Spoiler içeriyor
- Hayyam gözlerini kapatarak son sözleriyle şöyle dua etti: " Allahım, elimden geldiğince Seni algılamaya çalıştığımı biliyorsun. Sana doğru izlediğim tek yol Senin hakkındaki bilgim oldu. Bu yüzden beni bağışla." Bir daha gözlerini açamadı. Roman, 11. yüzyılda yaşamış ünlü İranlı…devamı- Hayyam gözlerini kapatarak son sözleriyle şöyle dua etti: " Allahım, elimden geldiğince Seni algılamaya çalıştığımı biliyorsun. Sana doğru izlediğim tek yol Senin hakkındaki bilgim oldu. Bu yüzden beni bağışla." Bir daha gözlerini açamadı.
Roman, 11. yüzyılda yaşamış ünlü İranlı şair ve filozof Ömer Hayyam’ın hayatını ve onun ünlü eseri "Rubaiyat"ın hikâyesini anlatır. Roman, iki ana bölümden oluşur ve tarihi olaylarla kurgusal karakterleri harmanlar.
Birinci Bölüm: Ömer Hayyam’ın Hikâyesi
Ömer Hayyam, Semerkant’a gelir ve burada kadı Ebu Tahir ile tanışır. Kadı, Hayyam’ın bilgeliğini fark eder ve ona bir defter hediye eder. Hayyam, bu deftere rubailerini yazar. Bu süreçte, Selçuklu veziri Nizamülmülk ve Hasan Sabbah ile tanışır. Hasan Sabbah, Alamut Kalesi’nde bir İsmaili ordusu kurar ve Müslümanlığı yaymak için mücadele eder.
-Kadın peçesini indirmeden önce iyice yukarı kaldırdı ve öyle bir bakış serdi ki gözler önüne, Hayyam o bakışı tutmak ve hiç bırakmamak istedi. Bu kısacık an, âşık için bir sonsuzluktu. Ömer bu bakıştan sonra dudaklarından şu sözler döküldü “Zamanın iki yüzü var; Uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığını ise tutkular.”
-Semerkant Yazması’ndan alınmış bir mesel:
“Üç arkadaş İran’ın yüksek yaylarında gezintiye çıkmış. Karşılarına bir pars çıkmış, dünyanın en yırtıcı yaratığıymış. Pars bu üç adamı uzun uzun süzmüş, sonra üzerlerine doğru koşmaya başlamış. Birincisi, en yaşlı, en zengin, en güçlüleriymiş. Haykırmış ‘Ben buraların hâkimiyim, bana ait olan bu toprakları bir hayvanın mahvetmesine asla izin veremem.’ Yanındaki iki av köpeğini parsın üzerine salmış. Pars köpekleri öldürdükten sonra efendilerinin üzerine atlamış ve karnını deşmiş. Nizamülmülkün payına bu düşmüş.
İkincisi şöyle demiş kendi kendine: ‘Ben bir ilim adamıyım, herkes bana saygı duyup itibar ediyor, niye kaderimi köpeklerle parsın arasındaki kavganın sonucuna bağlayım?’ Dövüşün sonucunu beklemeden sırtını dönüp kaçmış. O zamandan beri yırtıcı hayvanın kendi izinde olduğunu düşünüyor ve mağaradan mağaraya, oradan oraya dolanıp duruyormuş. Ömer Hayyamın payına bu düşmüş
Üçüncüsü bir inanç adamıymış. Ellerini açıp, hâkim bakışlarını üzerine dikip, güzel sözler söyleyerek parsa doğru ilerlemiş. ‘Bu topraklara hoş geldin’ demiş. ‘Arkadaşlarım benden daha zengindi, onları soydun, benden daha gururluydular onları alçalttın.’ Hayvan büyülenmiş, uysallaşmış bir halde dinliyormuş. Adam onun üzerinde egemenlik kurmuş ve onu evcilleştirmeyi başarmış. Sabbah’ın payına da bu düşmüş.”
İkinci Bölüm: Benjamin O. Lesage’in Hikâyesi
Romanın ikinci yarısında, Amerikalı oryantalist Benjamin O. Lesage, Ömer Hayyam’ın kayıp el yazması "Rubaiyat"ını bulmak için bir maceraya atılır. Bu bölümde, Benjamin’in İran’daki modernleşme çabaları ve Hayyam’ın eserini arayışı anlatılır. Kitap, Benjamin’in Titanic gemisinde "Rubaiyat"ı kaybetmesiyle sona erer.
Benjamin’in hikâyesi, modern zamanlarla tarihi olayları birleştirerek, geçmişin izlerini günümüzde arayan bir yolculuğa çıkarır.
Romanda Ömer Hayyam’ın karakteri, bilgelik ve şiirsellik ile dolu. Onun rubaileri, sadece edebi birer eser değil, aynı zamanda hayatın anlamı üzerine derin düşünceler içeriyor.
-Yarı deli bir kral, Nasreddin’in eşek çaldığı için idama mahkûm etmiş. Tam idam edilecekken Nasreddin haykırmış: “Bu hayvan aslında benim kardeşimdir, bir büyücü onu bu kılığa soktu, bir yıllığına bana teslim edilirse bizim gibi konuşmayı öğretirim ona!” Aklı karışan hükümdar sanığa vaadini yinelettirmiş, sonra da hükmünü vermiş. “Öyle olsun! Ama günü gününe bir yıl içinde bu eşek konuşmazsa idam edileceksin.” Oradan ayrılırken karısı Nasreddin’in yakasına yapışmış: “ Böyle bir şeyi nasıl vaat edebildin? Bu eşek konuşmayacak, biliyorsun. “Tabi ki biliyorum, diye cevap vermiş ama bir yıl sonra kim öle kim kala? Bir yıl içinde kral da ölebilir, eşek de ölebilir, ben de ölebilirim.”