Her yıl 600 milyar dolar reklam sektörüne harcanıyor. BM raporuna göre insanlığın tüm açlık sorununu ortadan kaldırmak için toplamda yıllık 7 / 250 milyon dolarlık bir yatırım yeterli. ABD Kara cuma kampanyasında tek günde yapılan alışveriş miktarı 7.2 milyar dolar.…devamıHer yıl 600 milyar dolar reklam sektörüne harcanıyor.
BM raporuna göre insanlığın tüm açlık sorununu ortadan kaldırmak için toplamda yıllık 7 / 250 milyon dolarlık bir yatırım yeterli.
ABD Kara cuma kampanyasında tek günde yapılan alışveriş miktarı 7.2 milyar dolar.
Mad men benim için apayrı bir yerde. Vasiyetimden faydalanmak isteyen aile üyelerimin izlemesi/okuması/dinlemesi gereken eserlerden biri. Oyunculuklar, hikaye, atmosfer bambaşka. Yıllar boyunca birkaç kez mad men üzerine yazmak istedim aslında, birkaç kez baştan izledim sanki başka bir ömrüm daha olacakmış gibi, final sahnesiyle hep kalakaldım. İnsan bir şeyi çok sevince üzerine konuşması zor oluyor ilginç bir şekilde. Oturun izleyin işte, ne diyebilirim... Ama bugün bir şeyler diyeceğim sanırım. Zor bir gün geçirdim, duygularımdan kaçmam gerekiyor aklımı oyalamış olayım...
Olayımız reklam. Bütün bir dizi, bütün bir senaryo, bütün karakterler, hikayedeki en ufak olaylar bile ona hizmet ediyor. 1960 lar Amerika'sı, Rosevelt sonrası ciddi bir liberalleşme, Nixon öncülüğünde savaş sonrası elde kalmış ciddi bir sanayi ve üretim gücü; Kennedy e kadar sürecek bir Amerikan Rüyası propagandası, banliyöler, emlak balonu, otomotiv sanayi, soğuk savaş kaynaklı düşük enflasyon ve güçlü sosyal politikalar, boomer kuşağı... Dizinin atmosferi bunlardan ibaret. Yükselen ve başarılı (ayrıca yetenekli) bir kariyer izliyoruz; Donald Draper ve onun kadınları. Savaştan kaçmak için üstlenilmiş sahte bir kimlik, reklam kariyeri, geçmişten delicesine korku, doymak bilmez bir kadın açlığı, yalnızlık... Onun hikayesi de bu; aynı zamanda Amerika nın hikayesi bu. Draper tüketmek üzerine yaratılmış bir karakter, onun varlığı sadece ama sadece tüketmeye hizmet ediyor. İstediğini almak için her şeyi yapabilir; sadece gerçekten kim olduğunun bilinmesini istemiyor. Draper bir Amerika alegorisi. Berbat bir geçmişten gelen (koloniler), kurtulmak için savaş yaşamış (bağımsızlık savaşı? Hayır iç savaş) ve sonrasında kendi kendini inşa etmiş bir karakter. Eğitimli değil ama inançlı, istediğini alabiliyor. Öyle ki, artık kendisine bile yabancılaşmış. Bambaşka bir insanı yaşıyor, Draper çok başarılı bir reklamcı çünkü reklamın kendisi o. Kökeni olmayan ve devamlı tüketmeye güdümlü bir sahte kimlik. Eşine karşı ikiyüzlü ama para konusunda çok doğrucu. Muhafazakar ama liberal. Gaddar ama korkak.
Sonra final geliyor, Draper delicesine sakladığı sırrını bilen herkesten kurtuluyor; yalan bir gerçek oluyor böylece. Ormanda bir ağaç düşmüş müdür gerçekten?
Sonra outro geliyor; Donald ın magnum opus unu görüyoruz; "Dünyaya bir kola ısmarla." Hippiler bir şarkı söylüyor, Vietnam'la, Kore'yle, Küba'yla rezil olmuş o karanlık ülkenin imajını düzeltiyor Draper; dünyaya kola ısmarlıyor, bu bir manifesto, artık sıcak savaş yok, ekonomik ve kültürel bir savaş var. Sovyetler dağılınca yapılan ilk anlaşma, mc donalds...
Mad men bir Amerikan masalı, sonu korkunç biten bir hikaye aslında, o finaldeki sırıtış da bunu işaret ediyor bize; her şey metadır.