İzlemek için geç kalınanlar listeme giren dizidir. Kore dizilerinin en bilinen en yüksek reytingli dizilerindenmiş. Bilmiyordum ve yeni yeni Kore dizisi izlemeye başladığım için anca bu hafta izleyebildim. Yoon Se Ri (Son Ye Jin) Güney Koreli güçlü, zengin, başarılı bir…devamıİzlemek için geç kalınanlar listeme giren dizidir.
Kore dizilerinin en bilinen en yüksek reytingli dizilerindenmiş. Bilmiyordum ve yeni yeni Kore dizisi izlemeye başladığım için anca bu hafta izleyebildim.
Yoon Se Ri (Son Ye Jin) Güney Koreli güçlü, zengin, başarılı bir iş kadınıdır. Bir gün paraşüt yaparken çıkan fırtına sonucu Kuzey Kore'ye düşer. Burada da Kuzey Koreli asker Ri Jeong Hyeok (Hyun Bin) ile yolu kesişir. Jeong Hyeok onu saklayarak ülkesine göndermeye çalışırken zamanla ikili birbirine çekilir.
Dizide mantık hataları yok değil fakat ben genel hikayeyi sevdiğimdendir mi aşırı akıcı olduğu içindir mi bilmiyorum hiç o hatalara takılmadım. İzlediğim en sürükleyici dizilerden oldu. Her bölüm sonu bir sonraki bölümü merak ettirdi ve hemen diğerine geçme isteği uyandırdı. Çok keyif alarak hiç sıkılmadan izledim. Genelde bir saatlik bölümleri olan dizileri izlerim. Bu dizi ise seksen ile doksan dakika arası değişen bölümlere sahip. Final bölümü ise yüz on dakika. Bu kadar uzun sürelere rağmen zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım.
Ana karakterlerimizin aşkları o kadar naifti ki 'aşka aşık olmak' denen lafı yaşadım herhalde izlerken. Çok saf çok derin duygulardı ve oyunculuklar da şahaneydi. Her bölümün sonunda bir kesit veriliyor ve yine en az o bölüm kadar kesitler de çok güzel ve anlamlıydı. Sanırım Güney Koreliler kadere çok fazla inanıyor. Şu ana kadar izlediğim on dizi varsa çoğunda kadere vurgu yapılıyor. Bu dizide de öyle ama bu o kadar güzel işlenmiş ki çok geçti bana. Hiç yormadan derinden hissettirip 'cidden kader ya' dedirtmeyi başardı.
Çiftimizin en yakışan dizi çiftlerinden olduğu kesin. Zaten dizide bunu bizim hissettiğimiz kadar oyuncular da hissetmiş olmalı ki şu anda evli ve çocuk sahibiler. Böyle de bir büyüsü varmış dizinin.
Ana tema aşk olsa da sadece aşk dizisi diyip geçmemek gerek. Kuzey-Güney Kore farkını on altı bölüm boyunca çok net görüyoruz. Aynı milletten ve aslında bir olan bu ülkenin bir savaş sebebiyle ikiye bölünmesi sonucu insanlarının yaşadıkları bambaşka hayatlar bazen güldürüyor bazen ağlatıyor bazen düşündürüyor. İlk bölümden itibaren birleşme isteği vurgulanıyor. Öyle ki Yoon Se Ri ağlayarak "İstediğim her yere gidebilirim. Afrika'ya, Antarktika'ya... Ama buraya gelemiyorum." diyerek bu ayrımın acısını belirtmiştir. Sınır çizgisinde olan sarılma sahneleri ise zaten çok meşhur. Aslında iki ülkenin de birbirine olan hasretini vurguluyorlar. Kafede futbol maçı izleme sahnesi vardı mesela. O sahne de çok anlamlı ve güzeldi.
