Öyle bir dünya düşünün ki, doğduğundan beridir bir şatoda tıkılıp kalan ve annesine orada sonsuzluğa veda eden bir kız var. Kimse onun hıçkırıklarını duymazken, onun göz yaşlarını silen biri ortaya çıkıveriyor. Onun karnını doyuran, geceleri ballı sütünü içiren, uyurken sıyrılan…devamıÖyle bir dünya düşünün ki, doğduğundan beridir bir şatoda tıkılıp kalan ve annesine orada sonsuzluğa veda eden bir kız var. Kimse onun hıçkırıklarını duymazken, onun göz yaşlarını silen biri ortaya çıkıveriyor. Onun karnını doyuran, geceleri ballı sütünü içiren, uyurken sıyrılan pikesini düzelten, onu merak eden bir adam hayatının merkezine düşüveriyor. Onu baba, arkadaş, sevgili yerine koyuyor. Ancak mutluluğun sınırlı olması şarttır ki bu adamı sadece onun görmesiyle, şizofren teşhisi konulan küçük kızın dünyası karmakarışık bir hal alıyor.
Yıllar geçiyor ve hem o şatonun içine giren, hem de kızın duvarlarını yıkan bir psikiyatrist geliyor. Kızın yıllardır soğuk fırtınalar esen kalbini ve ruhunu besleyen adam, aynı zamanda kızın halüsinasyon gördüğü hayatında bulunan tek kişiyle de savaşmaya başlıyor. Ancak görüyor ki hiçbir şey göründüğü gibi değil.
O şato...
O kasvetli havası olan şato...
Orada karanlık bir şey var.
Beyaz gözleri hayvan ağzına benzeyen sırıtışı...
Kitap öyle beni içine çekti ki, öyle sayfaların arasında hapis oldum ki, emin olun bunu tarif etmek benim için çok güç. Kitabın kokusuyla harmanlanırken, tek düşündüğüm diğer sayfada neler olduğuydu. Yazarın dili akıcı, kurgu ve (bir nokta hariç) detayları gayet iyi.
İlk başlarda romantik ve fantastik işlenirken, bir bomba etkisini vererek aniden ortaya gerilim dolu sahneler çıkıyor. Öyle ki özellikle o sahnelerde, farkında olmadan nefesimi ciğerlerime tutsak etmiştim. Ezel ve Karmen'in aşklarının çevresini saran karanlık sis, sadece onları değil beni de çevrelediğini hissedebiliyordum. Kitabın hala etkisinde kaldığım doğrudur ancak pişman değilim. Tekrar okumak isterdim ancak ikinci kitabını almayı dört gözle bekliyorum.
Her şey bir yana Haris'in de bir kalbi olduğunu ve ondan nefret etmediğimi kitabın sonlarında anlasam da, kitapta yer yer hak versem bile yine de en çok kızdığım karakter Karmen oldu. Yazarın, esas oğlanın eski sevgilisi karakterini kötü göstermeyişini çok beğendim; bu noktada benim için bu kitap diğer romantik kitaplardan ayrılıyor. Diğer yandan Ezel'in tutkusu ve cesareti gayet yerindeydi, birazcık deli cesareti olsa bile ...
-Spoiler-
Gelelim detaylarda saçma bulduğum noktaya. Bu kızın ilk başlarda Disney prenses filmi gibi şarkı söylemesi fazla tuhafıma gitti ve açıkçası bu duruma göz devirdim. Ancak bunun üzerine durmadan kızın yabancı dilde söylediği şarkılara rastladım. Bu kız yıllardır o kaleden çıkmıyor ve telefonu bile yoksa(bu demek oluyor ki medyadan da haberi yok) kız nasıl bu şarkıları ezbere biliyor..?
-----
Umarım fantastik romantik sevenler için benim gibi zevkle okur.
İyi okumalar...