Spoiler içeriyor
Wen Bing, lise liginde başarılarıyla tanınan profesyonel bir buz hokeyi oyuncusudur. Liseden mezun olduktan sonra annesinin istediği üniversite ve bölüme girmek istemediği için ondan gizli gizli kış sporlarıyla ünlü olan Liu Ye üniversitesinin buz hokeyi bölümüne kaydolur. Kimsenin hatta kendi…devamıWen Bing, lise liginde başarılarıyla tanınan profesyonel bir buz hokeyi oyuncusudur. Liseden mezun olduktan sonra annesinin istediği üniversite ve bölüme girmek istemediği için ondan gizli gizli kış sporlarıyla ünlü olan Liu Ye üniversitesinin buz hokeyi bölümüne kaydolur. Kimsenin hatta kendi yüzünü bile tanıyamama hastalığına yani ‘’ Yüz Körlüğüne ‘’ sahip olan Wen Bing, bir gün kampüste kazara öpüştüğü bir erkekten sonra sadece o erkeğin yani tek bir insanın yüzünü tanımaya başlar. Tabi öptüğü erkeğin bir sırrını öğrenir … O aslında bir kızdır.
Sang Tian, artistik patinajcı bir annenin kızıdır. Küçük yaşlarda pateni annesinden öğrenir ve aynı annesinin izinden gidip bir patenci olmak istemektedir. Ancak çok genç yaşta annesini kaybeder ve kendisiyle kardeşinin geçimini sağlayabilmek için küçük topluluklarda para karşılığında erkek kılığına girerek buz hokeyi oynamaya başlamasıyla eskisi gibi paten kayamamaktadır. Sang Tian’ın tek hayali aynı annesi gibi Liu Ye Üniversitesinde Buz Pateni bölümünde okumaktır. Nihayet üniversite çağına gelen Sang Tian, Liu Yue Üniversitesinin buz pateni yetenek sınavlarına girer. Hep çok şanslı olmasıyla bilinen genç kız, yetenek sınavında pek iyi bir performans sergileyemese de kontenjanda açıklık olduğu için bölüme rahatça girebilmiştir. Derslerin daha başlamadığı zamanda küçük topluluklarla oynadığı buz hokeyi maçlarından birisinin Liu Ye üniversitesinde oynandığı bir gün, Sang Tian erkek kılığındayken kampüste kazayla bir erkeği öper. Hayatında hep dört ayak üzerine düşen Sang Tian’ın şansı onun da anlayamadığı bir şekilde birden alt üst olur ve bütün felaketler üst üste gelmeye başlar. En büyük felaket ise aniden buz pateni bölümünden kaydı silinmesidir. Çaresizliklerle cebelleşen genç, bütün bu şanssızlığının sebebini kampüste ona tarot falı bakan gizemli bir nineden öğrenir. Nineye göre Sang Tian’ın birkaç gün önce kampüste yanlışlıkla öptüğü erkek, onun bütün şansını alt üst etmiştir ve eğer o erkekten bir öpücük daha alırsa şansı eski haline dönecektir. Başlarda buna hiç inanmayan Sang Tian, felaketlerin devam etmesiyle ‘’ Kaybedecek bir şeyim yok ‘’ mantığıyla o erkekten öpücük almak için ona yaklaşmayı kafaya koyar. Yanlışlıkla öptüğü erkeğin aynı üniversitede buz hokeyi bölümünden olduğunu öğrenir ve hem ona daha da yaklaşmak için hem de annesinin mezun olduğu üniversiteye tekrar girmek için erkek kılığıyla buz hokeyi bölümüne kaydolur …
Mantık olarak birinin kılık değiştirip böyle ciddi bir kuruma girebilmesi gibi şeyler kesinlikle mümkün değil. Bunu dizinin başında da ‘’ Bu bir kurgudur, bu gibi olayların kesinlikle mümkünatı yoktur ‘’ gibisinden bir açıklama yapılması iyi olmuş. Mümkünatı olmayan bir durum ama sinemada ilgi çekiyor işte. Özellikle de Asya’da çok kullanılan bir konsept. Başarılı örnekleri de var başarısızları da. Ben bu diziyi maalesef başarısız sınıfına sokmak durumundayım. Dizi sürükleyici değildi benim için. Evet başrol karakterin kendi hayalinin peşinden gidemese de kendisinde farklı bir yeteneği keşfedip bunun için çabalaması güzeldi. Ama dizi akmıyor işte. Böyle bir şeyler yetersiz ve çok klişeydi. Bazen klişe olsa da kendini izletebilen, keyif veren diziler oluyor ama ben bunda pek eğlenemedim ya. Aynı şekilde yakınlaşma sahnelerinin mantığı da çok kötüydü. Hayır kardeşim biri yere düşerse küüüt diye düşer değil mi ? Öyle düşerken karşısındaki kişiyi tutup da sonra dönerek o kişinin üstüne düşmesine sebep olmaz değil mi ? Bu tür düşme-sakarlık sahneleri izlerken hep ‘’ Bu nasıl düşmektir ‘’ diye fizik kurallarıyla cebelleşirken daha fazla dayanamayıp 13.bölümün ortasında diziye ‘’ Ben gidiyorum canım 👋🏻 ‘’ dedim 😂😂