Bugün size çok sevdiğim bir hikayeden ve çok sevdiğim bir alıntıdan bahsedeceğim başlayalım bakalım Orpheus ve Euridice’in hikayesine; Orpheus, müzik ve şiir tanrısı Apollo’nun oğluydu ve lir çalmadaki ustalığıyla ünlüydü. Öyle güzel çalardı ki, onun müziği sadece insanları değil, hayvanları,…devamıBugün size çok sevdiğim bir hikayeden ve çok sevdiğim bir alıntıdan bahsedeceğim başlayalım bakalım Orpheus ve Euridice’in hikayesine;
Orpheus, müzik ve şiir tanrısı Apollo’nun oğluydu ve lir çalmadaki ustalığıyla ünlüydü. Öyle güzel çalardı ki, onun müziği sadece insanları değil, hayvanları, ağaçları ve hatta taşları bile büyülerdi. Orpheus, güzeller güzeli Euridice’ye âşık oldu ve kısa süre sonra evlendiler. Ancak mutlulukları uzun sürmedi.Düğünden kısa bir süre sonra, Euridice bir çayırda dolaşırken onu takip eden Aristaeus adında bir adamdan kaçmaya çalıştı. Kaçarken bir yılan tarafından ısırıldı ve oracıkta öldü. Orpheus, sevdiği kadının ölümüne dayanamayarak büyük bir yasa boğuldu.Orpheus, Euridice’yi geri getirmek için ölüler diyarı Hades’e gitmeye karar verdi. Liriyle öyle duygulu bir şekilde çaldı ve söyledi ki, Hades ve Persephone bile onun müziği karşısında yumuşadı. Orpheus’un bu derin sevgisinden etkilenerek Euridice’nin ruhunu serbest bırakmayı kabul ettiler, ancak bir şartları vardı: Orpheus, Euridice yeraltı dünyasından çıkana kadar arkasına bakmamalıydı. Orpheus, Euridice ile birlikte yeryüzüne doğru ilerlerken onun ayak seslerini duyamıyordu ve hâlâ kendisiyle gelip gelmediğinden emin değildi. Sabırsızlık ve korkuya yenik düşerek tam yeryüzüne ulaşacakları sırada arkasına döndü. Ancak bu, yasaklanmıştı. Euridice, Orpheus’un gözleri önünde yeniden gölgeler arasında kaybolarak yeraltına geri döndü. Orpheus ne kadar uğraşsa da bir daha onu geri getiremedi. Euridice’nin kaybından sonra Orpheus, bir daha asla başka bir kadına âşık olmadı. Hayatının geri kalanını yalnızlık içinde, lirini çalarak ve Euridice’ye duyduğu özlemi dile getirerek geçirdi.
Bu hikayeyi ben de ilk olarak Portrait of a lady on fire filminden öğrenmiştim ve hikayenin sonunda Orpheus’un neden geri döndüğünü tartışırlarken biri "He chooses the memory of her. That's why he turns. He doesn't make the lover's choice, but the poet's” demişti. Yani Orpheus bir aşığın değil bir şairin seçimini yapmıştı geri dönüp sonsuza kadar sevgilisiyle yaşayabilirdi her an onun fiziksel olarak yanında bulunabilirdi ama o sonsuza kadar onun hatırasıyla yaşamayı seçti çünkü hatırasında o hep çok aşık olduğu saf ve mükemmel kadın olacaktı yani belirsiz bir geleceğe karşılık trajiyle sonuçlanmış mükemmel bir aşk hikayesi yaratmayı seçti bunu da sanırım ancak bir şair yapabilirdi. Bizim kültürümüz de dahil bir çok kültürde aşk acısı yaşamak aşktan daha ulvidir. Mutsuz olmak değerli ve edebi yönden daha doyurucudur en azından ben bu alıntıdan bunu çıkardım siz ne düşünüyorsunuz?