bomboş kişisel gelişim kitapları okunacağına vincent van gogh'un theo'ya mektupları okunsa çok çok daha faydalı olurdu. hem bibliyoterapi etkisi gösteriyor hem de tutkuyla bir şeyin peşinden nasıl gidilebileceğini.. van gogh sadece ressamlığı sebebiyle bunca seviliyor değil tam da bu yüzden.…devamıbomboş kişisel gelişim kitapları okunacağına vincent van gogh'un theo'ya mektupları okunsa çok çok daha faydalı olurdu. hem bibliyoterapi etkisi gösteriyor hem de tutkuyla bir şeyin peşinden nasıl gidilebileceğini.. van gogh sadece ressamlığı sebebiyle bunca seviliyor değil tam da bu yüzden. bir yandan hayatta kalma, yaşamı sürdürme çabası bir yandan resim için çabalamak, sürekli çalışmak, bunalımlar, yararlı olma çabası, onca emeğinin karşılıksız kalmasına rağmen sürdürme iradesi, ödül beklemeyişi kimseden, diğer ressamlarla ters düşmeye aldırmayışı, sadece emeğe, samimiyete, ciddiyete, neşeye ve sonsuz bir sevgiye inanması.. birbirinden güzel tablolarıyla birlikte sımsıcak bir yaşama arzusu, dostluk, aşkla görme biçimi bıraktı bize. mektuplardan birkaç sevdiğim alıntı bırakayım:
kasım 1878, brüksel
"sanat ne büyük zenginliklerle dolu; insan gördüklerini unutmadıkça hiçbir zaman verimli düşüncelerden uzak, gerçekten yalnız ya da tek başına kalamaz."
belçika, 1880 temmuz
"..umudu uyanık tutan, yükselmeyi amaçlayan, hep arayan melankoliyi, uyuşukluk ve acı içinde insanı umutsuzluğa sürükleyen melankoliye yeğledim."
"..sadakatsizliğimin içinde bile oldukça sadıkım ve değişmişsem bile aynıyım."
"insanlar çoğu kez ellerinde olmayan nedenlerden dolayı hiçbir şey yapamama durumunda kalırlar. kimbilir hangi korkunç, korkunç, çok korkunç kafesin içine hapsolmuşlardır. kurtuluş da var bir yerlerde, biliyorum, geç kalmış bir kurtuluş. haklı ya da haksız yere yok edilmiş bir iyi ad, yoksulluk, yazgının oyunları, felaketler... insanları hapseden şeyler bunlar işte."
etten, aralık 1881
"ben kitap okuduğumda -aslında pek fazla da okumuyorum, yalnızca birkaç yazar, rastlantı sonucu keşfettiğim birkaç kişi- bunu, o yazarlar dünyaya benden daha geniş açıdan, daha yumuşakça, daha sevecenlikle baktıkları için, yaşamı benden daha iyi tanıdıkları için, onlardan bir şeyler öğrenebileceğim i için yapıyorum; yoksa iyilikmiş, kötülükmüş, ahlakmış, ahlaksızlıkmış bu gibi saçmalıklar hiç mi hiç ilgilendirmiyor beni. işin aslına bakarsan neyin iyi neyin kötü olduğunu neyin ahlak neyin ahlaka aykırı olduğunu her zaman bilmek kesinlikle olanaksız."
lahey, şubat 1883
"evet, birçok şey gerçekten de otuz yaşında başlıyor, o yaşta her şeyin bitmiş olduğu da doğru değil. ancak, yaşamın veremeyeceğini anladığı birtakım şeyleri beklememeyi öğrenmiş oluyor kişi; üstelik her geçen gün daha iyi kavrıyor ki yaşam yalnızca bir ekme dönemidir, hasat mevsimi yoktur burada."
lahey, ağustos 1883
"görev mutlaktır. peki, ya sonuçlar? onlardan sorumlu değiliz; ama görevimizi yapmak mı yapmamak mı seçiminden kesinlikle sorumluyuz. varılan sonuç kullanılan araçları haklı kılar ilkesinin tamı tamına karşıtı bu dediğim."
drente, ekim 1883
".. insanın elini uzatıp yakalaması gerek kendi yeteneğini -ve bu yaklama işi oldukça zordur- yeteneğin kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemek yanlış. (...) çalışmakla kusursuzluğa varılabilir: insan resim yapa yapa ressam olur."
"dış dünyaya karşı öyle çok cesaret, öyle çok enerji, öyle çok sükunet göstermek zorundayız ki.. (...) ciddi dertlere karşın neşeli kalmamız gerek. ..her şeye karşı gerçekçi, enerjik, ayrıntılı bir tavır almamız gerekecek, kuşkuya, düşlere ya da kararsızlığa kapılmayacağız."
arles, ağustos 1888
"...yıldızları, başının üstündeki sonsuz boşluğu da hissedebilmen gerek... işte o zaman, yaşam neredeyse büyülü bir şey.. ah, asıl imansızlar, bu gördüğümüz güneşe inanmayanlardır."
arles, eylül 1888
"ah, keşke her sanatçının yaşayacak ve çalışacak bir miktar parası olabilseydi!"
"..dünyanın, yaşamak için paranın gerekli olmayacağı bir düzene girmesini dilemeye elbette hakkımız var."
saint-rémy, kasım, 1889
"doğaya bakarak yılmadan çalışırsan, önceden kendine, şunu ya da bunu yapmak istiyorum demeden, sanki bir çift pabuç yapıyormuşsun gibi sanatsal endişeler duymadan çalışırsan, belki her zaman iyi şeyler çıkarmazsın ortaya, ama kimi günler hiç beklemediğin bir anda öyle bir konu yakalarsın ki, bizden önceki büyüklerin işleriyle boy ölçüşecek güçtedir."