Aidiyet yaşamak isteyenlerin, hala arayışlarda olanların dizisidir. Sanpo adında Seul'e bir buçuk saat uzaklıkta kırsal bir bölgede yaşayan üç kardeşin hayatını izliyoruz. Bu kırsalda bir de kardeşlerin aile işlerine yardımcı olan aynı sofrada yemek yiyecek kadar ailenin içinde olan ama…devamıAidiyet yaşamak isteyenlerin, hala arayışlarda olanların dizisidir.
Sanpo adında Seul'e bir buçuk saat uzaklıkta kırsal bir bölgede yaşayan üç kardeşin hayatını izliyoruz. Bu kırsalda bir de kardeşlerin aile işlerine yardımcı olan aynı sofrada yemek yiyecek kadar ailenin içinde olan ama sadece soyadını bildikleri yabancı bir adam vardır.
Dizinin slice of life türünde, çok durgun bir hikayesi ve akışı olduğunu duymuştum. Evet bu doğru. Gerçekten çok yavaş ilerleyen bir dizi. Hiçbir aksiyon yok. Eğer şaşırmak, merak etmek istiyorsanız bunu tercih etmemelisiniz. İzleyecekseniz de doğru zamanı kollamalısınız. Ben öyle yaptım sanırım. Bu yüzden genel olarak keyifle izledim.
Her sahne her replik düşünmeye sevk ediyor. Şiir gibi dizi diyebilirim. Sonradan üzerine düşüneceğiniz bolca replik var. Aklınızı kurcalayacak bir dizi.
En sevdiğim yanı gerçekçiliği olabilir. Kardeşlerin tekdüze hayatı, işe gidip gelirken çektikleri yoldan şikayetleri, kırsal hayatın zorluğu, her ailede olan sorunlar, kuşak çatışması, bu kısır döngüden çıkmanın kendince yolunu aramaları çok gerçekti. Yeom Gi Jeong (Lee El) evlilikte, Chang Hee (Lee Min Ki) ekonomik bağımsızlıkta, Mi Jeong (Kim Ji Won) ona değer verecek birinde, Mr. Gu ise alkolde bu yolu arıyor. Yani özgürlüklerini böyle kazanacaklarını düşünüyorlar. Onların bu özgürlük süreçlerine tanık etmek de beni içine çekti açıkçası.
Sadece Mi Jeong'un, Bay Gu'ya adını, işini, mesleğini, geçmişini, katil mi hırsız mı hakkında hiçbir şey bilmeden gidip de "Beni taparcasına sev." demesi 'bu ne be' dedirtti. Ama ben bu ikilinin sahnelerinde ister istemez gülümserken buldum kendimi. Özellikle son iki bölüm.
Final ise tam bu diziye yakışır şekilde oldu. Hikayelerin hiçbiri tamamlanmadı, seyirciye bırakıldı. Tabi çok hoş göndermelerle beraber.
Yirmi beş yaş üzeri ve dediğim ruh halinde olan izleyiciler daha bir keyifle izler diye düşünüyorum. Şans veriniz. İyi seyirler.
Beğendiğim replikleri yazsam dizinin yüzde doksanını yazmam gerekir. Ama birkaçını paylaşmak istiyorum.
📍"Sanırım insanlar sadece yalnız olduklarında deli değiller. Bu yüzden geceleri daha aklım başımda."
📍"İnsanları her zaman korkuluklara benzetirim, gerçekte ne olduklarını bilmezler, sadece olmaları gerektiği gibi davranırlar."
📍"Diğerleri gibi hayat işte diyerek yaşayıp gidemem, bunu asla yapmayacağım, öldükten sonra nereye gideceğim umrumda değil, cenneti yaşarken görmek istiyorum."
📍"Amerika'da insanların intihar ettiği meşhur bir uçurum varmış. Oradan atlayıp hayatta kalan insanlarla röportaj yapıyorlardı. Hepsi de uçurumun üçte ikisine geldiklerinde kendini öldürmeyi istemeye neden olan şey artık önemsiz geliyor demişti."
📍"Birini nasıl kalbin çarpacak kadar seviyorsun anlamıyorum. Kimseyi sevmediğimden değil. Kimseyi o kadar çok sevmedim. Benim kalbim sadece kötü bir şeyler olduğunda çarpıyor. Utandığım zaman, sinirlendiğimde, 100 metre koşusundan önce. Hep kötü şeyler için. Birinden hoşlandığım için hiç kalbim çarpmadı. Birinden gerçekten hoşlandığımda bence tam tersi oluyor. Kalbim daha yavaş atıyor. Sanki bir şeyden kurtulmuşum gibi. Hayatımda ilk kez huzurlu hissediyormuşum gibi.”
📍"Utanç duyuyorsan utanç duyup geç işte. Hayat bir dizi utanç kaynağı zaten. Doğduğun andan itibaren utanç verici. Çıplak doğuyorsun.”
📍"Küçükken kilisede ettiğimiz duayı yazıp vermemizi istemişlerdi. Arkadaşlarımın yazdığı dualara bakıp niye böyle bir şey için dua ederler ki demiştim. Notlar, girmek istedikleri okullar, arkadaşlar... Gerçekten bunun için mi dua ediyorlar, tanrı'ya? Ama tanrı bu. Benimse merak ettiğim tek bir şey vardı: ben neyim? Neden buradayım? Sanki herkes bostan korkuluğu gibi. Gerçekten ne olduklarını bilmiyorlar. Sadece biliyormuş gibi yapıyorlar. Bir anlamda, sağlıklı ve mutlu olan insanlar, belki de bu soruları arkasında bırakmaya karar vermiş insanlardır. 'Hayat budur işte!' yalanında karar kılmış olanlardır."