Black Swan - Siyah Kuğu Bale bir sanattır, bale kusursuzluğun içinde en iyisini aramaktır. Bale tüm bedenini ve ruhunu her iki tarafa da açmaktır (kötü ya da iyi anlamda). Bale tüm sınırları zorlarken en iyisi olmak ve disiplinle birlikte dağınık…devamıBlack Swan - Siyah Kuğu
Bale bir sanattır, bale kusursuzluğun içinde en iyisini aramaktır. Bale tüm bedenini ve ruhunu her iki tarafa da açmaktır (kötü ya da iyi anlamda). Bale tüm sınırları zorlarken en iyisi olmak ve disiplinle birlikte dağınık olmaktır. Kısacası sanatın yapı taşlarından birisidir. Bale ile ilgili izlediğim tüm filmlerde dikkat ettiğim en önemli ayrıntı, bu sanatın oyuncularla olan uyumunu görmekti. Bu film de en iyilerinden biri olduğunu kanıtladı.
Filmin ilk 30 dakikasının içinden çıkartılabilecek tek şey ana karakterin bale tarzını yakalamak ve oyuncu ile özleşmesini çözmektir. Anlayacağınız oyuncumuz kötü karakterli bir filmi imza atmış ve bale tarzında büyük atılmalar yapmıştır. Natalie Portman gerçekten de izlediğim diğer filmleriyla kıyasla çok daha iyi bir performans sergilemişti. Ayrıntılarda ise balenin disiplinle birlikte var olan psikolojik zorluklarının da detaylandırılması çok güzel olmuştu.
Yukarıdaki yazımda da dediğim gibi bale kusursuzluğun içinde en iyisi olmaktır. Karakterimizde gitgide çoğalan kötülük ise aslında kusursuz bale için en iyisidir. Karakterimizin psikolojik sorunlarının detaylandırılmasına ve giderek kemiklerime kadar hissettiğim gerilim tarzına hayran kaldım. Filmin yönetmen koltuğunda pek çok filmini izlediğim Darren Aronofsky oturuyor. Yönetmenin sinematografik tarzını ve anlatımını çok beğendim. Sanki psikolojik bir bale filminden ziyade korku balesini anlatmasını aslında yanıltma tarzına kullanarak filmin ismi, anlatımı ve konusu ile bir bütün olmasına bağlıyordum.
Kusursuzluk arayışı insanı ölümün eşiğine kadar getirebiliyor. Filmde de aslında buna değiniliyordu. Bir balerin korkularının dışında, dışarıdaki insanların baskıları içindeki korkulara da bulaşıyordu. Bence film, korkunun ve korku ile mücadele etmenin en iyi göstergesini anlatıyordu. Öğretmen olan Thomas Leroy (Vincent Cassel)’dan korku ile harmanlanan hazlara kadar her şey açık bir bulmaca gibi gözler önüne seriliyordu. Kısacası filmin deli gibi analiz yapanlar için oldukça kolay bir şekilde görülebilen detayları bulunuyordu.
Kısacası filmdeki detay aslında şuydu; gerilimle yükselen kalp atışlarımızın hızla filmle bağdaşması ve karakterle beraber kötülüğün simgesinin dile getirildiği kuğu balesini izlememizdi. Yani anlayacağınız karakterinden oyuncusuna, yönetmeninden senaryo tarzına kadar her şeyi ile dört dörtlük bir filmdi. Mila Kunis gibi ünlü oyuncuların da bulunduğu bu film bir çok dalda ödüller kazanarak kalbimize taht kurmuştur. İzlemek için 10 yıl neden beklettiğimi anlamıyorum fakat kesinlikle sizin bekletmeden izlemenizi öneriyorum. Keyifli izlemeler.