Evli ve çocuk sahibi olan Sedat, çeşitli oyunlarla örgütünden uzaklaştırılınca kendisini sudan çıkmış balık gibi hisseder. Onu yaşama bağlayacak, mesleği kadar sevdiği Mine’yle karşılaşır ve hayatındaki boşluğu aşk doldurur. Ancak Mine’nin ansızın ortadan kaybolması, her şeyi altüst eder ve Sedat…devamıEvli ve çocuk sahibi olan Sedat, çeşitli oyunlarla örgütünden uzaklaştırılınca kendisini sudan çıkmış balık gibi hisseder. Onu yaşama bağlayacak, mesleği kadar sevdiği Mine’yle karşılaşır ve hayatındaki boşluğu aşk doldurur. Ancak Mine’nin ansızın ortadan kaybolması, her şeyi altüst eder ve Sedat da sevdiği kadını aramaya başlar.
Kitaptan Alıntı Sözler;
Zaman sanki yaşadıklarımı eritip birbirine karıştırmış; ağır ağır içine gömüldüğüm bu tuhaf bulamacı çözemiyorum.
Anlayamıyorum. Anlamadıkça da korkmaya başlıyorum. Geçmişimden, aklımdan, bedenimden, bu eski konaktan korkuyorum.
"Katillerimi bulmak sizin işinizdi," diyor sözümü yanda keserek. "Ben senin için geldim."
Gülümsüyor. Ben de ona gülümsüyorum. Hiç de ölmüş birine benzemiyor.
Dertleşmek isteyen bir dostun içtenliğini hissediyorum.
"Kendi zekana da benimkine de hakaret ediyorsun."
"Sen ne düşünüyorsun? Bu ilişki yanlış mıydı?"
"Yanlış olduğunu bilseydin yapmayacak mıydın?"
"Belki ..."
"Bence yapardın. Aşık olmuşsun. Senin yaşında aşk çok tehlikelidir."
Herkese, herşeye küfretmek geçiyor içimden.
"Ne olur kendinize dikkat edin." Bu dileğinde içten, çünkü bana bir şey olursa kendi başının da yanacağını çok iyi biliyor.
Günlerdir tedirginlikler içinde kıvranarak özlemini çektiğim genç kızın, bu çıkmaz sokakta rastladığım hayaline incitmekten korkarcasına yaklaşıyorum.
Kocasını bir başka kadınla kim paylaşmak ister?
"O kız, ayaklarını yerden kesti, çoktan unuttuğun bir dünyaya götürdü seni..."
Defalarca mücadele etiğim , yendiğimi sandığım ama olaylar durulup da kendi başıma kaldığımda, yüzeye çıkan o sinsi acı ele geçiriyar benliğimi.
akla, mantığa sığdıramadığım, çözümleyemediğim, çözümIediğim zaman da işin içinden çıkamadığım bir durum bu.
İnsan sevdiğinden nefret eder mi?
hem nefret ettim hem de ölümüne istedim onu. Ölümüne mi? Sadece ölümüne değil, değer verdiğim ne varsa hepsinden vazgeçme pahasına.
Dairemin bulunduğu kata çıkana kadar bu düşüncelerle yiyorum kendimi.
"Ben de sizin kadar üzülüyorum," diyorum.
"Sanmam, ateş düştüğü yeri yakar," diyor.
Sen bu güzel kadına layık değildin, diye söyleniyordu içimdeki o ses.
Sokakta yürürken her adımda biraz daha ağırlaştı düşüncelerim. Ne yapacağımı bilmeden sokaklarda dolaşıp durdum.
ama sesin de o güne kadar hiç duymadığım bir yumuşaklık vardı. Utandığını, ezildiğini hissettim. Boğazıma bir şeyler düğümlendi.
Koca adam, kaldırıma oturup hüngür hüngür ağlamaya başladım.
'Yaşam ağlamaya değmeyecek kadar saçmadır' diyordu.
Tek çıkar yol onu bırakmaktı. İşi uzatmanınn, yaşadığımız her günü işkenceye dönüştürmenin de bir anlamı yoktu. Bu kararın bana ne kadar acı verdiğini söylememe gerek yok
yaşamımın ona ait bölümünü kesip atmak istiyordum.
İnancın ne kadar yıkıcı bir silah olabileceğini bir kez daha görüyorum.
Üzerimde bir yorgunluk var; bedensel bitkinlikten çok, duygusal bir yorgunluğa benziyor. Çalışırken kayboluyor ama yalnız kalınca yeniden depreşiyor. Sanırım yaşamımın en kötü dönemini geçiriyorum.
Bazen beni öldürecekler diye korktuğum bile oluyordu.
Serbest bir kızdı.
Daha lisedeyken bir sürü sevgilisi vardı. Çok rahattı
'Başına bir iş gelir kızım,' dedim, dinlemedi.
Üniversiteye girince iyice yoldan çıktı.
"Şiir yazmak zor iş. Ben hiç yazmadım."
"Bırak şu vurdum duymaz tavırları," diyor.
"Farkında değil misin, ağzımızı yokluyorlar."
Korku zekasını ele geçirdi.
Konuşmalarından, davranışlarından gençlik fışkırıyor, öyle rahat, öyle tasasız.
Yıllar henüz onu örselememiş.
"Eğer gıkını çıkarırsan beynini dağıtırım. Anladın mı?"
Kafasının içinde neler döndüğünü ancak şeytan bilir.
"Güzel kadındı. Hiç unutmadığım bir sözü vardır.
'Güzelin düşmanı çok olur oğlum,' derdi.
Bir de, 'Güzelin bahtı kara olur.' Söylediği gibi çıktı.
Yeni kuşak gerçekten de çok farklı.
her şeyden uzaklaşıp bir süre kafasını dinlemek istemişti.
O günlerde herşeyin bir anlamı vardı. Kendimi hiç boşluktaymış gibi hissetmezdim. Gerçekliğin saçma duvarlan arasında sıkışıp kalmazdım.
Her aşık, sevdiğini kaybetme kaygısını taşır."
"Bu ülkede kanıtsız, tanıksız insanlar asıldı," diyor umarsız bir ses tonuyla.
"Öyle," diyorum kesin bir ifadeyle.
"Aynen öyle. Liseli bir çocuk gibi aşık oldum."
Aşk meşk, bunlar fasa fiso.
"O kıza neden aşık oldun?"
"Nedenini bilemiyorum, ama ona aşık oldum."
Şeytan diyor suratının ortasına bir tane yapıştır.
bakışlarında yine o sertlik, o yiğitlik.
O anda en çok anamın ölmüş olmasına şükrettim. İyi ki ölmüş de bugünleri görmemişti.
Gönül kimi severse güzel odur.
Bir zamanlar aşık olduğu adam onu öldürmeye çalışıyor.
onu vurmuş olabileceğimi unutmaya çalışıyorum. Yoksa çıldıracağım...
Teni de gülümsemesi gibi soğuk ve uzak.