Görsel bir şölen yaşadık ama bizi tatmin edebildi mi? James cameron ın sevmediğim filmi yoktur. En sevdiğim bilimkurgu yönetmeni olur kendisi. Yıllardır kendisini Avatar serisi ile meşgul ediyor. Büyük bir evren meydana getirdi. Görselliği ile bizi her defasında büyülüyor. Ama…devamıGörsel bir şölen yaşadık ama bizi tatmin edebildi mi?
James cameron ın sevmediğim filmi yoktur. En sevdiğim bilimkurgu yönetmeni olur kendisi. Yıllardır kendisini Avatar serisi ile meşgul ediyor. Büyük bir evren meydana getirdi. Görselliği ile bizi her defasında büyülüyor. Ama artık farklı yapımlara yönelmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela yıllardır "Alita Battle Angel" filminin devamını bekliyoruz. Avatar evreni ile o kadar meşgul ki diğer yapımlara yönelemiyor. Zaten kendisi de Avatar 3 den gereken başarıyı elde edemezse devam etmeyeceğini söylemişti. Şuan durum nedir tam olarak bir bilgim yok. Avatar evrenini elbette çok seviyoruz. Ama bence bu kadarı yeterli gibi. Yapılacaksa da 4. Filmin son film olması gerektiğini düşünüyorum.
Gelelim bu filme;
İlk iki filme göre biraz daha yoğun ve yüksek tempolu aksiyon sahneleri mevcuttu. Müziklerini ve görselliği konuşmaya gerek bile yok. Bambaşka bir dünyada gibisiniz. Her defasında yeni içerikler ekleniyor seriye. Zoe Saldana ya ise ayrı bir parantez açmak istiyorum. Kadın, karakterini çok iyi oynuyor. Bir o, bir de Albay için izliyorum şu seriyi. Onlar olmasa bu seri biterdi.
Bazı olaylar olmasa da olurdu!
Mesela Sully nin oğluna bu filmde aşırı sinir oldum. Babası ne dese çocuk tam tersini yapıyor. İki dakika rahat duramıyor. Babası Albay la uğraşırken, o sürgün edilen tulkun un peşinden gidiyor. (Yani abi ne gerek var balinanın peşinden gidip duruyorsun hayvanı bi rahat bırak ya) Sadece şu olay bile yarım saat vakit kaybıydı. Tulkunları çok daha mantıklı bir şekilde filme dahil edebilirlerdi. Tulkun mevzusunda filmden bayağı koptum. Şahsen ben Sully nin yerinde olsam bu çocuğu her gün döverdim. Zeki çocuğu öldürüyorlar, salak olanla uğraşıyoruz. Aşırı vasıfsız bir velet ciddili. Kahramanlık yapmaya çalışıp her şeyi batırması da cabası...
İlk iki film arasındaki tek fark; bu defa tek bir kötü ile savaşmamaları*
Ateş kabilesi filme güzel bir hava katmış. Seriye böyle bir olay kesinlikle gerekiyordu. Koskoca gezegende herkesin dost canlısı olmasını beklemek saçma olurdu. Elbette aralarında birilerinin hüsumet çıkarması gerekirdi. (Varoluşun sebebi haline geldi bu durum) Yine de gereğinden uzun tutulmuş olması izleyiciyi yoruyor. Aksiyon sahneleri tatmin edici olsa da film bittikten sonra etkisinden çıkıyorsunuz. Hani olur ya bir filmi/diziyi bitirince günlerce etkisinden çıkamazsınız. Bunda öyle bir şey yaşamıyorsunuz. Kendinizi vakit öldürmüş olarak hissediyorsunuz. Bu da sizi huzursuz hissettiriyor...