Hemen postu geçmeyip çizgiye kadar olan bu paragrafı okumanızı tavsiye ederim. Herkesin kesinlikle izlemesi gerektiğini düşündüğüm. Final sezonu yeni yayınlanmış distopik dizidir. Türkiye içinde bence ayrı özel bir yapım. Dizi üreme oranları düşmesi nedeniyle bir tarikatın ABD’yi ele geçirmesi ve…devamıHemen postu geçmeyip çizgiye kadar olan bu paragrafı okumanızı tavsiye ederim.
Herkesin kesinlikle izlemesi gerektiğini düşündüğüm. Final sezonu yeni yayınlanmış distopik dizidir. Türkiye içinde bence ayrı özel bir yapım. Dizi üreme oranları düşmesi nedeniyle bir tarikatın ABD’yi ele geçirmesi ve doğum oranları arttırmak için üreyebilen kadınların damızlık olarak dini ibadet adı altında kullanıldığı bir zamanda geçiyor. Ana karakterimiz ise çocuğu elinden alınmış, kocası zar zor kaçmış kendisi ise damızlık olarak kullanılan bir kadın. Amacı ise ailesine tekrar kavuşmak tabi ki. Öyle bir dizi ki konu insanlık ya da kendi nefisleri olunca hükumetlerin ne denli korkunç olabileceğini sizlere oldukça cesur anlatıyor. Bir şeyleri fark edip önlem almak isteyenler, önlem almayanlar, devrimciler, boyun eğenler, kendi cinsine ihanet edenler, insanlık için kötü biri olmayı tercih edenler, gücü kötüye kullananlar, vatanı için ailesini satanlar, ailesi için vatanını satanlar. Bu dizide her şey var. İnsanın nasıl bir varlık olduğunu çok güzel anlatıyor. Ne tamamen iyi ne de tamamen kötüsün sadece insansın.
—————————
Ekstra:
İlk başlarda pek kolay ısınılabilecek bir iş değil cesur bir yapım. Anlattıklarından ziyade anlatımı nedeniyle. Ancak sonradan zamanla açılıyor ve bizi Elizabeth Moss’un usta oyunculuğu ile baş başa bırakıyor. Mutluluk, hüzün, acı tüm duyguları mükemmel bir şekilde seyirciye aktarabiliyor. Hatta bazı sahnelerde iki ya da üç duyguyu hissedebiliyorsun. Başrol kısacası izlediğim en iyi kadın oyuncu performanslarından. Bunun dışında dizideki kostüm tasarımları ve distopyayı yansıtma biçimini de sevdim. Özellikle dizinin afişleri falan da kim hazırlıyorsa aşırı sağlam. Birde izlediğim diziler arasından en iyi sinematografilerden birine sahip. Zayıf yanları da dizinin var tabi konunun akış hızı olsun ve diğer oyunculuklar olsun ancak Elizabeth Moss bunların çoğunu kapatıyor. Gözümde birinci sezon fena değil kategorisindedir iki, üç ve dördü ise fazlasıyla beğendim fakat beşinci sezon için aynısını söyleyemeyeceğim. Gilead’dan çıkıldıktan sonra distopik evren havasını sürdürememişler. Keza karakter gelişimleri ve konu bütünlüğü de öyle. Altıncı sezonda ise 8. Bölüm müthiş olsa da diğer 5 sezona göre düşük kalmıştır. Maalesef pek iyi bir final izleyemedik. Bunun sebebi de hikayenin The Testaments dizisi üzerinden devam edecek olması.
Dizinin müzikleri de çok güzel Radiohead, Taylor Swift, Kate Bush, Belinda Carlisle hele son sezonda The National Anthem müthiş uymuş.
Spoiler:
Nick karakterini son sezonda kötüleştirmeleri ve böyle bir son yazmaları üzdü. Lawrance karakteri de en sevdiğim karakterlerden biriydi. İyi bir insan olmakla dünyayı kurtarmak arasında kalmış bir adamdı. Oynayan oyuncuya da hayran kalmamak elde değil. Keşke yaşasaydın be abim. Serena sen ise tam bir orospu çocuğusun keşke Fred’den daha da kötü bir şekilde geberseydin. Eyyy BrBa Skyler kalk büyüğün geldi artık sen değil bu kahpe en kötü anılacak. June yani Elizabeth abla sana son sezonda ne olmuş öyle ya kaç kilo aldın. Depresyona girmiş ablam kendini kiloya vurmuş. Zaten biraz da hareketsizdi bu sezon belki hastalığı falan vardır bilemiyorum. Neyse en kısa zamanda toparlarsın umarım ablam. Sen muhteşem bir oyuncusun.