Spoiler içeriyor
Anladığım kadarıyla Cemre Demirel bu yazısında tasavvufun bir şirk gibi ya da şirk gibi olmasada şirke götürecek kadar güçte bir anlayış olduğunu anlatmaya, açıklamaya çalışıyor. Açıkçası kitaba daha yenii başladım, bitirdiğimde kişisel görüşümüde buraya aktarırım. Bu adamın Youtbe'da tasavvuf hakkında…devamıAnladığım kadarıyla Cemre Demirel bu yazısında tasavvufun bir şirk gibi ya da şirk gibi olmasada şirke götürecek kadar güçte bir anlayış olduğunu anlatmaya, açıklamaya çalışıyor. Açıkçası kitaba daha yenii başladım, bitirdiğimde kişisel görüşümüde buraya aktarırım. Bu adamın Youtbe'da tasavvuf hakkında 1 videosu mevcut 2'si falanda gelir, gelecek demiş ama icraatı yok(muş) kaç senedir. Açıkçası deist olmayıp müslüman olmasından ötürü bir diğer youtuber olan Diamond Tema'dan bu adamı kendime daha yakın gördüm bağ olarak tabii manevi anlamda. Diamond'ın banave biize kattıklarınıysa açıklamama gerek yok sanırsam, her ne kkadar bende bi ara agnostik olsamda şu an müslümanım o mahiyettten açıklama yaptım.
Bu kitap hakkında çok şey söylenir ama başlangıç olarak sadece şu sonsözü buraya atayım:
Sadece Allah'ın rızası için yazdığım, yazımından beş kuruş para talep etmediğim ve uğrunda bir sürü risk aldığım bu kitabı, teşhisi daha 14.yüzyılda koyan İbn Haldun'un bir sözüyle noktalıyorum:
"Akletmek Müslümanlar tarafından terk edildi ve bu yüzden zelil bir hale düştüler."
Ruhçular ve sufiler lafta kutsal kitaplara inanırlar fakat kutsal kitabın söylediklerine daima mecazi anlamlar yüklerler. Yahudi mistikleri olan Kabalacıların Tevrat'a mecazi anlam yüklemeleri gibi, Hristiyan ülkelerde yaşayan New Age'cilerin İncil'e mecazi anlam yüklemeleri gibi, bizim tasavvufçular da Kur'an'a mecazi anlamlar yüklerler. Bu, "Ben bu kitaba inanmıyorum" demenin kurnazca bir yöntemidir. "Ben bu kitaba inanmıyorum" diyerek dindarlar tarafından dışlanmak yerine, kitabın söylediği her cümleye kendilerince bir anlam katar, kendi dinlerini kurarlar. Sufilere göre Kur'an'daki cennet ve cehennem de mecazdır, zira işin sonunda Allah ile bir olmak vardır. Cehennem onlara göre kişinin Allah'tan uzaklaşması, cennetde Allah'a yakınlaşması anlamında mecazi terimlerdir. Örneğin Yunus Emre'nin şu meşhur dörtlüğünde de bunu görebilirsiniz:
"Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç huri,
İsteyene ver onları,
Bana seni gerek seni."
Yüzyıllardır bize bu sufiler sempatik olarak gösterildikleri için, Yunus'un bu dörtlükte "Bana Allah'ın rızası gerek" demek istediğini düşünebilirsiniz. Fakat Yunus'un söylediği çok açıktır:"Cenneti, nimeti boşver, ben Allah ile bir olmak istiyorum".
Akıl yoluyla, düşünceyle hiçbir şey elde edemezsin, bunlar boştur ve avamın işidir. Gerçek bilgi sadece şeyhten gelir,çünkü şeyh doğrudan Allah'a bağlıdır, hatta Allah'ın vücud bulmuş halidir. Sen bu dünya işlerini bırak, gel şeyhine bağlan ve kurtul. .. Uyanın güzel kardeşim, Allah rızası için uyanın. Size'mübarek'diye anlatılan adamlar gerçeğin üstünü örten hakikat düşmanlarıdır. Bunlar sizin hem bu dinyanızı, hem de ahiretinizi mahvediyor. Ve sanmayın ki bunlar sadece eskide yaşamış, ölüp gitmişlerdir, tabii ki ölüp gittiler fakat etkileri bugün tüm şiddetiyle devam ediyor.
