Spoiler içeriyor
Böyle bir dünyaya evriliyoruz. Bencillik, gamsızlık, herkes, herkese aittir düşüncesi ve bolca saçmalıklar. İyi bir fikir güzel bir şekilde anlatılmış. Kalemine sağlık Huxley. Sadece baş karakterler sürekli değişiyor. İlk başta Lenina ve Foster’ın hikayesiyken sonra Bernard geliyor sonra Helmholtz sonra…devamıBöyle bir dünyaya evriliyoruz. Bencillik, gamsızlık, herkes, herkese aittir düşüncesi ve bolca saçmalıklar. İyi bir fikir güzel bir şekilde anlatılmış. Kalemine sağlık Huxley. Sadece baş karakterler sürekli değişiyor. İlk başta Lenina ve Foster’ın hikayesiyken sonra Bernard geliyor sonra Helmholtz sonra Vahşi’nin hikayesine dönüyor. Çocuklar doğrulmuyor, bir merkezde meydana getiriliyor. Anne baba, aile yapısı yok. Çok eşlilik var çünkü herkes herkese aittir. Bir kişiye bağımlı olmak duygular içinde mevcut değil çünkü bu şekilde şartlandırılmışlar. Uykuda öğretilme yapılıyor. Bernard bir anarşi meydana getiriyor. Kitabın sonsözünde ise belki yapım aşamasında bir hata meydana gelmiştir diye söylüyorlar. Sonra Vahşi geliyor. O da manyak birisi. İki ortamda da dışlanıyor bir anlamda. Ten rengi yüzünden ve annesi yüzünden ayrıbölgeden ve durumu itibariyle uygarlıktan. Mustafa Mond oranın denetçisi ve Vahşi ile sohbeti ve sakin üslubu beni çok etkiledi hazırcevaplığı vs. Baya iyiydi. Beni en çok üzen durum John’un ayrıbölgede yaşadıkları. Çünkü dışlanıyordu. Bu da beni üzdü açıkçası. Sonrasındaysa annesinin ölümü, hissettikleri ve oradakilerin gülmesi. Duygularla dalga geçiyorlar. Böyle bir dünyada yaşamak korkunç.
Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.
Kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gib, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefer daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir. (Önsöz)
“Çünkü zaten çoğu durumda doğurganlık sadece başa beladır.”
Bebekler kitaplara ve çiçeklere karşı nefretle yetiştiriliyor. Kitapların nedenini anladığını söyleyip çiçekleri soran öğrenciye Müdür “Kır çiçekleri ve manzara seyretmenin önemli bir kusuru var, bedavalar” diye açıkladı. Durum ekonomi politikasıyla alakalıydı.
Hipnopedik atasözüne değinerek, “Ama herkes, herkese aittir,” diye başladı.
Bu arada Henry “Evet, gerçekten Lenina’yı bir denemeni öneririm.” diyordu.
Lenina, Henry’e bağlıyken Henry böyle bir öneride bulunuyor. Çok itici.
Başarı kendisini uzlaştırdıysa da, yine de düzeni eleştirme ayrıcalığından vazgeçmeyi reddediyordu. Çünkü eleştiri eylemi, kendi önem hissini pekiştiriyor, daha güçlü hissettiriyordu.
“İnsan mutluluk konusunu düşünmek zorunda olmasa, yaşam ne kadar eğlenceli olurdu.”
“Mutsuzluğu, burada yaşadığın sahte, yalancı mutluluğa yeğlerim.”
“Sizi özgürlüğünüze kavuşturmaya geldim.”
İnsanlar Tanrı’ya inanırlar çünkü öyle şartlandırılmışlardır.
“Ben keyif aramıyorum. Tanrı’yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum.”
Birkaç tane de diyalog ve replik seçtim. İyi okumalar. Öneriyorum.
9/10