✨Ölümlülerin dertleri zamanla yumuşar, fırtınalar hep aynı güçle esmez ve mutlu insanların sonsuza kadar sürmez mutluluğu. Her şey sürekli bir uçtan diğerine gidip gelir. Cesur insan her zaman umut edebilendir, korkaklara özgüdür umutsuzluk.
📚 Gün Sonu Okuma Yoklaması | 3. Gün Hoş geldiniz! 🌿 Bugün okuduğunuz sayfa sayısını yorumlara bırakın. İsterseniz kitabın adını ve sizi en çok etkileyen cümleyi de ekleyebilirsiniz. Burada amaç yarışmak ya da en çok sayfayı okumak değil. Birlikte düzenli…devamı📚 Gün Sonu Okuma Yoklaması | 3. Gün
Hoş geldiniz! 🌿
Bugün okuduğunuz sayfa sayısını yorumlara bırakın. İsterseniz kitabın adını ve sizi en çok etkileyen cümleyi de ekleyebilirsiniz.
Burada amaç yarışmak ya da en çok sayfayı okumak değil. Birlikte düzenli okumaya devam edebilmek ve birbirimize küçük de olsa motivasyon olmak.
Sakinlik ve durgunluk normalde bana huzur verirken bu filmi izlerken çok huzursuzdum. Bunun nedeni Paterson'un geleceğe yönelik kayıtsızlığı ve tepkisizliğiydi. Sanki geleceğe dönük bir umudu, bir hayali yok gibi. Bazı yönleriyle Perfect Days'e benzettim ama Perfect Days kadar içinizi açan,…devamıSakinlik ve durgunluk normalde bana huzur verirken bu filmi izlerken çok huzursuzdum. Bunun nedeni Paterson'un geleceğe yönelik kayıtsızlığı ve tepkisizliğiydi. Sanki geleceğe dönük bir umudu, bir hayali yok gibi.
Bazı yönleriyle Perfect Days'e benzettim ama Perfect Days kadar içinizi açan, mutlu eden bir film değil. Filmde Paterson'un bir haftasını görüyoruz. Genel olarak rutin bir hayatı var ve bu rutin hayattan hayli bıkmış, bunalmış biri. Onu yaşama bağlayan şey ise şiir okumaya ve yazmaya duyduğu tutku.
Paterson bana geçmişte büyük bir hayal kırıklığı yaşamız biri izlenimi verdi. Şiirlerini birileriyle paylaşmak istememesi de belki bu yüzdendir; tekrar hayal kırıklığına uğramamak için. Kendini açmak konusunda yetersiz biri. En sevdiklerine karşı bile derdini anlatıp kendini açamıyor. Belki de en büyük yalanı, her gün sorulan "Nasılsın?" sorusuna verdiği "İyiyim." cevabı.
Yavaş akan bir film. Doğru bir beklentiyle izlendiğinde keyif alınabilir bence. Derin bir ana karaktere sahip olması ve Paterson'un arada hiç tanımadığı insanlarla kurduğu tatlı etkileşimler ilgimi çekse de biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim.
📚 Gün Sonu Okuma Yoklaması | 2. Gün Hoş geldiniz! 🌿 Bugün okuduğunuz sayfa sayısını yorumlara bırakın. İsterseniz kitabın adını ve sizi en çok etkileyen cümleyi de ekleyebilirsiniz. Burada amaç yarışmak ya da en çok sayfayı okumak değil. Birlikte düzenli…devamı📚 Gün Sonu Okuma Yoklaması | 2. Gün
Hoş geldiniz! 🌿
Bugün okuduğunuz sayfa sayısını yorumlara bırakın. İsterseniz kitabın adını ve sizi en çok etkileyen cümleyi de ekleyebilirsiniz.
Burada amaç yarışmak ya da en çok sayfayı okumak değil. Birlikte düzenli okumaya devam edebilmek ve birbirimize küçük de olsa motivasyon olmak.
📚 Gün Sonu Okuma Yoklaması | 1. Gün Hoş geldiniz! 🌿 Bugün okuduğunuz sayfa sayısını yorumlara bırakın. İsterseniz kitabın adını ve sizi en çok etkileyen cümleyi de ekleyebilirsiniz. Burada amaç yarışmak ya da en çok sayfayı okumak değil. Birlikte düzenli…devamı📚 Gün Sonu Okuma Yoklaması | 1. Gün
Hoş geldiniz! 🌿
Bugün okuduğunuz sayfa sayısını yorumlara bırakın. İsterseniz kitabın adını ve sizi en çok etkileyen cümleyi de ekleyebilirsiniz.
Burada amaç yarışmak ya da en çok sayfayı okumak değil. Birlikte düzenli okumaya devam edebilmek ve birbirimize küçük de olsa motivasyon olmak.
📚 Küçük bir etkinlik fikrim var! Bu akşam ilk gönderisini paylaşacağım. 🌿 Her akşam yorumlara o gün okuduğumuz sayfa sayısını yazacağız. İsteyen kitabın adını, isterse en sevdiği cümleyi de ekleyebilir. Amaç yarışmak değil; birbirimizi motive etmek ve düzenli okuma alışkanlığı…devamı📚 Küçük bir etkinlik fikrim var!
