Urfa’da, Maraş’ta okullarda yaşanan o silahlı saldırıları gördükçe insanın aklı almıyor. Okul dediğimiz yer… Güvenli olması gereken, çocukların hayal kurduğu, büyüdüğü yer… Nasıl oldu da bu hale geldi? Biz ne zaman bu kadar değiştik? Gerçekten soruyorum. Biz nasıl böyle bir…devamıUrfa’da, Maraş’ta okullarda yaşanan o silahlı saldırıları gördükçe insanın aklı almıyor. Okul dediğimiz yer… Güvenli olması gereken, çocukların hayal kurduğu, büyüdüğü yer… Nasıl oldu da bu hale geldi? Biz ne zaman bu kadar değiştik?
Gerçekten soruyorum. Biz nasıl böyle bir millet olduk? Bize ne oldu? Bu kadar öfkeyi, bu kadar kontrolsüzlüğü, bu kadar duyarsızlığı ne zaman normalleştirdik? Eskiden bir yanlış yapanı mahalle uyarırdı, büyükler dur derdi. Şimdi herkes susuyor, herkes izliyor. Kimse kimseye karışmıyor diye diye birbirimize karşı sorumluluğumuzu da kaybettik.
İşin en acı tarafı da bu olayların çoğunun arkasında yetiştirme biçimi var bence. Çocukları tamamen başıboş bırakan, karışmayayım, üzülmesin, sıkılmasın diye diye sınır koymayan aileler… Her istediğini yapan, hiçbir şeye dur denmeyen bir nesil yetişiyor. Sonra o çocuklar büyüyünce öfkesini yönetemeyen, sorumluluk almayan, empati kuramayan bireylere dönüşüyor.
Ve en çok can yakan nokta da böyle ailelerin yetiştirdiği sorunlu çocuklar yüzünden tertemiz, hayalleri olan, kimseye zararı olmayan çocukları kaybediyoruz. Suçu olmayan, sadece okuluna gitmek isteyen çocuklar zarar görüyor. Birilerinin ihmali, ilgisizliği, aman karışmayayım bir şey olmaz tavrı, başka çocukların hayatına mal oluyor.
Biz küçükken sürekli şikayet ederdik. Annem babam çok sıkıyor şuna izin vermiyorlar, her şeyimize çok karışıyorlar diye söylenirdik. Ama şimdi dönüp bakınca anlıyorum ki o sıkılık aslında bir sınırmış, bir korumaymış. Yanlışı doğruyu öğretmekmiş. Belki hoşumuza gitmiyordu ama bir şeyleri dengede tutuyordu.
Şimdi çocuklar ne yaparsa yapsın ses çıkarılmıyor. Telefon veriliyor, tablet veriliyor, yeter ki sussun diye büyütülüyor. Ama susturulan sadece sesi değil duyguları, öfkesi, davranışları da birikiyor ve bir gün patladığında ortaya böyle korkunç tablolar çıkıyor.
Bu sadece bireysel bir mesele değil, toplumsal bir çöküş gibi geliyor bana. Saygı azalıyor, sabır azalıyor, empati yok oluyor. Herkes kendi dünyasında, kimse kimseyi gerçekten umursamıyor.
Eğer bunu sorgulamazsak, çocuk yetiştirmeyi, değerleri, sınırları yeniden düşünmezsek daha da kötüye gidecek gibi hissediyorum.
Belki de yeniden şunu hatırlamamız gerekiyor: Çocuk yetiştirmek sadece büyütmek değil, karakter vermek. Sınır koymak sevgisizlik değil, tam tersine sorumluluk. Ve toplum dediğimiz şey herkesin birbirine karşı biraz sorumluluk hissetmesiyle ayakta kalıyor.
____________________________________________
"Eğer ki çocuklarınıza helali haramı, dünyayı ve ahireti öğretmezseniz; istediğiniz kadar okutun, asla "adam" edemezsiniz."
-Necmettin Erbakan