Spoiler içeriyor
"İkisi de solgun, ikisi de zayıftı; ama bu solgun, bu süzülmüş yüzler yepyeni bir geleceğin, yepyeni bir hayata dirilişin şafak ışıklarıyla tutuşuyordu: Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştu." Suç ve Ceza, bu zamana…devamı"İkisi de solgun, ikisi de zayıftı; ama bu solgun, bu süzülmüş yüzler yepyeni bir geleceğin, yepyeni bir hayata dirilişin şafak ışıklarıyla tutuşuyordu: Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştu."
Suç ve Ceza, bu zamana kadar okuduğum Dostoyevski kitapları arasından okurken en zorlandığım oldu. Kitabın yarısına kadar gayet kolay okurken yarısından sonra kitap gittikçe karanlık olmaya ve ruhumu daraltmaya başladı. Raskolnikov'un sürekli diken üstünde durması, her söylenenin ardında farklı anlam araması ve sürekli kendiyle savaşması insanı yoruyor.
Raskolnikov'un cinayet işlemesindeki motivasyonu kendi yarattığı düşünce sistemidir. Ona göre insanlık ikiye ayrılır sıradan insanlar ve olağanüstüler. Sıradan insanlar itaat etmeye yatkın ve toplumu ileri götürme yönünden motivasyonu olmayan insanlardır. Olağanüstüler ise toplumu daha iyi seviyeye getirmek için bütün ahlaksal normları yıkabilecek güçte olan ve bunun için suç işlemekten çekinmeyen insanlardır. Raskolnikov'un cinayet işlemesinin asıl nedeni de kendini olağanüstü insan olarak görmesi ve bunu kendine kanıtlama çabası içerisine girmesidir.
Cinayeti işledikten sonra ruh sağlığı gittikçe bozulmaya, kendini kötü biri olarak görmeye ve diğer insanlardan kendini soyutlamaya başlar. Bunların sonucunda da kendisini olağanüstü olmadığını, zayıf bir insan olduğunu anlar ve suçunu itiraf etmek ister. İlk itiraf ettiği kişi sevdiği kadın Sonya olur.
Raskolnikov Sonya'nın istemesi üzerine suçunu polise itiraf eder ve 8 yıl kürek cezasına çarptırılır. Sonya sözünü tutar ve ayrılmaz ondan. Sürekli Raskolnikov'u ziyaret eder.
"-Yani beni bırakmıyor musun Sonya? -dedi;- belli belirsiz bir umut titreşimi vardı sorusunda.
- Hayır, hayır! -diye bağırdı Sonya.- Hiçbir zaman, hiçbir yerde. Nereye gidersen peşinden geleceğim!.. Ah Tanrım! Ah, ne kadar mutsuzum! Ah, niçin, niçin seni daha önce tanımadım! Niçin bana daha önce gelmedin! Ah Tanrım!"
Kitapın geneli çok karanlıkken Dostoyevski kitabın sonunu umut ışığıyla bitirir. Raskolnikov cezası bittikten sonra yeni bir hayat umut eder. Sonya'yla birlikte daha iyi bir hayat. Cezasın başlarında böyle bir umudu yokken Sonya'nın sevgisi ve merhameti ona daha iyi bir hayat umudu vermiştir. Halil Cibran'ın dediği gibi "Sadece sevgi ve ölüm her şeyi değiştirir."
Kitaptaki en sevdiğim karakter Razumihin oldu.Razumihin bana Notre Dame'ın Kamburu'ndaki Pierre Gringore karekterini anımsattı. Böyle karekterli okumaktan çok keyif alıyorum. Yaşamayı seven ve bilen, sevgi dolu, umut eden ve bütün kötü olaylara rağmen mutlu kalabilen...