"...Bir devlette zenginlik ve zenginler baş tacı olunca, doğruluğun ve doğru insanların şerefi azalır..." "...Doğrunun hatırı bir insanın hatırından daha büyüktür, düşündüğümü söylemek zorundayım..." "...İnsan kendi kendini yetiştirip de ekmeğini kimseye borçlu olmadı mı, hiç kimseye de hesap vermek zorunda…devamı"...Bir devlette zenginlik ve zenginler baş tacı olunca, doğruluğun ve doğru insanların şerefi azalır..."
"...Doğrunun hatırı bir insanın hatırından daha büyüktür, düşündüğümü söylemek zorundayım..."
"...İnsan kendi kendini yetiştirip de ekmeğini kimseye borçlu olmadı mı, hiç kimseye de hesap vermek zorunda değildir..."
"...İnsan kendi kendini yetiştirip de ekmeğini kimseye borçlu olmadı mı, hiç kimseye de hesap vermek zorunda değildir..."
"...Halkın başına geçen adam, çokluğun kendine kul köle olduğunu görünce yurttaşlarının kanına girmeden edemez..."
"...Kendi altın yaradılışlarını dünyanın altınıyla kirletmek günahtır. Çünkü, dünya altını yüzünden türlü kötülükler işlenmiştir..."
"...Zamanında yapılmayan bir işin layıkıyla gerçekleştirilmesi mümkün değildir..."
"...Kendine hakim olma tuhaf bir deyim değil mi? Kendine hakim olan, kendinin kölesi olmuş olmuyor mu? Kendinin kölesi olan kendinin efendisidir de demektir..."
"...Büyük acılar gibi, taşkın zevkler de insanı çileden çıkarır..."
"-Gördüğü eğitim bir insanı nereye sürerse, oraya gider, çünkü, benzer hep benzerini arar, değil mi ya?
-Şüphesiz.
-Diyebiliriz ki, bir şey iyi başlarsa zamanla daha iyiye, kötü başlarsa daha kötüye gider. Her şey sonunda kendinin son gücüne varır."
"...Doğru adam her işte, doğru olmayanın karşısında zararlı çıkar: insanlar arasındaki anlaşmaları ele alalım. Bir doğruyla bir eğri ortak olsa, bu ortaklığın sonunda, doğru hep zararlı çıkar. Devlete vergi vermek gerekince, ikisinin de malı eşit olduğu halde, doğru adam çok, eğri adam az verir. Ama almaya gelince iş tersinedir. Bu ikisi, yönetimin başına geldiler mi, doğru zarar görmese bile, kendini işine vereceğinden evine bakamaz olur. Doğruluğu, onun devlet malından faydalanmasına engeldir. Üstelik de, hep doğru kalmak yüzünden hısım akrabasının nefretini kazanır. Eğri insan içinse, durum tam tersinedir ; çünkü, demin de söylediğim gibi, eğri bence büyük kazançlar sağlayan adamdır..."
"...Neticede doğruyu her şeyin üstünde bir yere koymalıyız..."
Bitmeyecek bu alıntılar, duramıyorum!
Nasıl başlasam bilemedim ki...
Hmm buldum; milattan önce 340 yılında yayımlanmış bir kitabın ilk sorusu "Doğru insan kimdir, nedir? " ile başlaması ve kitabın sonuna kadar ortak temel olarak bahsi geçen sorunun cevabını araması ne ilginç...
En çarpıcı ironiye ise insanoğlunun hala bu cevabı arıyor olması mı desek yoksa artık bu sorunun cevabını bulmayı umursamaması mı ? Beni en çok düşündüren, günlük hayattaki sohbetlerime de dahil ettiğim konu bu idi.
İçerisinde davranış, duygu ve yaşayış biçimi olarak birçok insan türüne ve olay örgüsüne pencereler açıp, bu türlerdeki doğruyu ve eğriyi, haklıyı ve haksızı, zengini ve yoksulu, mutluyu ve mutsuzu vb. birçok karşıtı tartışırken okuru da zihnin içindeki labirentlerde dolaştırıyor, çıkış yolu ararken düşünce rüzgarının esintisini takip ediyorsunuz.
Yöneten ve yönetilenin, eğitimlinin ve eğitimsizin gittiği yollarda kötüye ve iyiye nasıl varacağını vardıkları noktalarda hangi psikolojik savaşta mağlup olacaklarını veya zafer kazanacaklarını bize en güzel şekilde anlatıyor.
Okurken her sayfada sorgulama mekanizmanızın çarkları yavaşça dönmeye başlıyor ve ister istemez bilinçleniyorsunuz.
En aptalın ve en akıllının ulaşacağı nokta; cevaplanamamış ve hala daha cevabı bir çok koldan aramaya çıkılmış soruların sonu gelmez bir matruşka çıkmazına girmesiyle sonuçlanıyor.
Sizin ve benim gibi etten kemikten yaratılmış bir insanın bundan iki bin küsur yıl önce sadece zihninde tasarladığı yapıyı bu denli güzel bir kurguya dökmesi, Platon'un veya dengi felsefecilerin- bundan bir aşağısı veya iki yukarısı da olsa- dâhi konumunda olduğunu böyle kanıtlaması...
Eleştiri yapabilecek veya artısını-eksisini söyleyebilecek konumda olmadığımdan dolayı özür dilerim. Çünkü haddimi bilmem gerek.
Bu kitap zihnimde kapanmaz pencereler açtı ve her pencere de dipsiz manzaralarda gözlerim kamaştı...
Fazla mı ağır oldu bu sefer bilmem öyleyse kusura bakmayın artık ;)
İnsanoğlunun temeline inmek isteyen birinin ruhsal yolculuğunu buradan- Platon'un Devlet'inden- başlatması gerektiğini şiddetle tavsiye ediyorum.
Okuyarak psikolojik bir belgesel nasıl izlenir, daha doğrusu izletilir göreceksiniz.
Bu kadar yetmez daha sayfalarca konuşmak gerek, sayfalarca alıntılamak gerek, sorgulamak gerek en fazla da düşünmek ama "Yok artık! Bu ne be, kitabı tekrar yazmış!" dediğinizi duyar gibiyim. O yüzden uzattığımdan daha fazla uzatmayacağım. :)
Kitaplığınıza eklemenizi şiddetle tavsiye ettiğim eserlerden...
Doğru insan olmanın yanı sıra, iyi bir insan olmak dileğiyle.🙏🏽
Keyifli okumalar dostlar. :)