Spoiler içeriyor
Kitabımızın baş karakteri Tertuliano Máximo Afonso, kendi halinde yaşayan, dümdüz adamlardan diyebileceğimiz bir insandır. Mesleği ise tarih öğretmenliğidir. Fakat bu kitabın ana meselesi için önemsiz bir detay. Bir gün Tertuliano Máximo Afonso izlediği filmde kendine tıpatıp benzeyen bir adam görür.…devamıKitabımızın baş karakteri Tertuliano Máximo Afonso, kendi halinde yaşayan, dümdüz adamlardan diyebileceğimiz bir insandır. Mesleği ise tarih öğretmenliğidir. Fakat bu kitabın ana meselesi için önemsiz bir detay. Bir gün Tertuliano Máximo Afonso izlediği filmde kendine tıpatıp benzeyen bir adam görür. Daha sonra tüm yapacaklarını, hayatın akışının ona verdiği sorumluluk ve görevleri bir kenara bırakıp zamanını bu adamın bulunduğu filmleri izleyip onu bulmaya adar.
Tertuliano Máximo Afonso, kendisine ikizi gibi benzeyen aktörü yalnızca bir meraktan ileri gelen duygudan ötürü bulmak istemez. Asıl mesele benlik kaygısı, asıl olma ve var olmaktan duyduğu endişedir. Evet, Tertuliano Máximo Afonso, bu aktörü gördükten sonra bir benlik kaygısına düşmüştür. Kendini eşsiz sanan bir insan eşsiz olmadığını öğrenirse ne yapar? Kendiyle tıpatıp aynı bedeni taşıyan biri onu ruhsal olarak tehlikeye atmaz mı? İşte Tertuliano Máximo Afonso'da tüm bu düşüncelerle bulmak ister ikizini. Onunla arasında bi' fark bulmak, belki de kopya olanın kendisi değil, o olduğuna bir ispat bulmak için.
Bu takıntı beynini kemirip, zamanını çalarken yavaş yavaş zafere de ulaşır. Tabii, hemen adım atamaz. Zira adamın karşısına çıkması ikisi için de olumsuz etkiler yaratacaktır. Bir şekilde adama; António Claro'ya ulaşır, Tertuliano Máximo Afonso.
Aktör ilk başta bu durumu saçmalık olarak görüp görüşmeye karşı çıksa da o da benzer duygulardan ötürü Tertuliano Máximo Afonso ile görüşmeye karar verir. Evet, o da benlik kaygısı, eşsiz olmamayı bilmenin verdiği sancıyı, kopya insan olabilme korkusunu duyar.
Buluşmadan sonra ikili konuşup anlaşmış ve birbirlerinden tamamen uzaklaşmış gibi görünseler de asıl çatışma buradan sonra doğar işte. Başlangıçta yani aktör kitaba tam anlamıyla dahil olmadan, onu tanımadan önce Tertuliano Máximo Afonso'nun içsel çatışmalarına, benliğinde verdiği savaşa ve arayışa tanık olurken António Claro'nun Tertuliano Máximo Afonso'nun hayatına giriş yapmasıyla karşılıklı bir çatışma, tek olduğunu kanıtlama isteğinin yankılarnı duymaya başlıyoruz. Karakterler sadece içsel bir çatışma değil, dışsal olarak da çatışmaya başlıyorlar. Hatta bu çatışmaya alçakça bir biçimde hayatlarındaki kadınları da dahil ediyorlar. Çünkü her ikisi de bir diğerinin varlığını kabule yanaşmıyor.
Kitap boyunca aklımda binbir senaryo döndü. Bu sebeple kitabın çok yönlü bi' okumaya ittiğini söyleyebilirim. Ne olacağı hakkında tahminler yürütmeye çalıştım. Bazı yerlerde yürüttüm, bazı yerlerde başarısız oldum. Lâkin akıl yürütsem de yürütmesem de kitabın her sahnesiyle beni kendine hayran bıraktığını belirtmekten zevk duyarım. Şaşırtmayı da başarttı çoğu noktada. Böyle bir kitaptan beklenileceği üzere.
Varoluşu, benliği, kimlik bölünmesini, maskelenmeyi çok iyi bir şekilde ele almıştı. Psikolojik olarak derin bir kitap kısacası.
Finali ise bize gösterdi ki; bu döngü bu şekilde devam edecek. Kimse eşsiz değildir.
Yazı dili zorlayıcı olduğu için hafiften okumakta zorlandım ama kurgusu, hikâyesi beni sürükledi götürdü. Daha önce de Jose Saramago okuduğum için bu yazı diline alışmış sayılırım tabii ama yine de birazcık zorlayıcıydı.
Siz de dünyada eşsiz olduğunuzu düşünüyor veyahut Tertuliano Máximo Afonso'nun yaşadığı bu kaygıys tanık olmak istiyorsunuz okumanız gereken eser kesinlikle bu.
Neden sürekli karakterin tam adını kullandığıma bir açıklık getireyim. Çünkü yazar da öyle yapmış ve ben de böyle yapılması gerektiğini düşündüm.