2026 (54. Film) Yorum yapmadan önce bir konuda sizlere danışmak istiyorum. Bu sıra Raf kullanıcı sayısında azalma mı var? Hem gönderiler sayı olarak daha az gibi hem de bu paylaşımlarda ki beğeni sayısına yansıyor. Fikri olan varsa yorumlara bekliyorum. Filme…devamı2026 (54. Film)
Yorum yapmadan önce bir konuda sizlere danışmak istiyorum. Bu sıra Raf kullanıcı sayısında azalma mı var? Hem gönderiler sayı olarak daha az gibi hem de bu paylaşımlarda ki beğeni sayısına yansıyor. Fikri olan varsa yorumlara bekliyorum. Filme gelirsem arkadaşımın isteği üzerine beraber izledik. Benimde çıktığı günden bu yana listemdeki filmlerden bir tanesiydi. Thomas evrak işleri için kendilerine gelemeyen çok hasta bir adama doğru yola çıkar. Ancak Thomas oraya vardığında müşterinin insan olmadığını anlar. Count Orlok'un Thomas'ın karısını istemesiyle senaryo iyice şekillenir. Film Aaron Taylor-Johnson, Bill Skarsgård, Willem Dafoe ve Ralph Ineson gibi ünlü isimlerle birlikte güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip.
Filmi iki parça halinde ele almak istiyorum. Filmin ilk yarısında Ellen karakterinin yaşadığı rahatsızlıkla tanışmamız, Thomas'ın uzun yolculuğu ve Count Orlok ile olan sahneleri oldukça ürpertici ve seyir zevki açısından oldukça keyifliydi. Filmin ikinci yarısında ise özellikle Profesör'ün (Willem Dafoe) dahil olduğu kısımdan itibaren bence film biraz kendini tekrarlamaya başladı. Ellen'ın yaşadığı nöbetler, Count'un her an son nefesini verecekmiş gibi konuşmaları bir zaman sonra bir izleyici olarak bende doygunluk oluşturdu. Willem Dafoe'nin karakterini bu arada oldukça beğendim. "Ne oynasa yakışıyor." denilecek türden bir aktör. Filmde genel olarak oyunculuklar da oldukça başarılıydı. Lily-Rose Depp ve Nicholas Hoult'u ilk kez izleme şansım oldu. (Hoult Deadpool 2'de de görünmüş ancak çok oldu film izleyeli. Performansına pek hakim değilim.) Buna rağmen iki oyuncu da son derece iyi bir performans sergilemiş. Filmi arkadaşım sebebiyle dublaj izledim. Normalde bilen bilir dublaj pek tarzım değildir ama dürüst olmak gerekirse özellikle Dafoe ve Skarsgård'ın seslendirmenleri oldukça iyi iş çıkarmış. Bill Skarsgård'ın makyajı da görsel açıdan övmeden geçemeyeceğim noktalardan bir tanesi.
Genel olarak filmi beğendim. Karanlık teması, tir tir titretmese de tüm film var olan o tatlı gerilimiyle güzel bir film. Filmin ikinci yarısında film tekrara düşmekten kurtulabilse şahsen biraz daha yüksek bir puan verebilirdim ancak bu kadarla yetinmeli.
7.0/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Yönetmen Robert Eggers, bu filmi çekmek için tam 10 yıl bekledi. Hatta kariyerindeki ilk büyük projesi olmasını istiyordu ama ancak The Northman sonrası bütçe bulabildi.
2- Bill Skarsgård, Count Orlok karakteri için günde 6 saat makyaj koltuğunda oturdu. Çekimler bittiğinde ise makyajın temizlenmesi 2 saat sürüyordu. Oyuncu, karakterin o rahatsız edici sesini çıkarabilmek için özel ses eğitimi aldı.
3- Bu film, Willem Dafoe ve Robert Eggers’ın The Lighthouse ve The Northman’den sonraki üçüncü ortaklığıdır.
