Seninle ilk konuşmaya başladığımız gün, konunun bir gün buraya geleceğini hiç düşünmezdim. Seni, hayatımda kısa süre konuşacağım insanlardan biri sanmıştım. Bana bunları hissettireceğini, aşkı seninle bu kadar derin yaşayacağımı gerçekten tahmin edemezdim. Bir yıldan fazla zaman geçti. Şimdi dönüp baktığımda…devamıSeninle ilk konuşmaya başladığımız gün, konunun bir gün buraya geleceğini hiç düşünmezdim. Seni, hayatımda kısa süre konuşacağım insanlardan biri sanmıştım. Bana bunları hissettireceğini, aşkı seninle bu kadar derin yaşayacağımı gerçekten tahmin edemezdim.
Bir yıldan fazla zaman geçti. Şimdi dönüp baktığımda bana yaşattığın bütün duyguların ne kadar güzel olduğunu görüyorum. Evet, aramızda kötü şeyler de oldu ama nedense aklımda sadece güzel olanlar kalıyor. Seni düşününce sadece iyi şeyler geliyor aklıma. Seni o kadar çok sevmişim ki, yaşanan her şeyin üstünü sevgim örtmüş sanki.
Bazen kendi kendime “Neden böyle oldu?” diye düşünüyorum. “Neden şu an bu haldeyiz?” Ben gerçekten seninle evleneceğimi düşünmüştüm. Seninle ilgili o kadar çok hayal kurmuştum ki… Hâlâ içimde duran, gerçekleşmemiş ama hiç kaybolmamış hayaller.
Aslında içimde sana dair çok daha fazla şey var ama yazmaya başlayınca kelimeler eksiliyor. Hissettiklerimi tam anlatamıyorum. Çünkü seni düşünmek başka, seni anlatmaya çalışmak başka. Sen hep aklımdasın. Hiç çıkmıyorsun aklımdan. Nasıl böyle biri olabiliyorsun bilmiyorum. Nasıl tam hayalimdeki insan gibi olabildin?
Ben hayatım boyunca böyle bir hayal kurmamıştım. Ama senin karakterin, davranışların, bana hissettirdiklerin bende bir hayal oluşturdu. Kusursuz bir insanın var olabileceğine senin sayende inandım. Evet, senin de hataların vardı ama ben hiçbirini hatırlayamıyorum artık. Çünkü güzel olan şeyler o kadar fazla ki, kötü olanların üstünü kapatıyor.
Seni uzun bir süre unutamayacağımı biliyorum. Ama galiba unutmak da istemiyorum. Çünkü böylesine güzel bir aşk yaşamışken, sana karşı bu kadar derin duygular hissederken neden unutmak isteyeyim ki? İçimde kalan bu sevgiyi yaşatmak istiyorum.
Seninle çok hayal kurduk. Belki en çok da ben kendi içimde kurdum o hayalleri. Gerçekleşmedi… Belki zamanı değildi. Belki bir gün olur, belki olmaz. Ama içimde hâlâ küçücük de olsa bir umut var. Çünkü ben o hayalleri boşuna kurmuş olmak istemiyorum.
Sana baktığımda içimden sadece gülümsemek geliyor. Ama aynı anda canım da çok acıyor. En çok da gerçekleşmeyen ihtimaller acıtıyor insanı. Yine de umudumu tamamen kaybetmek istemiyorum. Biraz azaldı belki ama hiç bitmedi.
Sen bana aşkı öğrettin. Gerçekten sevmeyi, özlemeyi, birine ait hissetmeyi seninle öğrendim. Senin her şeyin olmak istedim. Sana iyi gelmek istedim. Yaşadığın bütün kötü şeyleri unutturmak, yanında huzur olmak istedim. Sadece mutlu olalım istedim.
Senin yanında sevildiğimi hissettim. Hem de en derin hâliyle. Evet, bazen beni çok kırdın, çok kötü hissettirdin. Ama iyi hissettirdiğin zamanlarda da dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordum kendimi. Belki de bu yüzden seni içimden söküp atamıyorum.
Şimdi sadece umarım iyisindir diyorum. Çünkü seni çok özledim. Her geçen gün daha da fazla özlüyorum. Beraber çok fazla anımız olmasa bile konuşmalarımızı, kurduğumuz hayalleri düşünüyorum sürekli. Ve seni özlemek her gün biraz daha büyüyor içimde.
Sana kızmam gerekiyor biliyorum. Belki affetmemem gerekiyor. Ama içten içe biliyorum ki bir gün gelirsen seni yine affederim. Ve kendime sürekli şunu söylüyorum: “Eğer bir gün geri gelirse, bu sefer her şey daha güzel olacak.”
Sana söz… Bu sefer her şeyi düzeltmek için elimden gelen her şeyi yaparım. Yeter ki bana son geldiğin zamanki istekle gel. Bana güven. Gerçekten güven. Çünkü ben bu sefer seni mutlu edebilmek için elimden gelen her şeyi yapacağıma yemin ederim.
Yeter ki bir kez daha gel… Ama bu sefer gitme.Senin yanında olacağıma, seni destekleyeceğime, seni mutlu etmek için uğraşacağıma söz veriyorum. Çünkü sana gerçekten çok ihtiyacım var. Belki senin de bana vardır… Umarım vardır.
Biz bazen birbirimize kötü geldik, evet. Ama çoğu zaman da birbirimizin en güzel yeri olduk. Ben hâlâ inanıyorum; biz o hayalleri gerçekleştirebilirdik. Belki hâlâ gerçekleştirebiliriz.
