Kitapları Sevdiren Bir Kitap Şuanda kitabı okuyorum ve kitaba gerçekten aşık oldum diyebilirim. İncelemeyi size kitaptan sadece bir diyalog aktararak yapmak istiyorum. ... Bir seferinde de İskender Bey'in tapuda çalışan bir ahbabı ki, birkaç telif eseri de vardır, ona rastladı.…devamıKitapları Sevdiren Bir Kitap
Şuanda kitabı okuyorum ve kitaba gerçekten aşık oldum diyebilirim. İncelemeyi size kitaptan sadece bir diyalog aktararak yapmak istiyorum.
...
Bir seferinde de İskender Bey'in tapuda çalışan bir ahbabı ki, birkaç telif eseri de vardır, ona rastladı. Adam kendi adına bir kitap bastırmış, birazını satmış, bir kısmı elinde kalmış. Elinde kalan kitapların son partisini bila ücret İskender Bey'e veriyordu. Dört forma, karton kapak, bekleye bekleye sararmış bir kitap: "Filan köyün folkloru"
-İskender Bey, kitap meraklısı, folklor araştırmacısı arkadaşlarına hediye olarak verirsiniz. Biliyorsunuz, bizim evde kitap koyacak yer kalmadı. Hanımla kanlı-bıçaklı olduk.
- Ee, mirim, size sõylemiştim; ya hanım, ya kitap; birini tercih edeceksiniz.
-Olmuyor efendim, olmuyor. Birini tercih etsem öteki darılıyor.
İskender Bey gülümsüyor.
- İki evli oldunuz yani.
- Tam buyurduğunuz gibi. Geçende beni âdeta tehdit etti.
İskender Bey yapmacık bir merakla:
- Ya! Olacak şey değil!
-Oldu efendim, inanın oldu. Elerini beline koyarak: "Bana bak Kâzım Efendi, ya ben ya kitapların seçimini yap" dedi ve çekildi.
-Ne yaptınız?
-Ne yapabilirim efendim? Hanımdan korkmayan mı var. Bu yaşta yalnız kalmak zor. E, kitaplara da kıyamıyorum.
-Çözüm!
-Çözüm şöyle efendim. Hanıma göstere göstere bazı kıymeti kalmamış kitapları, laf aramızda benimkileri de peyderpey tasfiye ediyorum. Her hafta büyücek bir paket falan.
- Ee, inandı mı hanım?
Adam keyifleniyor:
-İnandı, inandı. İnanmakla kalmayıp bana mükâfat olarak bir mantı yaptı ki, parmaklarınızı yersinizz.
-Oh, oh! İş tatlıya bağlanmış, neyse.
İskender Bey bu tatlı sohbeti dikkatle dinlemekte olan Sami'ye döndü:
-Sami, evladim. Sen ki bir ciltçinin oğlusun. Sahafların müdavimisin; kâğıt kokusu, kitap kokusu arasında büyüyorsun. Sonunda herhalde aramıza karışacaksın. Kulağına küpe olsun. Kitap aşkı başka sevda kaldırmaz. İki karpuz bir koltuğa sığmaz. Sığdırmaya kalkışırsan işte bu bey gibi ömrün ıstırap içinde geçer. Kitapsever mücerret bekâr kalmalıdır. Tapucu bu sözler üzerine heyecana gelip bir mısra patlatıyor:
"Aferin erbâb-ı aşkın kuvve-i bâzusuna".
-------
Kitabı bitirdikten sonra yazıyorum: kitap Köyüm dergisinin kuruluşuna kadar gerçekten muhteşem ilerliyor ancak sonrasında hoş olmayan bir tatsızlık sezdim. Sebebide yazarın derginin kuruluş esnasından sonra bir daha Tahir Sami Bey'le görüşememiş olması sanırım. Ve tahminimce hikâye devamında kurguya dönüyor. Çünkü Tahir Sami Bey normalde çok alçakgönüllü utangaçken daha sonradan belli oranda özgüven artışı yaşıyor ki bir adam (tahminimce Tahir Sami 50 yaşlarında) bu yaştan sonra mı özgüveni artacak hele ki bu Tahir Sami Bey ise: yabancılarla konuşmaktan çekinip kadınlarla konuşacağı vakit avuçları terleyen bir adam ise. Bu durumda yazarın karakteristik özelliklerinin Tahir Sami Bey'e yansıdığını görüyoruz. Bu çok büyük bir kusur olmamasına rağmen böyle muhteşem bir hikâyede göze batabiliyor. Her şeye rağmen okumaktan sonuna kadar zevk aldığım bir hikâyeydi.