Balzac'ın daha önce Louis Lambert kitabını okumuştum, orada şunu belirtmiştim. "Bu kitaba has olduğunu düşünmüyorum, Balzac'ın kendine has ağır bir dili var." gibi bir tabir kullanmıştım. Bu kitapla bu düşüncemi daha da pekiştirmiş oldum. Kendine has ağır bir dili var,…devamıBalzac'ın daha önce Louis Lambert kitabını okumuştum, orada şunu belirtmiştim. "Bu kitaba has olduğunu düşünmüyorum, Balzac'ın kendine has ağır bir dili var." gibi bir tabir kullanmıştım. Bu kitapla bu düşüncemi daha da pekiştirmiş oldum. Kendine has ağır bir dili var, fakat ağırlığına rağmen akıcı bir şekilde kendini de okutuyor.
Şimdi bakalım Ursule Mirouët neler anlatıyormuş? Önce Ursule Mirouët kim ondan bahsedelim. Ursule 15-16 yaşlarında, vaftiz babasının -aynı zamanda eniştesi- yanında büyümüş, iyi yürekli, akıllı bir genç kız. Vaftiz babası Dr. Minoret ise oldukça varlıklı bir adam. Kızı Ursule'ye de oldukça düşkün. Tüm mirasını öldükten sonra ona bırakmak ister. Dr. Minoret'in sağlığında da pek çok olaya şahit olsak da asıl entrika onun vefatından sonra başlıyor. Peki neler oluyor? Balzac bize neler anlatıyor?
Minoret'in ölümünün ardından akrabaları mirası Ursule'ye bırakmamak için türlü entrikalara başvuruyorlar, 40 takla atıp 1001 dolap çeviriliyor. Bunları yapmalarının tek sebebi para hırsı olarak görülebilir. Fakat Ursule'nin dışlanmasının sebebi bu değil. Ursule'nin gayrimeşru bir çocuk olması aslında asıl sebep. Ursule, Dr. Minoret'in kayınbiraderinin evlilik dışı doğmuş kızı. Bu durumda akrabalar tarafından hor görülmesine, dışlanmasına sebep veriyor. Lâkin hiçbir şekilde dik duruşunu bozmuyor Ursule. O genç yaşamına rağmen. Kitaplarda böyle güçlü genç kızları okumayı seviyorum. Kurguda olsa bana tarifsiz bir gurur veriyor.Balzac'ın daha önce Louis Lambert kitabını okumuştum, orada şunu belirtmiştim. "Bu kitaba has olduğunu düşünmüyorum, Balzac'ın kendine has ağır bir dili var." gibi bir tabir kullanmıştım. Bu kitapla bu düşüncemi daha da pekiştirmiş oldum. Kendine has ağır bir dili var, fakat ağırlığına rağmen akıcı bir şekilde kendini de okutuyor.
Balzac kitapta sadece miras davasına ya da genç bir kızın dışlanmasına değinmemiş. Aynı zamanda bu durumu mistik deneyimlerle destekleyip ruhani bir bakış açısı da koymuş. Karakterlerin iç dünyasına kadar inmiş onları dönüştürmek için...
İyi ve kötü arasında sert bir çatışma var kitapta. Adaletin sorgulandığı, iyi ve kötünün karşı karşıya geldiği siyahın içinde beyaz, beyaz içinde siyahın görülmeye çalıştığı bir çatışma.
Balzac, bu eseriyle bize kısaca şunu söylüyor. "Kötülük ne kadar akıllıca olursa olsun, sabırla ve erdemle yoğrulan iyinin zaferi mutlaktır."