Yoğun mesajları olan ciddi bir o kadar ürkünç gerçeklik oyunu. Mavi Ay! Kanlı Ay! Kızıl Güneş! sınırlarına set çekilmiş beyaz çizgiler, kıpkırmızı ıslak, sıcak izi kurumayan kanlı ve zifiri gecelerde/ çığlıklarla bir anda sesliliğe bürünen soğuk nemli duvarlar... Bir oyundan…devamıYoğun mesajları olan ciddi bir o kadar ürkünç gerçeklik oyunu. Mavi Ay! Kanlı Ay! Kızıl Güneş!
sınırlarına set çekilmiş beyaz çizgiler, kıpkırmızı ıslak, sıcak izi kurumayan kanlı ve zifiri gecelerde/ çığlıklarla bir anda sesliliğe bürünen soğuk nemli duvarlar...
Bir oyundan daha fazlası.
Dizi bana ilk bölümden itibaren hem Memories of the Alhambra hem Killing Vote hem Alice in Borderland'ı hatırlatıp durdu farklı noktalarında Taxi Driver vibe'ı bile aldım. Hatta tam da bu oyun gibi bir novel ve manhua'sını okuyordum dizisi olsa da izlesem derken..
Gerilmekten bağırsaklarım düğümlenmiş bile olabilirdi. Gerilimi üst düzeydi ama mantık hataları cidden kafatası mı patlattı. Hani eğlenceli bir şeyler olsa belki bir nebze gülüp geçebilirim ama hem bu kadar gerip hem bu kadar aptalı izlemek abi biz de insanız insan! Tabii ki de saçımı başımı yolmadım her bölüm sonunda 1 litre soğuk suyu kafaya diktim aptallıkları anca sindirebildim. Dürüst olmak gerekirse kurgu hikaye hatta prodüksiyon çok iyiydi. İntroya bayıldım ya sanırım stressiz izlediğim tek olay introydu. Ama karakterler için o kadar baydım ki dizide olsaydım seri kat*le bağlardım net! Önce senaristten başlardım abi bu kadar salaklık bir yere kadar. Artık şu iyi niyet ile aptallık arasında ki farkı fark ediiiiiiin
Evet şimdi gelelim esas eleştiriye 💃
Sanal gerçeklik dediğimiz şey ne kadar gerçek ne kadar sanal. Böylesine gerçek boyuta taşınan bir oyun için sadece oyun diyebilir miyiz? Ebeveynler bu noktada ne kadar bilinçli ne derece çocuklarını kontrol ediyor? Şiddeti oyun içinde bile olsa meşrulaştırmak hangi zihniyetin sapkınlığı? Dizinin bir çok kısmında en fazla sorguladığım noktalar olsa da 1 oyunun en temel kuralı sizce nedir? Oyunu kuralına göre oynayınca gerçekten kazanmış olur muyuz? Herkesin kaybetmeye mahkum olduğu bir oyunun galibi olmak ister miyiz?
Sanırım daha önce yine buna benzer bir yorum yapmıştım fakat bu dizide bunu ciddi manada sorguladım dizide tam bu repliği görmek algıda seçiciliğin ötesinde artık ciddi bir mesaj olarak kabul edilmeliydi bence.
"Oyun içerisinde geçen zaman hızlıdır" repliği.. Her bölüm sonunda elimde ki telefonun saniyesine bakarak bu repliği onayladım. Bilmiyorum başına gelen var mı? Aslında uzun bir zamandır zaman kavramım yoktu fakat son zamanlarda ki bu son 5 ay bariz bir belirti oldu. Zamanın olağan dışı bir hızda ilerlediğini fark ettim. Her izlediğim bölüm (bu dizi için) ortalama 33- 39 dakika idi her bölüm sonunda nasıl oluyorsa yarım saatlik bölüm 1 saat 10 15 dakikada bitiyordu mantığımın almadığı bir hız. Özellikle bölümleri durdurmadan sarmadan hiç yerimden kımıldamadan ( gece izliyorum sırf kapı bile açmamak için) akışında izlememe ve bunu artık test gibi her bölüm değerlendirmeme rağmen sonuç aynıydı. Sizin de başınıza geldi mi fark ettiniz mi dikkatinizi çekti mi? Ya da artık süreyle bölümleri izlemeye başlar mısınız? Bilmiyorum ama sanki bir günü 24 saatten daha az daha hızlı yaşıyormuşuz gibi geliyor. Ben kendimce bunu onayladım. Bana çok abartıyorsun diyebilirsiniz.. Lütfen sizde test etmeye çalışın?
Ve şunu yineleyeceğim yaklaşık 3 yıl önce bir makale okumuştum bilim adamlarının ortak bir açıklamasını. "Dünya çok çok hızlı dönüyor hatta bunun 100 yıl içerisinde gerçekleşecek olayları 10 - 20 yıl içerisinde yaşayacağımıza" dair ürkünç derecede bazı eklemeler yapmıştılar.
Tabii bunu yaşadığımız dünyada rutin hayatta fark edemeyiz demiştiler.
Ama sanırım artık fark edilecek şekilde bir ivme yakalamış.
Depremler vs vs hepsi dünya hızından etkileniyor ve bunun sebebi de yine bilim adamlarının başarısız olup başarıymış gibi gösterdikleri/ bilerek baltaladıkları çalışmaları.
Ve biz 100 yıl içerisinde ancak göreceğimiz bütün kabusları kısa bir süre içerisinde Dünya üzerinde oynadıkları oyunun ötesinde müthiş bir gerçeklikle acı çekerek ama çektiğimiz acılara da aynı hızda alışarak yaşadık yaşıyoruz yaşamaya devam edeceğiz..
Tabii dizide değindikleri unsur gibi hâlâ bitmeyen bu çılgınca yok oluşun ortasında "ama ben" diyerek kendi çıkarlarımızı meşrulaştırmakla birlikte içine sürüklendiğimiz oyunu neden oynamak zorunda kaldığımızı ve oyun kurucusunu bir kere bile sorgulamadan, oynamaya devam edersek o kabustan nasıl uyanıp gerçekleri görebiliriz? Peki uyanıp gerçeklerle yüzleşince neyi değiştirebiliriz? hızla akıp giden zamanda yok olmaya mahkum oluşları geri getirebilir miyiz?