Rus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov'un 1846 yılında tasarlamaya başladığı romanının ilk sinyallerini haber veren yazıları "Oblomov'un Rüyası" adıyla dört bölümlük yazı dizisi şeklinde Oteçestvenniye Zapiski (Anayurt Notları) adlı dergide tefrika edilmiştir. Derginin ilk dört sayısında yayımlanan yapıtın ilk iki bölümü…devamıRus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov'un 1846 yılında tasarlamaya başladığı romanının ilk sinyallerini haber veren yazıları "Oblomov'un Rüyası" adıyla dört bölümlük yazı dizisi şeklinde Oteçestvenniye Zapiski (Anayurt Notları) adlı dergide tefrika edilmiştir. Derginin ilk dört sayısında yayımlanan yapıtın ilk iki bölümü çok olumlu karşılanmamakla birlikte, daha sonraları okuyucunun ilgisini çekmeye başlamıştır.
1857 yılında tekrar ele aldığı ve bir ay gibi kısa bir sürede tamamladığı eseri için Gonçarov, "Bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkansız görünür. Ama unutmayın ki, bu eseri yıllarca kafamda taşıdım ve onu ancak kağıda geçirmek kalmıştı" der.
İlk baskısı 1859 yılında yapılan Oblomov, yayımlandıktan sonra tüm Rusya'da ilgiyle karşılanmış ve olumlu eleştiriler almıştır. Kitabı ülkenin her kademesinde neredeyse okumayan kalmamış ve her yerde herkes tarafından tartışılmıştır. Tüm bunların sebebi ise; o yıllarda Rusya'nın büyük bir değişime hazırlanıyor olmasıdır. Çünkü köleliğin kaldırılmasına üç yıl vardır. Kapitalizm Batı'dan tüm dünyaya yayılmaya başlamış ve yavaş yavaş Rusya’ya da sıçramıştır. İnsanların yaşam tarzı, kültürü her şeyi dönüşüme uğramaya başlamıştır. İşte Oblomov da Rus insanını eleştirisi ve onu batı insanıyla kıyaslaması sebebiyle tam zamanında yayımlanmış ve ülkede yeni bir kavram ortaya çıkarmıştır: Oblomovluk.
Oblomovluk kavramına geçmeden önce sizleri bu yeni kavramın ortaya çıkmasına sebep olan romanımızın baş kahramanı İlya İlyiç Oblomov'la tanıştırmak istiyorum. Toprak sahibi bir Rus soylusunun tek oğlu olan Oblomov, iyi bir eğitim görmüş ancak ömrü boyunca hiçbir iş yapmadan büyümüştür. Saçını dahi uşaklarının taradığı, çoraplarını, ayakkabılarını ve elbiselerini uşaklarının giydirdiği Oblomov, çevresinde sürekli hizmetlileri seferber olduğu için zamanla hiçbir şey yapamayan, sadece bağırmayı ve emretmeyi öğrenen ve her konuda başkalarına güvenen uyuşuk ve iradesiz bir insan olmuştur. Bu şartlarda hiçbir yeteneği de gelişemeyen Oblomov, (kısa bir memuriyet hayatından sonra hiç bir işte çalışmamış) maalesef pek çok şey yapmayı hayal eden ancak hiçbirini hayata geçiremeyen bir karaktere dönüşmüştür.
Aslında roman, Oblomov karakteri üzerinden Batı'daki yeniliklere açık olmayan, eski düzen ve geleneklere olan bağlılıkla yaşamayı alışkanlık edinen, mevcut zenginliklerinin üzerine hiçbir şey katmayan ve atılım yapmayan Rus aristokrasisine karşı geliştirilmiş kara mizah türünde toplumsal bir eleştiridir.
Oblomov, karakteri üzerinden eleştirilen bu tembellik alışkanlığı Oblomov’un değil, sistemin ve Oblomovluk'un suçu olarak gösterilmiş ama Oblomov karakteri de edebiyatta tembelliğin simgesi haline gelmiştir. Gonçarov, kendi ülkesinin insanlarını eleştirirken alternatif olarak da Andrey İvanoviç Ştoltz gibi bir karakterle bu eleştiriyi karşılaştırma aracılığıyla yapmıştır.
Oblomov’un çocuklukluğundan beri en yakın arkadaşı olan Ştoltz, Alman bir baba ile Rus bir annenin tek çocuğudur. Çocukluğundan beri sorumluluk almaya teşvik edilen, çalışkan ve bir Alman disipliniyle yetişen Ştoltz, Oblomov'un aksine sürekli yenilenen dünyaya kolaylıkla uyum sağlayabilen, hiç yorulmadan çalışan, hayatını bir düzen ve plan içinde yaşayan, yaptığı planlarını da hızlı bir şekilde hayata geçiren biridir.
Gonçarov, Oblomov-Ştoltz karşıtlığında eski ve yeni Rusya'yı, Doğu ve Batı'yı karşı karşıya koymuş belki de Rus halkının ve Doğu insanının kendisini tanımasına, Batı'dan farkını anlamasına imkan sağlamıştır.
Doğumdan ölüme kadar uzanan monografik bir roman tekniği ile yazılmış olan Oblomov'u, İş Bankası Yayınları'ndan Sabahattin Eyüboğlu ve Erol Güney'in çevirisiyle okudum. Rusça ve İngilizce çevirileri (Fransızca çevirisinin Fransa'da az anlaşıldığından dolayı eserin yarısından çoğunun atılması sebebiyle Fransızca çevirisi baz alınmamıştır.) karşılaştırılarak tam metin olarak çevrilen eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Zira Oblomov hepinize tanıdık gelecektir. Kitapla kalın...
Notum : 9/10