Bu akşam ilk gönderisini paylaşacağım. 🌿
Her akşam yorumlara o gün okuduğumuz sayfa sayısını yazacağız. İsteyen kitabın adını, isterse en sevdiği cümleyi de ekleyebilir. Amaç yarışmak değil; birbirimizi motive etmek ve düzenli okuma alışkanlığı oluşturmak.
İster 5 sayfa okuyun ister 100, fark etmez. Önemli olan o gün kitaba dokunmuş olmak.
Katılmak isteyenler akşamki gönderiyi beklesin. Birlikte güzel bir okuma zinciri oluşturalım. 🤍📖
Spoiler içeriyor
Film, bir annenin kızı için girdiği adalet arayışını ve mücadelesini konu alıyor. Başlarda bu mücadele saldırganlıktan uzakken hem anlaşılmamanın verdiği öfkeyle hem de nefret dolu aldığı geri dönüşlerle daha saldırgan bir mücadele hâlini alıyor. Mildred'ın nefreti sadece adaletin peşinden gitmeyen…devamıFilm, bir annenin kızı için girdiği adalet arayışını ve mücadelesini konu alıyor. Başlarda bu mücadele saldırganlıktan uzakken hem anlaşılmamanın verdiği öfkeyle hem de nefret dolu aldığı geri dönüşlerle daha saldırgan bir mücadele hâlini alıyor. Mildred'ın nefreti sadece adaletin peşinden gitmeyen polislere değil, yer yer suçluluk duygusuyla beraber kendine de dönüyor. Kızı ölmeden önce yaşadıkları tartışmanın suçluluğu belki de.
Bir de Robbie var. Annesi böyle bir mücadelenin içindeyken yer yer bir oğlu olduğunu unutuyor. Robbie bir yandan ablasına olanları aşmaya çalışırken bir yandan da annesinin girdiği mücadelenin tepkileriyle başa çıkıyor. Bu mücadelenin ortasında görünmezleşiyor. Mildred, kızının yasını tutarken yaşadığı yoğun duygularla sevdiklerine, yakınlarına karşı yer yer körleşiyor.
En etkilendiğim sahnelerden biri Red'in hastanedeyken Dixon'a portakal suyu uzattığı sahneydi sanırım. O sahnede biraz fazla duygusallaştım. Filmin anlatmak istediğini en net hissettiğim sahneydi. Biraz anlayış ve affetmenin insanı ne kadar değiştirdiğini görüyoruz. Öfke hiçbir zaman birincil bir duygu değildir. Arkasında hep başka bir duyguyu barındırır. Kırılganlığı, üzüntüyü maskeler öfke. Sevgiye, anlaşılmaya duyulan ihtiyacın tepkisidir. Dixon bunun en iyi örneğiydi filmde. Willoughby'den aldığı mektupla anlaşıldığını, birinin ona inandığını fark edip iyi bir karakter gelişimi gösteriyor.
Genel olarak filmi beğendim. İşlediği konu bakımından ve atmosferiyle birlikte beni etkiledi. İlk dakikadan seveceğimi anlamıştım zaten.
26 Filmi ilk defa geçen sene bu zamanlar izlemiştim. Dün ikinci kez izledim. O kadar değişik bir büyüsü var ki filmin. Büyük kelimeler, büyük olaylar yok ama hem müziklerle hem ortamın ambiyansıyla sizi büyüleyip ekranın başında tutuyor. Adam ve Eve…devamı26
Filmi ilk defa geçen sene bu zamanlar izlemiştim. Dün ikinci kez izledim. O kadar değişik bir büyüsü var ki filmin. Büyük kelimeler, büyük olaylar yok ama hem müziklerle hem ortamın ambiyansıyla sizi büyüleyip ekranın başında tutuyor.
Adam ve Eve hem mizaç olarak hem de hayata bakış açıları olarak birbirine zıtlar. Film bu zıtlığı giydikleri kıyafetlerden saç renklerine, odalarına hâkim olan renklere kadar hissettiriyor. Adam insanlardan ümidi kesmiş, onların yaptıkları aptallıklardan sıkılmış, depresif biri. Eve ise yaşamayı seven, küçük şeylerden zevk alan, akışta yaşayan biri. Bu zıtlıklara rağmen birbirleriyle uyum içindeler.
1 ay kadar önce finallerim bitince eve dönüş için bavul hazırlıyordum. Bavulun yarısını kitapla doldurmaya başladığımı fark ettiğimde direkt aklıma Eve ve bu film geldi. Eve'le çok ortak noktamız var. Sonradan öğrendiğim bilgiye göre Eve de benim gibi INFJ'ymiş. Eve kadar akışta yaşadığımı düşünmüyorum ama belki vampir olup o kadar yaşasaydım ben de öyle olurdum.