4- Filmdeki veba sahnelerinde binlerce gerçek fare kullanıldı; oyuncular bu sahnelerin çekimlerinde bir hayli zorlandıklarını dile getirdiler.
5- Eggers, filmin o klasik ve grenli havasını yakalamak için dijital yerine tamamen 35mm film kullanarak çekimleri gerçekleştirdi.
6- Filmin atmosferindeki o kasvetli havayı yaratmak için setlerde neredeyse hiç yapay ışık kullanılmadı; çoğu sahne sadece mum ışığı ve ay ışığı simülasyonu ile çekildi.
7- Lily-Rose, Ellen karakterinin o nöbet sahneleri için aylarca fiziksel performans ve nefes kontrolü çalışmaları yaptı.
8- Filmin dış çekimleri, gotik mimarinin en iyi korunduğu yerlerden biri olan Prag’da ve hikayenin asıl vatanı sayılan Romanya’nın ücra köşelerinde yapıldı.
9- Başlangıçta Ellen rolü için Robert Eggers’ın gözbebeği Anya Taylor-Joy düşünülmüştü ancak çekim takvimi uymayınca rol Lily-Rose Depp’e gitti.
10- 1922 yapımı orijinal filme bir saygı duruşu olarak, Count Orlok’un sadece gölgesinin göründüğü sahneler özel bir teknikle merceklendi.
11- Bill, Orlok'un yalnızlığını ve yabancılığını hissetmek için çekimler boyunca diğer oyunculardan izole bir şekilde ayrı bir alanda yaşadı.
12- Filmdeki canavar sadece bir vampir değil, aynı zamanda Avrupa’yı kırıp geçiren veba salgınının bir metaforu olarak işlendi.
13- Kostüm tasarımcıları, 19. yüzyılın dokusunu yakalamak için dönemin orijinal kumaşlarını ve dikiş tekniklerini kullandılar.
14- Bir dönem Thomas Hutter rolü için Harry Styles ile görüşüldüğü ancak Styles'ın son anda projeden çekildiği biliniyor.
15- Eggers, filmin her karesini 19. yüzyılın Alman romantik ressamlarının tablolarından ilham alarak tasarladı.
16- Friedrich Harding rolüyle filme giren oyuncu, o dönemin aristokratik duruşunu temsil etmek için özel bir binicilik eğitimi aldı.
17- Filmin müzikleri, izleyicide sürekli bir huzursuzluk yaratmak için düşük frekanslı yaylı çalgılar ve koro sesleriyle harmanlandı.
18- Bazı sahnelerde karakterlerin o dönemin aksanına uygun konuşabilmesi için senaryoya arkaik kelimeler serpiştirildi.
19- Yönetmen Robert Eggers, bu filmi çekmeyi daha 8 yaşındayken kafasına koymuştu. Hatta lise yıllarında bu hikayenin tiyatro oyununu yönetmişti.
20- Dafoe, 2000 yapımı Shadow of the Vampire filminde bizzat Nosferatu’yu (Max Schreck) canlandırıp Oscar’a aday olmuştu. Bu filmde ise avcı (Profesör) rolüne geçmesi harika bir "rol takası" oldu.
21- Film sahnelerinin çoğu Çekya’daki Pernstejn Kalesi ve Transilvanya’daki gerçek Gotik kalelerde çekildi. Eggers, o "soğuk ve ürpertici" hissi vermek için yapay setlerden kaçındı.
22- Count Orlok’un o korkunç gözleri için özel lensler kullanıldı ancak Bill Skarsgård, gözlerini uzun süre kırpmadan durabilme yeteneğiyle sahneleri daha da tekinsiz hale getirdi.
23- Hoult, Thomas Hutter’ın o uzun yolculuktaki bitkinliğini yansıtmak için çekimler boyunca uykusuz kalarak gerçek morluklar oluşmasını sağladı.
24- Filmde Dr. Wilhelm Sievers’ı canlandıran Ralph Ineson, Hollywood’un en "derin" sesli oyuncularından biridir ve yönetmen onun sesini hiç dijital işlemden geçirmeden kullandı.