Spoiler içeriyor
Zengin ve duygusal olarak gelişimini tamamlamamış, kayıtsız bir adamla evlenen Hunter, içindeki boşluk ve travmalarla evlenip sözde "yeni bir hayat" kursa dahi yaşamıyla baş edemez. Bakıldığında lüks bir evde yaşar ve kocası maddi olarak ona her şeyi sağlar; ancak bir…devamıZengin ve duygusal olarak gelişimini tamamlamamış, kayıtsız bir adamla evlenen Hunter, içindeki boşluk ve travmalarla evlenip sözde "yeni bir hayat" kursa dahi yaşamıyla baş edemez. Bakıldığında lüks bir evde yaşar ve kocası maddi olarak ona her şeyi sağlar; ancak bir birey olarak onun duygu ve düşüncelerini kaale almaz. Hunter, onun için özerkliği olmayan klasik bir ev hanımıdır. Evdeki her şeyi nizami bir şekilde toplayan, eşinin kıyafetlerini ve yemeklerini de özenle hazırlayan odur. Bakıldığında, kendisine ait anılarla ve duygusal tatminle dolu zamanı yoktur; çünkü hem kendi geçmişi hem de içinde bulunduğu ortam buna izin vermemektedir.
Kahramanımızın zihninde, ona verilen bir kişisel gelişim kitabında yer alan “Her gün yeni bir şeyler deneyin.” mesajını okuduğunda şimşekler çakar. Kendisini tanımayan, neyi sevip sevmediğini bilmeyen ve doğumunun sebebinin tecavüz olduğunu bilen bir kadın için bu cümle daha da travmatik olur. Normalde yeni şeyler denemek; yogaya başlamak, yeni bir film izlemek veya yurt dışına çıkmak olabilir. Ancak Hunter için bu, çivi, toprak ve pil gibi nesneleri yutmaktır. Kim bilir, belki de bunları yutarak içinde hapsolmuş gerçek benliğini kurtardığını zannediyordur.
Çok geçmeden yaptığı bu tehlikeli davranışlar eşi ve ailesi tarafından öğrenilir. Bunun sonucunda eşi, kadının üzerinde daha da yoğun bir hâkimiyet kurar ve başına bir hemşire diker. Yani Hunter artık daha da boğulmuş hissetmeye başlar. İçinde bulunduğu yapay ve tatsız durum, onu en küçük fırsatta evden kaçmaya iter. Bulduğu rastgele bir otelin odasında cebine koyduğu toprakları yer, üvey babasıyla olan videoları izler ve düzen takıntısını geride bırakarak bir nevi içsel özgürlüğünü ilan eder. Ancak nihai özgürlüğüne erişmek için yapması gerekenler bitmemiştir.
Gerçek babasını bulur ve onun doğum günü olduğu sırada evine gider. Annesinin adını söylediğinde adam onu tanır ve yaptığından utanç duyduğunu, Hunter’ın kendisine benzemediğini söyler. Burada kahraman, geçmişten gelen utanç hissiyatından kurtulur. Ardından sahip olmak istemediği bebeğini bilerek düşürür. Üzerindeki resmi ve kadınsı kıyafetleri çıkarmıştır; bundan böyle yoluna günlük kıyafetler ve bir sırt çantasıyla devam eder.
Bu hikâyenin sonunda Hunter, kendisini zincirleyen ve yoksayan evliliği, geçmiş travmaları ve takıntılarından kurtulup, deyim yerindeyse yenilenmiş olmaya adım atarak yoluna devam eder. Hunter, bizlere toplumda görülmemenin, kayıtsız bir evliliğin ve geçmiş travmaların üstesinden gelinmediğinde ne kadar zararlı olabileceğini anlatır.