Spoiler içeriyor
85- Kim, İslamdan başka bir din ararsa o din ondan asla kabul edilmeyecektir. O kimse âhirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır.(bu arada buradaki İslam Tanrı'nın bütün dönemlerde var ettiği İslam modeli bkz: İnnedine indallahil İslan) Kim İslamdan başka bir din ararsa…devamı85- Kim, İslamdan başka bir din ararsa o din ondan asla kabul edilmeyecektir. O kimse âhirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır.(bu arada buradaki İslam Tanrı'nın bütün dönemlerde var ettiği İslam modeli bkz: İnnedine indallahil İslan)
Kim İslamdan başka bir din ararsa Allah onun aradığı o dini asla kabul etmeyecektir. Ayrıca o kişi âhirette Allahın rahmetini kaybedip hüsrana düşenlerden olacaktır.
Hz. İsa hakkında Hristiyaniar üç gruba ayrılmışlardır;
a- NASTURÎLER: Bunlar "İsa aramızda Allah´ın oğluydu. Sonra Allah onu alıp kendisine yükseltti." dediler.
b- YAKUBİLER: Bunlar diyorlardı ki: "Allah, İsa´nın şeklinde içimize gelmişti. Sonra geri göğe çıktı."
c- GERÇEKTEN İMAN EDENLER: Bunlar da diyorlardı ki: "İsa aramızda Allah´ın kulu ve Peygamberiydi. Sonra Allah onu yükseltip kendisine aldı."
Ne yazık ki, iman etmeyen ilk iki grup iman edenler galip gelerek onları ortadan kaldırdılar. Nihayet Hz. Muhammed (s.a.v.) geldi. Tevhid inancı tekrar ortaya çıktı.
Maide Suresi 105- Ey İman edenler, siz kendinizi koruyun. Siz doğru yolda olursanız başkasının sapması size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah´adır. O zaman yaptıklarınızı size haber verecektir.
Tevbe Suresi 32- Onlar, ağızlarıyla Allahın nurunu söndürmek isterler. Kâfirler istemeseler de Allah, nurunu mutlaka tamamlayacaktır.
Hahamlarını ve papazlarını rabler edinen bu kâfirler, Allahın nuru olan İslâmı yalanlayarak ve insanların onu kabul etmelerine engel olarak ağızlarıyla söndürmeye kalkarlar. İnkarcılar istemese de Allah, dinini mutlaka yüceltecek ve nur olan hakkı tamamlayacaktır.
Yunus Suresi 16- Ey Muhammcd, de ki: "Eğer Allah dileseydi Kur´anı size okumazdım. Allah da onu size bildirmezdi. Ben o, Kur´an gelmeden önce yıllarca aranızda bulundum. Hiç aklınızı kullanamaz mısınız
Ey Muhammed, onlara de ki: "Eğer Allah dileseydi ben size bu Kur´anı okumazdım. O da size bunu bildirmiş olmazdı. Ben, bana vahiy gelmeden önce kırk yıl sizin içinizde kaldım. O süre içinde böyle bir iddiada bulundum um Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz Şayet ben böyle bir şeyi uyduracak olsaydım bunu daha önce yapardım.
Âyet-i kerime, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)´in, hak Peygamber olduğunu beyan etmektedir. Zira o, müşriklerin arasında kırk yıl yaşamıştır. Hayatının bu bölümünde davranışlarıyla, aklı ve güvenirliliği ile hep seçkin bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Kırk yaşından sonra, böyle mümtaz bir şahsiyetin, kendiliğinden kitap uydurup ve bunu, Allah tarafından gönderildiğini söylemesi mümkün müdür Bunun böyle olduğunu iddia etmek akıl işi değildir.
19- İnsanlar, sadece tek bir ümmet idiler. Sonra ihtilafa düştüler. Eğer rabbinin geçmişteki bir sözü olmasaydı, ihtilaf ettikleri hususlarda aralarında hüküm verilmiş olurdu.
İnsanlar, aynı dine mensup tek bir ümmetti. Fakat dinleri hususunda ihtilafa düştüler. Böylece yolları ayrıldı. Eğer rabbinin "Bir topluluğun eceli gelmeden helak edilmeyecektir." şeklindeki sözü olmasaydı, ihtilaf ettikleri hususlarda, onların aralarında hükmünü verir hak yolda olanları kurtarır, bâtıl yolda olanları ise helak ederdi.
107- Allah, seni bir zarara uğratırsa, onu senden kaldıracak ancak O´dur. Sana bir iyilikte dilerse lütfuna kimse mani olamaz. O, lütfunu kullarından dilediğine verir. O, çok affeden ve çok merhamet edendir.
Ey Resulüm, şayet sana Allah tarafından bir sıkıntı veya bir felaket dokunacak olursa onu senden, Allaha ortak koşulan putlar değil ancak Allah kaldırır. Şayet Allah sana bir hayır diler, herhangibir nimet verirse, Allahın lütfuna karşı gelecekte hiçbir kimse yoktur. Allah, darlık ve genişlikleri, rahmet ve felaketleri, kullarından dilediğine isabet ettirir. O, kullarından tevbe edip ona yönelenin tevbesini çokça kabul eden ve kendisine iman edip itaat edenlere de çokça merhametli davranandır.
