Yani sadece mükemmel yazıp bırakmak istiyor insan ama bence bu animenin ne kadar muazzam olduğunu anlatmak için yeterli değil. Anlatılacak o kadar şeyi, övülecek o kadar fazla yönü varki nerden başlasam bilemiyorum. Neyse bir yerden başlamak lazım sonuçta, en iyisi…devamıYani sadece mükemmel yazıp bırakmak istiyor insan ama bence bu animenin ne kadar muazzam olduğunu anlatmak için yeterli değil. Anlatılacak o kadar şeyi, övülecek o kadar fazla yönü varki nerden başlasam bilemiyorum. Neyse bir yerden başlamak lazım sonuçta, en iyisi uzatmadan başlayayım.
İlk olarak animasyonlara değineceğim. Madhouse stüdyosunun yaptığını söylemek bile ne kadar kaliteli animasyonları olduğunu anlatır diye düşünüyorum fakat bu sefer madhouse bile kendini aşmış. Madhouse yapımı animeler arasında animasyon açısından frieren'in gerçekten yüksek sıralara oynayacağını düşünüyorum. Önemli savaş sahnelerindeki animasyonların yanı sıra her bir bölümünde en ufak ayrıntıların bile üst düzey animasyonlara sahip olması animasyonlar için ne kadar uğraşıldığının bir göstergesi. Ayrıca bu sahnelerin mükemmel kamera açıları kullanılarak bize gösterilmesi, yapılan büyülerin renk seçimleri ve büyüler ne kadar şatafatlı olursa olsun izlerken insanın gözünü yormaması, bu sahnelerde çalan müziğin insanı olayların içine çekmesi gibi bir sürü şeyde de başarılı olarak bence sinematografik açıdan bir başyapıt olarak anılmayı hakkediyor frieren.
Hikayesine geçecek olursam hikayesi hakkında farklı paragraflarda anlatılacak çok şey var. Tek tek bunları anlatmaya başlayayım.
Öncelikle hikayenin ilk 5 bölümünü tanımlamak için kullanılabilecek en iyi cümle bence "en huzur verici anime" cümlesidir. İzlerken insanın kafasını yormamasını geçtim resmen size huzur aşılıyor. Hiçbir şey düşünmeden hikayenin akışında ilerlerken rahatlıyorsunuz.
6. Bölümden sonra ise hikayeye stark karakterinin girmesi ve ekibimizin kuzey topraklarına geçmesi ile hikaye farklı bir evreye geçiyor. Artık buradan sonra hikayenin aksiyon kısımları başlıyor ve yukarıda bahsettiğim gibi bu kısımlarda aksiyon sahneleri o kadar temiz, o kadar iyi ki kendi gözlerinizle görmediğiniz sürece ne kadar översem öveyim beni anlayamazsınız.
Hikaye bundan sonra aksiyonun ön planda olduğu bir şekilde ilerliyor ama ben huzur verici kısmını da kaybettiğini sanmıyorum. Belki biraz azalmış olabilir ama hâla bu özelliğini korumayı başardı bence.
(Spoiler: bu kısımda 25. Ve 26. Bölümlere değinmem gerek bence çünkü animede en sevdiğim bölümler bu iki bölüm olabilir. Bu bölümlerde sürekli basit saldırı büyüsü kullanan frieren'in aslında ne kadar farklı ve güçlü büyülere sahip olduğunu görüyoruz. Gerçekten büyünün yüksekliğini görüyoruz.)
Biraz da animenin yaptığı en iyi şeylerden biri olan evren yapısına değineceğim. Klasik bir kahraman partisi ve şeytan kralı fantezi dünyası gibi gözükebilir ama her şeyin üzerine dikkatlice düşünülmüş bir evrene sahip. Hiçbir şey bu böyledir olarak değil, bu bu yüzden böyledir olarak izleyiciye anlatılıyor ve bunu yaparken hikaye doğallığından ödün vermiyor.
Şimdi de hikayedeki karakterlerden bahsedeyim. Zaman işleyişinin farklılığını ve karakter gelişimini izleyiciye çok iyi ulaştıran frieren, çok az ekrana gelmesine rağmen gönüllerde taht kuran himmel, bir yandan frieren'i geçmişe götüren ve bir yandan da izleyiciye yeni nesil olduklarının hissiyatını veren fern ve stark, çok basit bir karakter gibi görünmesine rağmen büyük bir gizemi olan kraft başta olmak üzere bir sürü mükemmel karakter var. Çoğu yan karakter büyüye bakış açıları, kişilikleri, geçmişleri, ve daha bir sürü özelliği ile hikayeye mutlaka bir katkıda bulundu. Bu saydıklarım yüzünden bence frieren yan karakter kalitesi bakımından da en iyi animelerden biri durumuna geldi.
Uzun lafın kısası fireren benim için kahraman partisi ve şeytan kral hikayesi içeren animeler arasında en iyi anime oldu. Umarım madhouse da 2. Sezonunu çok bekletmez. Bence frieren mutlaka izlenmesi gereken bir anime, izlemenizi kesinlikle ama kesinlikle tavsiye ederim.
10/10