Tamamen mutlu ve düzenli bir toplum yaratma projesi. Cesur Yeni Dünya Bu yeni dünyada insanlar anadan doğmazlar. Hatta anadan doğmak utanç verici ve yasak olarak kabul edilen bir durum haline gelmiştir. Aynı şekilde evlilik, aile, uzun birliktelikler ve eski atalarından…devamıTamamen mutlu ve düzenli bir toplum yaratma projesi. Cesur Yeni Dünya
Bu yeni dünyada insanlar anadan doğmazlar. Hatta anadan doğmak utanç verici ve yasak olarak kabul edilen bir durum haline gelmiştir. Aynı şekilde evlilik, aile, uzun birliktelikler ve eski atalarından onlara kalan eski edebi eserleri okumak, eski dilleri kullanmak tamamen yasaktır.
İnsan ırkı deney ortamında yetiştirilip doğar ve her bir embriyonun gelecekte dahil olacağı sınıfıyla işi çoktan bellidir. Çalışacakları işleri için de onlara fiziksel ve zekasal olarak yardımcı olabilecek özellikler onlar daha embriyoyken genlerine işlenir. Kişiyi, bu sahip oldukları özellikleriyle ve toplumdaki verdikleri hizmetlere göre (en yüksek sınıftan alt sınıfa doğru) Alfa,Beta,Delta,Gama ve Epsilon olmak üzere sınıflandırırlar. Bebeklik dönemine gelen insanları bu kaçınılmaz olan toplumsal yazgılarını sevdirmek için de ‘’ Zihinsel şartlandırma ‘’ adını verdikleri deneylere sokmaya başlarlar. Hiçbir çocuk ailesiyle büyüyemez çünkü aile diye bir şey yoktur. Hepsi ‘’ Devlet Şartlandırma ‘’ merkezinde geleceği için yetiştirilmektedir. Daha çocukluktan toplumsal sınıfları belirlenir ve ona göre yaşamaları konusunda şartlandırılırlar.
Yetişkinlerin dünyasında da ‘’ Herkes herkese aittir. ‘’ Eski atalarının aksine bu yeni dünyada tek eşlilik tabu olarak kabul edilmektedir ve herkes kısa süreli birliktelikler yaşamak zorundadır. Cinselliğe şartlanan, aşk, bağlılık, romantizm ve aile nedir bilmeyen bir toplum …
Bir tarafta da bütün bu ‘’ UYGARLIĞI ‘’ kabul etmeyen, ilkel bir şekilde yaşayan vahşiler. Evlilik, aile veya anadan doğma gibi eski unutulmuş gelenekleri sürdüren bir toplum …
Hikaye, yeni dünyanın uygar kısmında üst sınıf bir çalışan olan Alfa artı sınıfına mensup Bernard’ı ve vahşi toplumda yaşamakta olan ama uygar bir anadan doğan vahşi John’u anlatıyor. İki karakter de tamamen farklı bölgelerde yaşasalar da dünyanın bu gidişatını sorguluyorlar. John, vahşilerin arasında uygar bir anadan doğduğu için dışlanmaktadır ve aynı şekilde Bernard da kendisi gibi diğer Alfa türünün fiziksel özelliklerini taşımadığı için dışlanmaktadır. Bernard, bir tatilinde ‘’ Ayrılmış Bölge ‘’ olarak adlandırılan vahşilerin bölgesine gider ve orada John’la tanışır. İkili yaşadıkları içsel sorgulamalarını birbirlerine anlatıp bir yakınlık kurarlar ...
Bilimkurgu,distopiyi çok severim ama bu kitaptan öyle pek bir zevk alamadım gibi sanki. Dili çoğu zaman yorucuydu. Bunun da çevirmenden kaynaklandığını düşünmüyorum. Eminim ki kitabı anlaşılır kalabilmek için elinden geleni yapmıştır. Ama birçok yer inanın kafa karışıklığı yaratabiliyor. Özellikle 3.bölüm. 3 farklı yerde geçen olayı ayrı ayrı anlatmak yerine aynı paragrafta peş peşe anlatıldığı için çok kafam karıştı. Kaç kere geri dönüp okudum sayamadım valla. Dili daha akıcı olsa, ekşın olsa ve sonu da etkileyici bitse en sevdiğim bilim kurgulara girebilirdi ama malesef güzelim konu harcanmış gibi ....
Yalnız o değil de bu kitap 1932'de doğum kontrolünün olmadığı bir dönemde yazılıyor ve yazar daha o dönemde doğum kontrol diye bir şey hayal ediyor. Ne yaratıcılık ama ...