Bir kahramanın doğuşunu, tüm hissiyatlarını bir bir işleyen bu yapım önceden izlediklerimden apayrıydı. Her şeyden önce bence tüm cast ekibinin uyumunun yakalanması ile duygulandığım yerler oldu.-Atamın mevzu bahis olduğu hangi yapımda duygulanmıyorum ki diye düşünmeden edemedim bir an için!-Film yahut…devamıBir kahramanın doğuşunu, tüm hissiyatlarını bir bir işleyen bu yapım önceden izlediklerimden apayrıydı. Her şeyden önce bence tüm cast ekibinin uyumunun yakalanması ile duygulandığım yerler oldu.-Atamın mevzu bahis olduğu hangi yapımda duygulanmıyorum ki diye düşünmeden edemedim bir an için!-Film yahut dizi olma kısmı hakkında bilgilisinizdir çoktan diye de düşünüyorum çünkü izlemeye yeni fırsat bulduğum yapım birkaç yıl öncesine ait. Uzun zaman oldu sanırım bu kadar tarihle bağdaşık bir dizi izlemeyeli. Tabi bazı nüansları
saymazsak.
Dizi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de Conkbayırında gerçekleştirdiği o tarihi emir ile başlıyor ve devamında geçmişe dönüp Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüme - fikir yapısının oluşması - tarihe çıkma anını ve bir ömrün dolu dolu yaşanması hakkında kesitler sunuyor.
İzlerken beni çok etkileyen yahut yarım kaldığını düşündüğüm çok nokta oldu. Evet daha fazla detaylandırılamazdı belki her şey ama tarihe olan ilgisizliğimizin ve bilgisizliğimizin en üst seviyelere ulaştığı bu dönemde kendi tarihimizi tüm doğrularıyla ele almalıyız kanaatındayım. Gelelim eksik gördüğüm ya da etkilendiğim o detaylara… (Detaylar arasında kronolojik bir sıralama bulunmamaktadır.)
Harekat ordusunun İstanbul’da yer alan ayaklanmayı bastırması üzerine paşaların görüş bildirdikleri anda bu orduyu yöneten Mahmut Şevket Paşaya da yer verilmesini isterdim. - Ki bilindiği üzere Mahmut Şevket Paşa’nın bu harekat (31 Mart olayı ) başlamadan önce yaptığı bir konuşmanın ses kaydı bulunmuştur. -
Trablusgarp cephesinde Derne’de Mustafa Kemal Atatürk’ün Çöl Aslanı Ömer Muhtar ile konuşmasının bir kesitinin dizide yer alması güzel bir detaydı fakat bu kısımda Ahmet Şenusi’ye de yer verilmesini kesinlikle isterdim. Trablusgarp demek birazda Ahmet Şenusi demektir nezdimde.
Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiği okul arkadaşı Ömer Naci’nin yer alması ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrasına yapılan o minik anımsama detayını da aşırı beğendim. Mustafa Kemal Atatürk demek biraz da Ömer Naci , Nuri Conker demektir. Burada dostluğuna verdiği önemi görürüz ki ilerde de Nuri Conker vefat ettiğinde derinden sarsılmış bir Atatürk olacaktır. (Tüm o çaba içinde keşkehep mutlu olabilseydin babam)
Suriye - Filistin cephesinde geri çekilme kısmında sevdiği köpeğini patlama sonucu kaybetmesi de en üzüldüğüm detaylardan oldu. Bu arada Alp’in patlama sonucu öldüğüne dair net görüşler bulunmamaktadır. Kimi kişiler tarafından da kaos ortasında bulunan Alp’in kaybolduğu kanısıdır.
Mustafa Kemal Atatürk ile Safiye Sultan arasında yapılacak muhtemel bir izdivacın mevzu bahis edildiği kısmı izlerken bu kısmın gerçekliğini sorguladım fakat bu kısmın doğruluğu hakkında net bilgiye ulaşamadım. Hepimiz biliriz ki bir dönem Naciye Sultan ile izdivaç konusu geçmiştir fakat Naciye Sultan Enver Paşa ile evlidir. (Enver Paşa ve Naciye Sultan mektuplaşmalarından bazılarını okudum da Enverce sevmek diye bir sözcük türetmek istiyorum.)
“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini…”
Namık Kemal’in Vatan Mersiyesi olarak isimlendirdiği şiirinden Mustafa Kemal Atatürk’ün alıntı okuduğu Çanakkale cephesi kısmında yapılan yanlışlık gözümden kaçmadı. Çünkü bu şiiri memlekette yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen İsmet Paşanın batı cephesinde 1. Yunan taarruzunu kazanması sonrası mecliste Mustafa Kemal Atatürk tarafından ;
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini “
diyerek değiştirerek okuması ile sonuçlanır. Burada sanki Çanakkale Cephesinde söylenmiş gibi lanse edilmesini anlamlandıramadım.
Çanakkale cephesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün göğsüne kurşunun gelmesi ve ani sarsılma sonrası kurşunun baba yadigarı saate saplanıp Atamızın hayatının kurtulduğu sahne için ek olarak şunu söylemek isterim ki bu olay yaşandığında Atatürk’ün gayet müsterih davrandığı ve savaşın ehemmiyeti için yanındakileri susturup devam ettiği anılar bulunmaktadır. Dizide ise yere düşmüş ve Nuri’nin çabası ile tedavi edilmiştir. Acaba bu sahneden neden tamamen gerçekliğe yer vermediler diye düşüneceğim biraz…
Mustafa Kemal Atatürk’ün Madame Corinne ile olan mektuplaşma sahnesinde cephedeyken okumak için kitap istemesi kendimi daha çok sorgulamama ve okumak için artık hiçbir şekilde erteleme yapmayacağıma kesinlik kazandıran bir sahne oldu.
Dizi boyunca Mustafa Kemal Atatürk ile Enver paşa arasında oluşan gerilimi hep en üst seviyede izledik. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı Devleti ile Enver Paşa , Talat Paşa ve Cemal Paşanın başarısızlık sonrası çareyi ülkeyi terk etmekte buldukları sahne ile de bir devrin kapanışına şahit olduk. Ve 1919 yılının Mayısı ile de İstiklal Savaşımızın başlamasına atıf yapılması ile de dizi son buldu.
İstek olarak ise şunu belirtmeliyim ki kesinlikle ve kesinlikle 1919-1922 yılları arasında geçen dönem hakkında da bir dizi yapmalarını isterim. Böylelikle; bir devir nasıl kapandı ve bir ülke nasıl kuruldu ? kısmına şahit olmak ve tarih bilincimizin taçlanarak artmasını isterim. Belki bir gün yapılır …