Sonlara doğru bahsettiğim büyü biraz azalsa da genel itibarıyla çok etkileyiciydi. Edebiyata, müziğe, sanata sonuna kadar doyacağınız; hem gözünüze hem kulağınıza hitap edecek bir film.
Kitap narsisizmi direkt kötü olarak ele almak yerine bir spektrum olarak inceliyor. Spektrumun sol kısmında ekhoizm varken sağ kısmında narsisizm var. Yazar, iki uçtan kaçınarak sağlıklı narsist bireyler olabileceğimizi söylüyor. Kitap ilk olarak narsisizme tarih boyunca psikologların nasıl baktığını ve…devamıKitap narsisizmi direkt kötü olarak ele almak yerine bir spektrum olarak inceliyor. Spektrumun sol kısmında ekhoizm varken sağ kısmında narsisizm var. Yazar, iki uçtan kaçınarak sağlıklı narsist bireyler olabileceğimizi söylüyor.
Kitap ilk olarak narsisizme tarih boyunca psikologların nasıl baktığını ve günümüz narsisizm anlayışının nasıl oluştuğunu anlatıyor. Sonrasında bir narsisizm testi var. Kitabın geri kalan kısımlarında ise sağlıksız narsisistler nasıl tanınır ve çevremizde böyle biri varsa ya da biz öyleysek bununla nasıl başa çıkarız, bunu anlatıyor. Bazı taktikler var içerisinde. Narsisistin bizimle olan ilişkisine göre başa çıkma taktiklerini ayrı ayrı ele almış. (Patron, ebeveyn, sevgili, çocuk vs.) Ayrıca son bölümde sosyal medyaya değiniyor. Sosyal medyayı sağlıklı narsist olmak için nasıl kullanabileceğinizi açıklıyor.
Yazar kitapta kendi danışanlarının hikâyelerinden bol bol örnek vermiş. Spektrumdaki her tipe, her olaya dair gerçek hayattan bir örnek bulabilirsiniz. Sadece bilgi seviyesinde değil, örneklerle de desteklendiği için hem kendinizi spektrumda konumlandırmak hem de çevrenizdekileri anlamak için yardımcı oluyor.
Kitabı genel olarak beğendim. Narsisizme farklı bir bakış açısıyla yaklaşmış. Ağır akademik bir dili yok, kolayca herkes tarafından okunabilir. Benim için tek eksik tarafı, spektrumun sol tarafındaki kişilere pek öneride bulunmaması. Ekhoist insanlara sağlıklı narsist olmaları için öneriler verdiği bir bölüm olmasını isterdim.
Le Guin, Atuan Mezarları kitabında "Özgürlük, verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir." der. Özgürlük çoğu zaman zorlu bir mücadelenin sonucudur. Verilen bu mücadele bazen en sevdiklerimize karşı olur. En yakınımızda olanlar bizi korumak adı altında belli kalıplara sokup belli…devamıLe Guin, Atuan Mezarları kitabında "Özgürlük, verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir." der. Özgürlük çoğu zaman zorlu bir mücadelenin sonucudur. Verilen bu mücadele bazen en sevdiklerimize karşı olur. En yakınımızda olanlar bizi korumak adı altında belli kalıplara sokup belli kısıtlamalar getirip bize karşı bir hapishane oluşturabilirler. Filmde de Robyn bunu yaşıyor. Babası tarafından güvenliği için evde durmaya zorlanırken bir yandan da içindeki özgürlük özlemi için mücadele ediyor.
Film boyu kaosla düzen, özgürlükle kontrolün bir çatışma içinde olduğunu görüyoruz. Düzeni, kontrolü simgeleyen İngiltere olurken kaosu, özgürlüğü, doğayı, gelenekleri simgeleyen ise İrlanda oluyor. Biraz araştırınca animasyondaki ortamın tarihsel bir arka planı olduğunu gördüm. 1650'li yıllarda Oliver Cromwell İrlanda'yı fethetmiş. Direnişçilerin ormanda saklanmasını engellemek ve yeni yerleşim yerleri açmak için ormanları kesip kurtları öldürmüşler. Bu bilgiyle bakınca animasyonu sadece bir masal olarak değil, aynı zamanda İrlanda'nın direnişi olarak da izleyebiliyoruz.
Film İrlanda folkloruyla da uyumlu. Biraz araştırınca İrlanda'nın bazı bölgelerinde uyuyunca ruhu kurda dönüşen, şifa yetenekleri olan yaratıklara inanılıyormuş. Animasyonun hem İrlanda tarihiyle hem folkloruyla bu kadar uyumlu olması onu daha da derinlikli, anlamlı yapıyor.
Film sadece özgürlüğü anlatmıyor aynı zamanda bir dostluk hikâyesi. Robyn başta korksa da Mebh'e güvenmeyi ve tanımayı seçiyor. Birlikte giriştikleri özgürlük mücadelesi aralarındaki bağı daha da güçlendiriyor. İzlerken içinizi ısıtacak, yer yer güldürecek bir dostluğa dönüşüyor. Çizimleriyle, anlattıklarıyla sizi büyüleyecek, size kendi hayat mücadelenizde motive edecek bir film.