Haa neymiş, her 100 yılda bir İslam'ın "güncelleştirilmesi" için bir mücedddit (yenileyici) geliyormuş(o değilde bende inanıyordum bu saçmalığa) , bu Rabbani de bu güncelleyici arkadaşların en ulularından biriymiş.
Daha elindeki telefonun işletim sistemini güncelleyemez, gider komşunun oğluna yaptırır, bir de gider İslam'ı güncellemeye kalkar.
He sonra da "yahu bunlar hurafe, Kur'an'da yok" deyince biz "reformcu" oluruz. E be kardeşim reformun kralını siz yapıyorsunuz ya?
Tasavvuf; İslam'ın New Age'i, Yeni Ahit'i, yozlaştırılmış halidir. Ki zaten tasavvuf başlı başına New Age(spiritüalizm) dinidir.
Örneğin Bakara Suresi 286.ayette Allah Müslümanların şöyle söylemesini emreder:
"Sen bizim Mevlâ'mızsın. Gerçeği örten nankörler/inkârcılar topluluğuna karşı yardım et bize!"
Bu ayetteki "Sen bizim Mevlâ' mızsın" ifadesinin arapça okunuşuda şudur: "Ente Mevlânâ".
Yani "Mevlana" ; Allah'a söylenmesi gereken bir sözken, "Mevlamız" anlamına gelirken, zamanında Allahlığını ilan etmiş Celaleddin Rumi'ye de biz gidip"Mevlana"diyoruz. Bu ayete ek olarak Tevbe suresinin 51.ayetinde de Müslümanlar Allah'a yine "Mevlana" (Mevlamız) derler, çünkü bu Allah'ın bir ismidir. "Ama şimdi orada o bizim ustamız anlamında saygı..." diye geveleyecek olursanız, size Hristiyanların İsa saygısını örnek olarak veririm. Saygı dediğin şey yalakalığın dozunu arttırıp şirk koşmakla olmaz.
Direkt Allah'tan yardım istemek zor gelir bu insanlara... Kulun Allah ile arasına aracılar koymasının adına Kur'an'da ne denildiğinide gayet iyi biliyoruz: Şirk.
... Zira bu pagan ve spiritüalist inanç eskilere kadar uzanır. Şimdi şu ayetleri çok dikkatli okuyun:
"O gün ki, onları hep birlikte mahşere toplayacak, sonra meleklere:" Şunlar size mi tapıyorlardı? "diyecek.
" Seni tenzih ederiz. Sensin onlara karşı bizim sahibimiz! Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanmıştı! "diyeceklerdir. (Sebe Suresi 40-41)
.. Ayetler açık seçik işte bu pagan inanışı anlatıyor.
.. Olay sadece nabza göre şerbet meselesidir. Muhafazakarlara ayrı bir dille hitap edersin, modernlere ayrı bir dille hitap edersin, fakat işin özünde hepsine de aynı iddiayı yedirirsin: Şirk ve panteizm. Mesele bundan ibarettir.
Hayretle omudum yazılanları ve sonunda bitirdim. Ve bu kitaptan anlıyorum ki tasavvuf tam anlamıyla bir şirktir, vahdet-i vücud ve şühud, şirkin ta kendisidir. Ve İslam'ın içine de sızmıştır, sızabilmiştir maalesef. tasavvuf = spiritüalizm = paganlık.
Öğretileri yine aynıdır, “tüm varlık birdir, tüm dinler birdir, her şey Allah’tır, sen ve ben de Allah’ız.”
Özetle her zaman söylediğim şu sözü buraya aktarıyorum: "Kusursuz Müslüman, insan yoktur; halihazırda kusursuz bir din vardır." Selametle...
(Yazar ayrıca ileride ateizmin yerini galiba büyük oranda spiritüalizminde alacağını söyler... Kaldı ki illuminati ve yahudi güçlerinin amacıda şudur(yani aynı kapıya çıkar): New World Order Tek dünya, Tek devlet, tek din, tek para, ayrıca kitapta Wachowski kardeşlerden ötürü Matrix'in de tamamen spiritüalist bir film olduğu söyleniyor, doğrudur yüksek ihtimalle öyle ama ben filmi hiç o gözle izlememiştim. Zaten yazar filmi robot insan savaşından öteye nitelendiriyor, kaşık örneğinde olduğu gibi amaç bambaşkaymış aydınlandım. Bu arada tasavvuf mistik bir öğretidir. Bilmeyenler için bkz; Mistisizm)