Spoiler içeriyor
1️⃣“Sinemaya özgü tek zanaat kurgudur.” Film ile ilgili konuşulacak çok sayıda nokta var lakin başlangıç noktası olarak devrimsel kurgu planlamasını seçmek çok da yanlış olmaz. Film, ana karakter Leonard'ın kısa süreli hafıza kaybını izleyiciye bizzat yaşatmak için tasarlanmıştır. Renkli sahneler…devamı1️⃣“Sinemaya özgü tek zanaat kurgudur.”
Film ile ilgili konuşulacak çok sayıda nokta var lakin başlangıç noktası olarak devrimsel kurgu planlamasını seçmek çok da yanlış olmaz. Film, ana karakter Leonard'ın kısa süreli hafıza kaybını izleyiciye bizzat yaşatmak için tasarlanmıştır. Renkli sahneler sondan başa doğru (geriye) giderken, siyah-beyaz sahneler kronolojik olarak (ileriye) akar; bu iki çizgi filmin sonunda tek bir noktada birleşir. Bu kurgu şeması aynı zamanda izleyiciyi de Shelby gibi kafa karışıklığı ve güvensizlik içerisine sokuyor çünkü zaman kronolojik(ileriye) akmadığı için sahnenin öncesini bilmiyoruz ve merak duygusunu tetiklediği için filme olan dikkat daha da artıyor ve içine çekiyor. Nolan Tenet ile yapmak istediği kurguyu yıllar önce çıraklık eseriyle başarmıştı kim bilir belki de zaman kavramıyla kafayı bozmuş Nolan’ın zihninde Tenet Montento’dan çok daha önce çekilmiş bir filmdir. :)
2️⃣İntikam mı İllüzyon mu?
Filmin temel meselesine geldiğimizde, Memento başlangıçta bir intikam hikâyesi gibi görünse de, finalde Shelby’nin hayatta kalabilmek için bilinçli olarak sürdürdüğü bir döngünün içinde olduğunu anlarız. Bu döngüyü kırmak, onun için hayatın anlamını da yok etmek demektir. Bu yüzden Shelby, geçmişinden tanıdığı ve kendisiyle yalnızca hafıza problemi üzerinden benzeşen Sammy Jankis’e, aslında kendi gerçekleştirdiği eylemleri atfeder. Bu durum, gerçekle yüzleşmekten kaçınmak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır.
Christopher Nolan, film boyunca Sammy’nin aslında Shelby olabileceğine dair ince ipuçları yerleştirir. Örneğin, Shelby’nin karısının bacağını çimdiklediği sahne, diyabet hastalarının sinir hassasiyetine yapılan kritik bir göndermedir. Bunun gibi pek çok detay olsa da, en dikkat çekici olanlardan biri zaman algısıyla ilgilidir: Sammy’nin hafızası iki dakikada bir sıfırlanırken, eşine insülin yaparken saati sürekli geriye alması; buna karşılık Shelby’nin hafızasının yaklaşık on dakikalık döngülerle silinmesi, iki karakterin aslında aynı kişi olabileceği fikrini güçlendirir. Yine Nolan, yine zaman.
3️⃣Ayna metaforu
Shelby’nin göğsündeki "John G. Raped and Murdered My Wife" dövmesi terstir. Çünkü sadece aynada okuyabilir. Shelby dünyayı ancak bir yansıma (ayna) üzerinden algılayabilir, gerçeklikle doğrudan bir bağı yoktur. Bu metafor ile Nolan izleyiciye Siz de şu an bir yansımaya bakıyorsunuz ve Shelby’nin 'düz' (doğru) dediği her şey aslında 'ters' (yanlış) diyor. Shelby’nin aynaya bakıp "İşte gerçeğim bu" dediği an, aslında en büyük illüzyondur.
4️⃣Bilinçli Yalan
Shelby aslında bir amaç bağımlısı. Araştırma, ipuçlarını birleştirme süreciyle oluşan adrenalin onu hayata bağlıyor. Hedefe ulaşarak katili öldürdüğü an boşluğa düşüyor. Bu yüzden her final aslında yeni bir başlangıç oluyor. Teddy'yi öldürmesi aslında kendi suç ortağını ve gerçeği bilen tek kişiyi yok ederek yalanını yüzüne vuracak kimseyi bırakmaması çünkü Mark Twain’ın da dediği gibi insanları kandırmak onları kandırıldığına inandırmaktan daha kolaydır. :)
Asıl soru; peki biz hayatımıza devam edebilmek için her sabah kendinize hangi yalanları söylüyoruz? Geçmişe hangi rötuşları yapıp hangi hatalarımızı başkalarına yüklüyoruz?