Spoiler içeriyor
Antik Çin’de bütün büyü tarikatları bir olup dünyaya kötülük saçan Şeytan Lordunu öldürmüştüler. Ancak bir gün aniden yeni bir Şeytan Lordu gün yüzüne çıkar ve amacı bütün büyü tarikatlarını yok etmektir. O dönemde Hengyang büyü tarikatının ustası olan Qu, bir…devamıAntik Çin’de bütün büyü tarikatları bir olup dünyaya kötülük saçan Şeytan Lordunu öldürmüştüler. Ancak bir gün aniden yeni bir Şeytan Lordu gün yüzüne çıkar ve amacı bütün büyü tarikatlarını yok etmektir. O dönemde Hengyang büyü tarikatının ustası olan Qu, bir kehanet ön görür. Şeytan Lordu aslında güçlerini elde etmeden öncesinde ‘’ Tantai Jin ‘’ adında bir ölümlüdür. Ancak kendisi ‘’ Şeytan Kemiği ‘’ adı verilen bir kökle doğduğu için bedeninde ona her an büyük şeytani güçler vermeye hazır bir olan şeytanla yaşamaktadır. Tabi bu güçler sadece Tantai Jin hayatını kaybederse aktif olabiliyordu. Şeytan Lordu henüz bir ölümlüyken içindeki o şeytan kemiği bulunup yok edilirse gelecekteki bütün bu felaketler engellenebilecekti. Usta Qu, bu kehanet için seçilmiş olan kişinin kendi kızı Li Susu olduğunu anlar ve onu bu görevi gerçekleştirmek üzere 500 yıl öncesine Sheng Krallığına yollar. Li Susu kendisiyle tıpa tıp aynı görünüme sahip, şımarıklığı ve zorbalığıyla bilinen Ye Xiwu’nun bedeninde uyanır. Ancak uyanmasıyla birlikte korkunç bir şeyle karşılaşır. Ye Xiwu’nun kocası, Şeytan Lordu Tantai Jin’in ta kendisidir. Şeytan Lordu o dönemde henüz güçlerini kazanmamıştır ve kendisi aslında Sheng Krallığıyla girmiş oldukları savaşı kaybetmiş olan Jing Krallığı’nın ikinci prensidir. Kaybettikleri savaş sonrasında çok küçük yaşta Sheng Krallığı’na esir olarak verilen ve yaşamını orada sürmeye başlayan Tantai Jin, oldukça ahlaksız bir kaza sonucunda da Ye Xiwu’yla evlendirilmiştir. Şeytan kemiğinin, kişi öldükten sonra aktifleşmesi yüzünden Li Susu’nun her an patlamaya hazır bir bomba gibi olan sahte kocası Tantai Jin’i ölümden koruması ve içindeki şeytan kemiğini bulup yok etmesi gerekiyordur.
İlgi çekici konusu ve iki başrolü de sevdiğim için bu diziyi uuuzun bir süre bekledim. Ancak diziden pek beklediğimi alamadım gibi. Her ne kadar beni derinden etkileyen sahneleri olsa da çoğu zaman hikayedeki bazı kısımların gereksiz uzunluğu ve kafa karışıklıkları beni bir sıktı. Normalde Antik Çin dizilerinde bu tip karışıklar olabiliyor. Biraz geriye aldığınızda olayı anlıyorsunuz veya da ilerleyen bölümlerde konu daha bir ayrıntılı anlatıldığında karışıklığı çözüyorsunuz ama bu dizide o olmadı işte. Kafam allak bullak oldu ara ara. Özellikle de dizideki o ‘’ Zaman ‘’ kavramıyla pek bir boğuştum 😂😂
Bir de tabiki en önemlisi romantizm yeterli değildi. Genel olarak kadın karakterin görevine odaklanılmıştı. Bu sıkıcılık ve karmaşıklık maalesef diziye 33. bölümde veda etmeme sebep oldu. Sıkılsam da diziyi hızlandırıp illa finali verdiğim durumlar çok oluyor ama burda onu yapamadım işte, hatta uzun bile dayanmışım diyorum. Güzelim konuyu mahvetmişler …
Bu tip dizi izlemek isteyenlere Ashes of Love, The Untamed, Love Between Fairy and Devil ve The Legends’ı öneriyorum ✌🏻