Bu âyet-i kerime, hayrın da şerrin de, faydanın da zararın da ancak Allah tarafından olduğunu, bu hususta ona hiçbir şeyin ortak olmadığını, bu sebeple, ibadet edilmeye de sadece onun layık olduğunu beyan etmektedir.
Bu hususta Abdullah b. Abbas şu hadis-i Şerifi rivayet etmektedir: Abdullah b. Abbas diyor ki:
" Birgün Resulullah´ın terkisine binmiştim. Resulullah (s.a.v.) bana şöyle dedi: "Ey genç sana bazı şeyler öğreteceğim. Sen, Alîahın emrini gözet ki Allah da seni korusun. Allahın emrini gözet ki, onu yanında bulasın. Birşey istediğinde Allah´tan iste. Bir yardım dilediğinde Allah´tan dile. Ve şunu iyi bil ki bütün ümmet bir araya gelip sana herhangi bir fayda sağlamaya çalışsa Allahın, senin için takdir ettiğinin dışında sana hiçbir fayda sağlayamazlar. Yine bütün ümmet sana herhangi bir zarar vermek için bir araya gelecek olsalar, Allahın, senin için takdir ettiği dışında sana herhangi bir zarar veremezler. Artık kalem kaldırılmış ´ sahifeler durulmuştur.
108- Ey Muhammed, de ki: "Ey insanlar, size rabbiniz tarafından hak geldi. Kim doğru yola giderse kendi lehine doğru yola gitmiş olur.Kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Ben, üzerinize vekil değilim.
Ey Muhammed de ki: "Ey insanlar, size, hak olan Kur´an geldi.Onda hidayet ve açıklamalar vardır. Kim hak yolu tutar, dosdoğru giderse, ancak kendi lehine hareket etmiş olur. Kim de Allah katından gelen hak din´den ve kitaptan sapacak olursa, kendisine zarar vermiş olur. Ben, sizi düzeltmek için üzerinize gönderilmiş bir zorba değilim. Ben, ancak tebliğ eden bir Peygamberim.
Hud Suresi 109- Ey Muhammed, şu putperestlerin taptıklarının bâtıl olduğundan hiç şüphe etme. Bunlar da daha önceki atalarının yaptıkları gibi puta tapmaktadırlar. Muhakkak ki biz onlara, ceza paylarını eksiksiz vereceğiz.
Ey Muhammed, sen kavminin, Allaha ortak koşan müşriklerinden, put ve benzeri şeylere ibadet edenlerin, ibadetlerinin bâtıl ve yersiz olduğundan şüphe etme. Onlar ancak, daha önceki atalarının put ve benzeri şeylere taptıkları gibi tapmaktadırlar. Onların, atalarını taklit etmekten başka hiçbir delilleri yoktur. Şüphesiz ki biz de onların hak ettikleri ceza veya mükâfaatları eksiksiz olarak vereceğiz. Onlar, yaptıklarından dolayı serbest bırakılmayacaklardır.
Bu hususta bir Hadis-i Şerifte şöyle anlatılıyor: "Ebu Rezin diyor ki:
"Dedim ki: "Ey Allahın Resulü, rabbimiz, yarattığı varlıkları var etmeden önce neredeydi Resulullah: "O, kendisiyle beraber hiçbir şey bulunmaz bir haldeydi. Ne altında hava bulunuyordu ne de üstünde. Allah, arşını suyun üzerine yarattı.
118- Eğer rabbîn dileseydi, insanları tek bir ümmet yapardı. Fakat onları serbest bıraktı, Onlar da durmadan ihtilaf etmektedirler.
Allah teala bu âyet-i kerimede, dilemiş olsaydı bütün insanları tek bir din üzerinde ittifak eden tek bir ümmet yapabileceğini, fakat hikmeti gereği onları, kendi ilahi iradesiyle bir dinde toplamayıp serbest bıraktığını ve insanların da bu serbestlikten istifade ile ihtilaf ettiklerini beyan etmektedir. Fakat bunlardan bazıları hak yolu tutmuş diğerleri ise bâtıla saplanmışlardır.
Yusuf Suresi 106- Onların çoğu ancak müşrik olarak Allaha iman ederler.
Kafirlerin çoğu Allaha, aynı zamanda putları da ortak koşarak iman ederler. Onlar, kendilerini Allahın yarattığını ve rızıklandirdığıni söylerler. Bununla beraber Allahın dışındaki varlıkları ilahlık mertebesine yükseltirler ve onları Allaha ortak koşarlar.
19- Aleyhine azap vaadi gerçekleşen kimseyi mi, cehennemde olanı mı sen kurtaracaksın.
Bu âyet-i kerime şu şekilde de izah edilmiştir: Ey Muhammed sen, hakkında azap vaadi gerçekleşen kimseyi mi hidayete erdirecek ve sen mi onu cehennem ateşinden kurtaracaksın Sen buna güç yetirecek değilsin.
♦Allah teala bu âyet-i kerimede, insanları hidayete kavuşturacak olanın ancak kendisi olduğunu, Hz. Muhammed´in dahi insanları hidayete erdinneye gücünün yetmeyeceğini beyan ediyor. Böylece Resulullahı, iman etmeyen inatçı kâfirler karşısında teselli etmiş oluyor.
Uzun uğraşlar sonucunda - yaklaşık 4 aydan beri- sonunda bu kitabı okuyabildim.