Uzun zamandır Sabahattin Ali okumuyordum, özlemişim o şairane kalemini. Doğrusu, kitabın başında Sabahattin Ali'nin kendine yaptığı özeleştiri ve hikâyeleri pek de beğenmediğini belirtmesi beni okuma konusunda biraz uzaklaştırmıştı, tabii listemde olduğu için ve kısa da olduğu için -kısa öykü kitabı…devamıUzun zamandır Sabahattin Ali okumuyordum, özlemişim o şairane kalemini. Doğrusu, kitabın başında Sabahattin Ali'nin kendine yaptığı özeleştiri ve hikâyeleri pek de beğenmediğini belirtmesi beni okuma konusunda biraz uzaklaştırmıştı, tabii listemde olduğu için ve kısa da olduğu için -kısa öykü kitabı olmasının da etkisi var- bir şans vermek istedim, bence kendisine haksızlık etmiş. Gayet güzel hikâyelerdi, en azından hepsinin bir mesajı vardı ve bu mesajlar hem bireye hem topluma ulaşan net mesajlardı. Öykülerde farklı farklı temalara değinip, toplumun farklı kısımlarına hem bireyi hem toplumu eleştirmeyi başarmış. Değirmen, Sabahattin Ali'nin ilk öykü kitabıymış sanırım, ilkin günahı olmaz diyelim.
Değirmen kitabı, 3 kısma ayrılmış 16 ayrı öyküden oluşuyor ve az önce de bahsettiğim gibi bu öyküler farklı farklı temaları konu alıp -aşk, esaret, yoksulluk, yalnızlık, ikiyüzlülük, ahlaksızlık...- bunlara karşın kısa ama etkili, net bir eleştiri sunuyor.
Her hikâyeyi tek tek, derinlemesine yorumlamak istemiyorum. Sadece genel temalarından bahsedeceğim. Değirmen, Viyolensel, Kurtarılamayan Şaheser, Kırlangıçlar, Birden Bire Sönen Kandilin Hikâyesi ve Bir Cinayetin Sebebi hikâyeleri; aşkı, fedakarlığı ve aşkın sınır tanımayacağını anlatıyordu. Mesela Bir Cinayetin Sebebi'nde karakterimiz işlediği cinayeti sevdiği kızın gözüne girebilmek için işliyor, zira sevdiği kız bir katile olmayacak derecede ilgi, alaka gösterince ana karakter bunu kıskanıp, onun dikkatini çekerim düşüncesiyle gidiyor ve alakasız birini öldürüyor. Acaba günümüzde bazı kızların bu 'badboy' sevdası erkeklerin saçma sapan tiplere, suçlara özenmesinde etki yaratıyor mu? Bu hikâye biraz onu düşündürdü doğrusu.
Siyasetin, bürokrasinin ikiyüzlülüğüne, ahlaksızlığına değinip, bizlere tanıdık gelecek hikâyelerde vardı elbet eserde. Yalnızca romantizm düşünmeyelim yani. Bunu en net anlatan hikâye de Bir Orman Hikâyesi idi. Hikâye, siyasilerin rant alanı açmaları için imkan verdikleri bir şirketin ormanı nasıl talan etmeye çalıştıklarını ve bunun karşısında köylülerin "anamız, babamız" dedikleri ağaçları, ormanları nasıl korumaya çalıştıklarını, onurlu direnişlerini anlatıyordu. Suçlu ilan edilip itilip kakıldılar tabii. Tanıdık gelmiştir herhalde senaryo?
Kitabın içindeki en sevdiğim öyküden bahsedip yazıyı bitirmek istiyorum. Ben en çok 'Birden Bire Sönen Kandilin Hikâyesi'ni sevdim. Öykünün o ürpertici havası, Sabahattin Ali'nin öyküde kullandığı betimlemeler, anlatıcının ruh hâli, aşk temasını taşıdığı metafor harikaydı. Gerçek gibi hissettiriyor, ama tabii bir metafor olduğunu anlamak da zor değil. Hikâye de bir adam anlatıcıyı Kandil'e benzeyen bir kuleye çıkartıyor ve burada ona birden bire sönen kandilin hikâyesini anlatmaya başlıyor. Burada 'kandil' aşkın, sevmenin ve sevilmenin insanı nasıl parlattığını göstermek için kullanılmış. Adam o sevgiyi kaybedince kandil de sönüyor elbet, etraf karanlığa gömülüyor. Hikâyenin sonunda adamın bir iskelete dönmesi de kaybettiği aşkının onu nasıl tükettiğini gösteriyor. Çok, çok iyi bir hikâye idi. Diğer aşk temalı hikâyelerindeki anlatım, fedakarlık, bağlılık ve sadakat güzeldi ama bu hikâye bütün havasıyla mükemmeldi, farklı ve mükemmel.
Sabahattin Ali, 16 öykünün tamamında da çok güzel temalar seçmiş ve seçtiği temaları güzel, etkileyici ve derin eleştiriler ya da anlatım sunan hikâyelerle taçlandırmış. Evet, daha iyi olan hikâyelerde vardı ama bence hiçbirisi kötü değildi.
Okuması da kolay bir eser, öyküler pek uzun değil. Öyle yorucu hikâyeler de değil. Ardını merak ettiriyorlar, sonuca ulaştırmak istetiyor. Tabii biraz açık kalmış gibi hissettirebilir. Onun da bilerek yapıldığı düşüncesindeyim, zira toplumu gözler önüne seriyor hikâye. Ve toplumun hikâyesi hep devam eder. Her zaman düşünmeye ve eleştirilmeye açıktır. O sebepten dolayı Sabahattin Ali'nin sonu okuyucuya bıraktığı yorumunu yapmak pek yanlış olmaz sanırım.