Spoiler içeriyor
"-bu kız cennette büyüdü. .. - hayaller cennette ölürler, ante. - kızım için en iyisini ben bilirim." *** "-julija, küçük tekneyle büyük tekne beraber limana yaklaşırlarsa ne olur? - büyük tekne batarken küçük tekne insanları kurtarır. - çarpışırlar. iyi geceler…devamı"-bu kız cennette büyüdü. ..
- hayaller cennette ölürler, ante.
- kızım için en iyisini ben bilirim."
***
"-julija, küçük tekneyle büyük tekne beraber limana yaklaşırlarsa ne olur?
- büyük tekne batarken küçük tekne insanları kurtarır.
- çarpışırlar. iyi geceler dileyip yat."
kızın yanıtı gerçekten çok iyi. babasının gözdağı verişine aldırmadan cesurca meydan okuyor. herkesten yalıtıp kızını ve eşini hakimiyeti altına alan bir baba. sürekli emirler yağdıran, her şeye karışan, kaba, zorba, otoriter, cinsiyetçi kıskanç bir adam. karısı ve kızına yatıp kalkacağı saatleri ne giyeceklerini dahi kendisi söyleyen birisi. kadın yeterince cesur değil, evlenmiş kabullenmiş ve kızı için de kendince fedakarlık yapıp katlanmaktadır. kızı ise ergenliğe dek babasının sözünü ikiletmemiş olsa da büyüme sancılarıyla birlikte isyan belirtileri göstermeye başlıyor. tabii kıvılcım yaratan adaya gelen yabancı javier'in telkinleri olur. baba sürekli kızını istemediği her davranışında aşağılayıp kafasındaki imgeleme uydurmaya çalışır. birey olma sancısını hiç görmez. başkaları ona bir şey sorduğunda bile kızını "babasının kızı" olarak nasıl görmeyi arzu ediyorsa kendisi kızın yerine lafa atlar konuşur.
kabus gibi gelir babanın tahakkümü. neyse ki javier yani başka bir adamın gözünde julija kendini yeniden gördüğünde cesaret edecektir bu fanus yaşamından çıkmaya. özellikle de annesi gibi olmamaya.
javier'e beni götür diye yalvarması isyanları mücadelesi sonuç vermeyince her şeyi kabullenir, filmin başındaki sekansa dönülür babayla yine ekip olup müren avlamak için dalış yaparlar. bu kez babası kendisine döndüğünde zıpkını ona doğrultup fırlatır ve yüzerek kaçar. sonsuz masmavi yakamozlu suda julija'nın balık gibi özgürlüğe yüzüşünü seyrederiz hayranlıkla.
babasının kendisi için yazdığı şiiri okurken atladığı dize, denize babamı almaya hakkın yok, hep getireceksin onu bana diye sesleniş minvalindedir. şiirde bile zorbalık. babanın ağzından babaya dizilen övgü ile bitiyor. halbuki kız her dalışta ulan şu herifi zıpkınla götünden vursam mı diye düşünüyor.
müren balığına çok fazla vurgu var. kız ile özdeşleşme kurulmuş. bu balığın avlanmaya kalkınca pek kolay ölmediği gibi direnip hatta kendi etini ısırarak kurtulmaya çalışması, inatçı ve kinci olabilmesi, çok zeki olması. j. balcombe balıkların bildikleri kitabında müren için gayet dalgıçlar yaklaşınca kendini sevdiren, özellikle çenesine dokunulmasndan zevk alan bir balık olduğunu söylüyor. orfozlarla birlikte daha verimli avlanmak için iş birliği de yaptıklarını ekliyor. bildiğin plan yapıyorlar yani yeteneklerini de birleştirip. daha ortada av yokken sinyalleşiyorlar falan. müthiş. julija da tıpkı bu balık gibi aslında sosyal biri ve birliktelikten hoşlanmasına rağmen huysuzluk yapmasının sonunda babasına karşı saldırganlaşmasının tek nedeni kendi özgürlüğünü savunmak zorunda kalışı. tıpkı müren gibi savunma amaçlı saldırıyor aslında. haliyle makul bir metafor olmuş. suyun altında babası zıpkınla müren avlarken müren kızı da babasını avlar sonunda.
güzel bir filmdi, ben sevdim.