Spoiler içeriyor
Bu anime filmiyle bazı bağlantılarımız olduğu için çok etkilendim. Özellikle deprem felaketini yaşamış insanların izlemesini tavsiye etmiyorum. Ben yaşamadığım halde bazı nedenlerden ötürü baya etkilendim. Gözyaşlarımı tutamadım ama yine de iyi ki izledim. Belki ben bağlantı kurmak istedim. Ana karakterimiz…devamıBu anime filmiyle bazı bağlantılarımız olduğu için çok etkilendim. Özellikle deprem felaketini yaşamış insanların izlemesini tavsiye etmiyorum. Ben yaşamadığım halde bazı nedenlerden ötürü baya etkilendim. Gözyaşlarımı tutamadım ama yine de iyi ki izledim. Belki ben bağlantı kurmak istedim. Ana karakterimiz Suzume, felaketlerin olmasını sağlayan kapıları kapatıp felaketleri engelleyen Souta ( onun da saçları uzundu) ile karşılaşmasıyla başlıyor her şey. Uzak mesafe istemediği için beraber olamadığımız ama her zaman derinden daha önceden tanıştığımızı hissettiğim ( ki filmde de ilk karşılaştıkları sahne öyle) tek aşık olduğum kişinin birkaç ay sonra ailesinin tamamının depremde vefat ettiğini öğrenmiştim. Annesi, babası ve küçük kardeşi. Bu filmde de depremler oluyordu böyle felaketleri engellemek için bütün güçleriyle canlarını hiçe sayıp kapıları kapatmaya çabalıyorlardı. O depremin böyle bir kurtuluşu olsaydı her şeyi yapardım. Filmin Tokyo kapısında "binlerce insan ölecek " çaresizliğini öyle derinden hissettim ki. Çünkü o bizdeki felaket aklıma geldi, buz kesildim. En sevdiğin şeyi de binlerce insanın ölmemesi için ne kadar zor olursa da olsun feda edersin işte bu çaresizlik. Okuduğum meslekten ötürü kedilerin ( Daijin Sadaijin) beni çok etkiledi. Gerçekten filmde dediği gibi kediler durduk yere insanları takip etmez, köpekler gibi değildir. Son kapıdaki insanların " görüşürüz, hoşçakal, dikkat et, günaydın" kelimeleri de o kadar etkiledi ki gerçekten o gün herkes belki son kez bunları dedi. Sevdiğim insanın ailesi de bambaşka insanlarda. Bir gün bizde böyle diyeceğiz. En son zaten Suzume'nin gelecek haliyle çocukluk halinin karşılaşması beni en derinden yaralayan şeydi. Gözyaşlarıma hakim olamadım çünkü bahsettiğim insan da annesini çok severdi, kaybında en azından bunları demek istedim ama ondan o kadar uzaktayken yapamadım. Ona hep yıldızları anlatırdım umarım yıldızlarda yazılı kader onun için güzeldir. Çünkü ben gelecekteki Suzume gibi düşünüyorum bu konuda ama yine de çocuk Suzume'nin anne arayışı. Ve evim gitti demesi. Bütün şehrin enkaz haline gelmesi beni onu, onun yaşadığı yeri öyle hatırlattı ki. Öyle işte. Ama iyi ki izlemişim. Şarkılar muhteşemdi azıcık geçen her şarkı bile. Her birinin anlamı bile çok güzeldi. Son şarkıda geçen " Kimsenin bilmediği bir yüzle gülümsemeni görmek isterim" cümlesini onun için istiyorum. Benim için böyle bir şans ihtimalsize yakın ama umarım bir gün seni öyle görebilirim. En sona da beni en çok etkileyen o repliği yazıyorum.
Suzume'nin çocuk hali: Anne?
Suzume'nin gelecek hali: Hayır.
Suzume'nin çocuk hali: Annem nerede biliyor musunuz? O da beni arıyordur.Çok endişelenmiştir.Yanına gitmeliyim.
Suzume'nin gelecek hali: Suzume,sen
Suzume'nin çocuk hali: Annem hastanede çalışıyor, yemek yapmada ve ahşap işlemede pek beceriklidir.Her şeyi yapabiliyor.Ve evim... Gitti o yüzden. Anne.. Beni nerede arayacağını bilmiyor, o yüzden
Suzume'nin gelecek hali: Yeter artık.
Sarılıp içinden düşünüyor, içten içe aslında bunu önceden biliyordum.
Suzume'nin çocuk hali: Annem bir yerlerde beni arıyor. Anne nerdesin? ANNE
Suzume'nin gelecek hali: Şimdi ne kadar üzgün olursan ol, büyüyeceksin.O yüzden endişelenme.Gelecek o kadar da korkunç değil.Seveceğin bir sürü insanla tanışacaksın.Ve seni seven de bir sürü insan olacak.Şu an karanlık hiç bitmeyecek gibi görünse de, bir gün güneş doğacak.O ışıkla büyüyeceksin.Eminim. Yıldızlara böyle yazılmış.