Dizi yayınlandığı dönem Kuzey Kore'yi kötü Güney Kore'yi iyi gösterdiğiyle ilgili ciddi eleştiriler almış. Fakat ben tam tersi Kuzey Kore'yi olduğundan çok çok daha iyi gösterdiğini düşünüyorum. Oranın insanları çok sevecen, şirin, cana yakın gösterilip komşuluk ilişkileri çok güçlü kurgulanırken Güney Kore'de ise aile ilişkilerinin dahi son derece mesefali olup çıkar ilişkilerinin ön planda yer aldığı bir gösterim vardı. Teknoloji olarak Güney Kore zaten Kuzey Kore'den üstün ve tabiki bunu en doğal şekilde aktarmışlar. Kuzey Kore'deki elektrik kesintileri, gece baskınları, telekulaklık, rozet taşıma zorunluluğu, aile infazı gibi ciddi konulara da değinmişler. Yani iki tarafın da iyi ve kötü özelliklerini yansıtmaya çalışmışlar. Zaten dizi ister istemez Kuzey Kore hakkında araştırma yapmaya teşvik ediyor. Yapınca da ülkedeki durumun gösterilenden daha vahim olduğunu görebilirsiniz.
Yan karakterlerden bahsetmeden olmaz. Onların diziyi izlettirmede rolü çok büyük. Asker takımımıza bayıldım. Kahkaha atarak gülmeme sebep olmuşlardır. O kadar eğlenceliydi her biri. Hem Yoon Se Ri hem kendi aralarında olan sahneleri çok keyifliydi. Kuzey Güney dostluğunu ve birliğini bu grup üzerinden de vurgulamışlardı.
Gu Seung Jun (Kim Jung Hyun) ve Seo Dan (Seo Ji Hye) ise başlamadan biten çiftler listesine girmiştir. Çok etkileyici bir çiftti keşke daha fazla işlenseydi. Seung Jun karakterine bayıldım. İyi kurgulanmış ve iyi bir oyuncu tarafından canlandırıyordu. Hem karakter hem sahneleri çok sempatikti.
Final için de birkaç şey söylemek isterim. Bence bitebilecek en iyi sonla bitti. Yayınladığı dönem politik sebeplerden ötürü planlanan son yapılamamış ve final revize edilmiş. Ama bence böylesi daha iyi olmuş. Daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Yüzümde buruk bir gülümsemeyle bitirdim. Bi çıtır kalp kırıcıydı. Bu da yine diziyi çok sevme sebeplerimdendir.
Sonradan üzerine düşüneceğim ve tekrar izleyeceğim sahnelerin içerisinde bolca bulunduğu çok güzel bir diziydi. Benim gibi daha fazla geç kalmadan mutlaka izleyin.
Normalde tek replik paylaşırım ama bu dizide de çok güzel replikler vardı seçemediğim için hepsini yazıyorum.
📍"Düşünüyorum da hangisi aşk acaba? Senin de benim için endişelendiğini umup beni özlemeni dilemek mi? Yoksa benden farklı olarak hiçbir endişe duymaksızın, özlemeksizin her şeyi unutmanı dilemek mi? O da değilse sana kavuşmak için tüm olanları en baştan bir daha yaşamaya gönüllü olmak mı?"
📍"Cidden dünyanın çiçek bahçesi gibi olmasını isterdim o zaman ara sıra birbirimizin halini hatrını sorabilirdik."
📍"Yarın kavuşacakmışçasına bugünü yaşasak nasıl olur?"
📍"Yemeğini güzelce ye ve iyi uyu. Günlerimizi böyle güzelce geçirip yarın yine sonraki gün kavuşacakmış gibi mutlu yaşasak nasıl olur?"
📍"Sen bende yalnızca anı olarak kalamazsın. O yüzden, bu sene kavuşamasak bile bir dahakine. Yine kavuşamazsak, ondan sonrakine. Sen beni bulana kadar bekleyecek, dua edeceğim. Ben öyle yapmaya karar verdim. Hepimiz hayata bir kere geliyoruz ama ben kendi hayatımı sevdiğim insana kavuşarak, onu yolcu ederek, tekrar kavuşacağım günü bekleyerek, onu severek geçireceğim. Ben böyle yapmaya karar verdim. Sen de aynı fikirdeysen, benimle buluşmaya gel."
📍"Sana kavuşabilmek için, tüm olanları en başından itibaren tekrar yaşamayı seçtim. Zamanı geri alsam da, yüz kere geri alsam da, seninle karşılaşır, seni tanır, aşık olurdum. Tehlikeli ve üzücü bir seçim olduğunu ben biliyordum. O seçimi yaptığıma mutluydum ben."