1960 yılında Zhejiang/Çin'de doğan Yu Hua, üniversitede 5 yıl boyunca diş hekimliği okuduktan sonra 23 yaşında yazar olmaya karar vermiş ve bugüne kadar 4 romanı yayımlanmıştır. Yazarın 1993'de yayımlanan ikinci romanı To Live adlı eseri ise Türkçe'de Nisan 2016 yılında…devamı1960 yılında Zhejiang/Çin'de doğan Yu Hua, üniversitede 5 yıl boyunca diş hekimliği okuduktan sonra 23 yaşında yazar olmaya karar vermiş ve bugüne kadar 4 romanı yayımlanmıştır. Yazarın 1993'de yayımlanan ikinci romanı To Live adlı eseri ise Türkçe'de Nisan 2016 yılında "Yaşamak" adıyla Jaguar Kitap tarafından Bahar Kılıç çevirisiyle okuyucuyla buluşmuştur.
Çin Kültür Devrimi'nden oldukça etkilenen yazarın eserinde, devrimin yansımalarını da şiddetli bir şekilde görüyoruz. O yüzden kitaptan bahsetmeden önce kısaca Çin Kültür Devrimi'yle ilgili bilgi paylaşmak istedim.
Çin Kültür Devrimi ya da diğer adıyla Çin Komünist Devrimi, Çin'in kurulması yolunda, 1934'te imparatorluk içinde başlayan ve Çin-Japon Savaşı ile 2. Dünya Savaşı'nı da içine alarak sonuca ulaşan, 9 Eylül 1976'da Mao Zedong'un hayatını kaybetmesiyle de son bulan, Maocu bir halk devrimidir diyebiliriz kısaca.
Maoculuğun yaratıcısı olan Mao Zedong, 1943'de yani 2. Dünya Savaşı devam ederken Çin'in başına geçmiş ve Komünizm, Marksizm gibi akımları ülke bu dönemde oldukça sert bir şekilde yaşamıştır. Çin ve Japonya arasında gerçekleşen savaşın ardından, bu kez Komünistler ve karşıtları arasında Çin'de patlak veren savaşta; Mao'nun komünistlerini Sovyetler desteklerken, komünist karşıtı olan Çan Kay Şek'in önderliğindeki Kuomintang'a da ABD destek vermiştir. Çan Kay Şek'in yenilgisiyle sonuçlanan savaşların ardından da Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuştur.
Kitap, köy köy dolaşarak halk şarkıları derleyen anlatıcının, yine bir köyde Fugui adlı bir ihtiyarla karşılaşması ve sohbetleri esnasında Fugui'nin hayat hikayesini anlatmasıyla başlıyor.
Çin Kültür Devrimi öncesi büyük bir mirasa ve zenginliğe sahip olan Fugui ve ailesinin odağında devam eden hikayede, bir ülkenin ve o ülkedeki halkın sosyal statülerinin değişimi, yaşanan kıtlıklar, büyük demir eritme kampanyası, toprağın devletleştirilmesi, özel mülkiyetlerin kaldırılması, yemeklerin topluca yemekhanelerde yenmesi gibi köklü değişimlere küçük bir köyde verilen tepkileri de Fugui'nin ağzından dinliyoruz.
Çevirisi oldukça başarılı olan kitabın dili oldukça sade ve kolay anlaşılıyor. Fugui'nin yaşadıklarını ya da "Yaşamak" denilen kelimenin anlamını sorgulayabileceğiniz muhteşem bir eser bence. Savaşlar ve devrimler, ne yazık ki büyük sancılar, acılar ve kayıplar içinde geçer. Ülkeler ve halklar büyük sınavlardan geçer, büyük mücadeleler verirler yaşamak anlamında. Aslında bu yaşamak sadece hayatta kalmak anlamında değildir, acılarıyla, kayıplarıyla, mücadelesiyle kendi öz benliğini ve insanlığını devam ettirebilme gücünü bulmaktır. Yoksa hayat zaten bir şekilde devam ediyor, önemli olan yaşamak amacını kaybetmemektir.
Kitabı bitirdikten sonra, yine Çin Kültür Devrim'inin etkilerini yaşamış olan Çin'li yönetmen Zhang Yimou tarafından kitabın 1994 yılında sinemaya uyarlanmış versiyonunu da izledim. Cannes Film Festivali Büyük Ödülü'nü kazanan filmi, biraz kitaptaki konunun dışına çıksa da gayet başarılı bulduğumu (final hariç) söyleyebilirim. Okuduklarımı görsel olarak da pekiştirmek gayet güzel oldu.
Kısacası, bu güzel eseri benim gibi bugüne kadar okumayanlar için kesinlikle okumalı, okutmalı ve Yu Hua'nın kalemiyle tanışmalısınız derim. Ayrıca vaktiniz varsa filmini de mutlaka izleyin derim. Kitapla kalın...
Notum : 10/10