yaşanılacak ve bitecek. Bencillik bu devrede vuku buluyor hemen, ya senden sonrakiler? Kimseyi düşünmeden etrafına tonlarca zarar vererek nasıl yaşamaya devam edersin? Bu karbon ayak izi mevzusu elbet uzun, bununla ilgili bi çok belgesel mevcut. Şunlara bi göz atarsanız konu hakkında fikir sahibi olmanıza biraz yardımcı olur.
(Cowspiracy: Sürdürülebilirliğin Sırrı)
(Seapiracy: Denizlerdeki Komplo )
Ki bununla ilgili "Sürdürülemiyor" isimli bi yazı da yazmışlığım var bloga.
Evet bu ayrıntılardan sonra, süper kahramanların değil de bilim insanlarının dünyayı kurtarmak gibi bi gayreti olduğunu kavradık sanırım.
Filmde de uzuun süren araştırmalar sonucu insanı 12 cm kadar küçültebilmenin yolunu bulmuşlar Norveçli bilim insanları. Bu da ne saçmalık. Ne işe yarar ki bu mevzu?
Kapitalizmin sevmeyeceği bişey olacağı kesin. Misal bi günlük giyim ve yiyecek ihtiyacınız için harcadığınız parayı küçülmüş bedeninizle iki yılda bitiremezsiniz, daha az harcama yaparsınız, tüketiminiz azalır, dolayısıyla karbon ayak iziniz de aynı oranda azalır. Sizi sevmez karteller. Ve babalar gibi yaşarsınız sizin için tasarlanmış küçük şehirlerde küçük insanlarla.
Bu elbet ütopik, elbet distopik görüntüler cereyan ediyor kafalarda hemen. Böcek gibi ezerler bizi ki çok mümkün. Fakat film bu distopyayla ilgilenmiyor. İlgilenmesin zaten, bezmedik mi hayatımızı cehenneme çeviren deneylerden. Biraz da Ütopya.Gerçi dünya her halûkarda yok oluyor ama neyse filmin değinmek istediği şey; safi iyilik. Evet evet. İster 12 cmlik bir insan olun ister 2 metrelik. Dünyanın sonu bir şekilde gelirken, dünyayı kurtarıp kurtarmama konusunu kafanızda kendinizi kahraman ilan etmeden çözümlediyseniz, küçük iyilikler yapıp, evrenin herhangi bir noktasını güzelleştirebilirsiniz.
•Orijinal adı Downsizing filimin
•2017 yapımı
•Bilim Kurgu / Komedi
Filmi çoğu yorumlarda gömmüşler. Bunu yapanların salt sinematografi olarak baktığını düşünüyorum filme. Keyif alıp alamama meselesi. Bunu bi aşsak artık ne var.
Sinema böyle bişey değil de neyse Matt Damon'ı bilirsiniz. Başrol erkek oyuncu. Filmde insanların 12 cm küçültüldüğü ile ilgili haberleri izleyince diyor ki annesine, Ay'a gidilmesinden sonraki en büyük şey bu. Hayır tatlım sen Mars'ta patates yetiştirdin. Zira 2015'de The Martian'ı da şaşkınla izlemiş ve sevmiştik.
Ne yalan söyleyeyim Downsizing'i de aynı keyifle izledim, hatta komik unsurlar da barındırıyor.
Vietnam protestocusu kadının ceza olarak küçültülmesi, Paul ile karşılaşması, Paul'un ona karşı olan nezaketi, kadının doğallığı, kendi oluşu. Üst komşusu, Dusan karakteri, bence renk katmışlar filme.
Bazı yorumlarda kadının davranışları eleştirilmiş. Bence bu Vietnam'lı kadın Paul'e yaşama amacı bahşetti. Bu davranışlarıyla iyilik yaparak yaşamayı seven bir adamın kendini insanlardan uzaklaştırmasını engelleyip, yeniden hayata dönmesine yardımcı oldu. Ben garipsemedim, zira bunu özellikle yaptığını düşünüyorum, içindeki iyiyi keşfetmesini istedi Paul'un.
Filmde her şey tıkırında. Hatta kapitalizm bile kendi çapında küçülerek var olmaya devam etmekte. Kötü insanlar, masum insanları küçültmekte. Suçlular ve yoksullar küçükken de yoksul olamaya devam etmekte. Lanet bi etrafı huzurla çevrili ütopyadan bahsedemeyiz. Mümkün mü zaten, Elysium (2013) da görmüştük. Etrafınız çevriliyken birileri sizi rahat bırakmaz. Yok öyle hepimiz eşitsiz bazılarımız daha eşit.
Konu bilindik olsa da bence işleniş değişikti.
Tavsiye ✨