Başlarken gülmekten gözyaşlarımın aktığı dizide sonlara doğru kalbimi kırdığı için gözyaşı dökemediğim bir dizi oldu. Dizinin ilk bölümlerini izlerken nasıl tatlış ponçik şen şakrak deli dolu mutluluk hormonu salgılayan aşırı ponçik çatlak şapşal karakterlerin olduğu şirin bir dizi diyordum çünkü…devamıBaşlarken gülmekten gözyaşlarımın aktığı dizide sonlara doğru kalbimi kırdığı için gözyaşı dökemediğim bir dizi oldu.
Dizinin ilk bölümlerini izlerken nasıl tatlış ponçik şen şakrak deli dolu mutluluk hormonu salgılayan aşırı ponçik çatlak şapşal karakterlerin olduğu şirin bir dizi diyordum çünkü şaşırmıştım. Hatta bu dizi ile ilgili denk geldiğim sadece bir karşılaşma sahnesi vardı sanki dizi o sahneden ibaretmiş gibi herkes ama herkes o sahneyi paylaşınca ne alaka ise artık bende afişten dolayı melodram tadında duygusal bir dizi sanıyordum. Hım ben dram insanıyım severim o ayrı fakat dram dizilerini modumda olduğum zaman izlemeyi tercih ediyorum bu diziyi de bu sebepten dolayı 7 8 aydır erteliyordum :(
Tabii hayat gibi bu ponçik dizimde katıksız komedi değildi elbette hayatın acı gerçekleri (dram 🤩) ile yüzleşilecekti.
Hayalleri olan insanlar! mutlu olmaya çalışan insanlar! Hayalleri gerçekleştirmek mutlu olmaya yeter mi? Belki de denemeye değer belki de.. Ben bu dizide bunun çok güzel anlatıldığını düşünüyorum.
Bilmiyorum belki de ana karakterle yaşadığım ortak noktalar yüzünden birazcık etkilendiğimden dolayı diziyi biraz fazla benimsemiş olabilirim. Çoğu izleyicinin aksine dizinin o slow havasını daha makul karşıladım. Bu yüzden romantizmin hafif ve diğer konulara daha baskın bir şekilde yer verilmiş olmasını yadırgamadım hatta bir ara neyse çok sevdim. Bazı konuların uzatıldığı görüşü olsa da ben bu fikre katılmıyorum neticede dolu dizgin bir aşk hikayesi izlemiyorduk hayat aşktan ibarette değil neticede. Aşk olsa bile o da demini alana dek beklemeli. Beklemek aşkların en güzeli 🤣 Kabul ediyorum ben romantizm insanı değilim :)
Elbette dizide eleştirdiğim noktalar da kesinlikle var ikilemde kalmış olsam bile özellikle affetmek noktasında. İhanet aldatılmak ve terk edilmek affedilir mi? Ben her ne kadar affetmezdim desem de insanın affedemediği her şey omuzunda yük olurmuş. Kendi içimde ne kadar istemesem de karşı tarafın yaşattığı şeyi ne kadar unutmazsam da insan bazen affetmek zorunda kalıyor pişmanlık duysa da veya karşı taraf bunu bile anlamayacak kadar bencil olsa da affetmek erdemlik midir bilemem ama affetmemek gerçekten insan için büyük yük.
Bu ikilemi hep yaşıyorum dizi bile olsa hayal ürünü bile olsa hak etmeyen insanların affedilmesi beni kırıyor. Fakat affetmediği zaman bu sefer kişi kendiyle savaş veriyor ve kendini üzüyor. Sanırım bu gelgitli düşüncem hiç değişmeyecek. AFFETMEK???
Tesadüfler bir gün bizi de bulur mu? Kurgusal bir hikayenin başrolü olmadığımız sürece hayır :)) aynı şarkıyı aynı sokakta aynı anda aynı saniyesini dinlediğimiz bir insana denk gelmek? düşüncesi bile imkansız :) belki de o ihtimaldir mutluluğumuz kim bilir?