Çünkü ben artık sensiz bir gelecek düşünemiyorum. Sesin, gülüşün, gözlerin, bana bakışın, o tatlı gülümsemen… Hiçbiri aklımdan çıkmıyor.
Bir gün bana tekrar “Sana ihtiyacım var” desen… Sana bir daha asla zarar vermemek için elimden gelen her şeyi yaparım. Güzel bir ilişki yaşayacağımıza söz veriyorum. Yeter ki bana bir adım gel. Ben geri kalan bütün yolları sana koşarım.
Seni çok özledim.
Bazen düşünüyorum da… İnsan birini hiç bu kadar tanımadan nasıl bu kadar sevebilir? Nasıl bir insan, hayatına bu kadar derinden dokunabilir? Sen benim için tam olarak böyle oldun. Hiç beklemediğim bir anda girdin hayatıma ve fark etmeden en hassas yerime yerleştin.
İlk konuşmaya başladığımız zamanlarda bunun sıradan bir tanışma olduğunu sanmıştım. Gün gelip seni düşünmeden bir gün bile geçiremeyeceğim aklıma gelmezdi. Ama şimdi dönüp bakınca, son bir yılda hissettiğim en gerçek duyguların çoğunda sen varsın.
Sen bana sadece güzel hisler yaşatmadın; bana sevgiyi öğrettin. Birini gerçekten önemsemenin ne olduğunu öğrettin. Gün içinde yaşadığım küçücük şeyleri bile sana anlatmak istemeyi, biriyle hayal kurmayı, biriyle geleceği düşünmeyi seninle öğrendim.
Aramızda kötü şeyler de oldu, kırıldığımız zamanlar da oldu. Ama işin garibi, seni düşündüğümde aklıma kötü şeyler gelmiyor. Ne kadar uğraşsam da içimde sana karşı kötü bir his tutamıyorum. Çünkü iyi olan şeyler her defasında daha ağır basıyor.
Bazen kendi kendime “Neden hâlâ böyle hissediyorum?” diye soruyorum. Çünkü üzerinden zaman geçmesine rağmen içimdeki hiçbir şey eksilmedi. Hâlâ seni düşünmeden uyuyamıyorum bazen. Hâlâ konuşmalarımızı düşünüyorum. Hâlâ seninle kurduğumuz hayalleri aklımdan çıkaramıyorum.
Aslında en çok da yarım kalan şeyler acıtıyor beni. Seninle yaşayabileceğimiz ihtimaller… Belki bir gün gerçekleşecek sandığım şeyler… Çünkü ben seni hayatımın içine koymuştum. Seni geçici biri gibi hiç görmedim.
Belki sana tam anlatamadım ama ben seninle gerçekten bir gelecek düşünmüştüm. Beraber sakin, huzurlu, güzel bir hayat hayal etmiştim. Ve uzun zaman sonra ilk defa biriyle ilgili kurduğum hayaller bana bu kadar gerçek gelmişti.
Seninle ilgili en unutamadığım şeylerden biri bana hissettirdiğin değer duygusu oldu. Sevildiğimi hissettim. Birinin gerçekten beni önemsediğini hissettim. Evet, bazen beni çok kırdın. Ama iyi olduğumuz zamanlarda bana o kadar iyi geliyordun ki, bunu hiçbir şeye değişemiyorum.
Şimdi sadece büyük bir özlem kaldı içimde. Her gün biraz daha büyüyen bir özlem… Ve seni unutmaya çalışmak bile bana yanlış geliyor. Çünkü seni unutursam sanki yaşadığımız her şey de yok olacakmış gibi hissediyorum.
Belki zaman yanlıştı. Belki biz bazı şeylere geç kaldık. Belki de hiçbir şey bitmedi, bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey şu: Ben seni gerçekten çok sevdim. Hem de bütün kırgınlıklara rağmen.
Ve olur da bir gün yeniden bana dönersen… Bu sefer seni daha dikkatli severim. Daha çok anlamaya çalışırım. Daha çok emek veririm. Çünkü insan bazı sevgilerin değerini kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca daha iyi anlıyor.
Sana hâlâ içten içe bir yer bırakıyorum. Çünkü ne kadar zaman geçerse geçsin, içimde seninle ilgili küçücük de olsa bir umut hâlâ yaşıyor.
Ve belki bilmen gereken en önemli şey şu:
Ben seni sevmeyi hiç bırakmadım.
Birbirimizi bu kadar severken aynı zamanda bu kadar uzak kalmamız bazen bana çok acı geliyor. Sanki her şey birbirine zıttı bizim hikâyemizde. Kalplerimiz birbirine bu kadar yakınken aramızda hep kilometreler vardı. Ama ne olursa olsun, ben hep seni kendime çok ait hissettim. Sanki birbirimize gerçekten uygunduk. Yanlış zamanda karşılaşmış iki doğru insan gibiydik.
Ben seni bekledim. Hem de gerçekten bekledim. Bir gün geleceğine, bir gün her şeyin düzeleceğine inanarak bekledim. Bir sene boyunca içimdeki umudu hiç tamamen kaybetmeden bekledim seni. Çünkü sen bana umut verdin. Defalarca verdin. Her seferinde “belki bu kez” dedim. Her seferinde yeniden inandım.
Ama hiç gelmedin.
En sonunda geldiğinde ise bu sefer de giderken beni tamamen kırdın. Belki bunu bilerek yapmadın ama geldiğin anda gitmen, beni yarım bırakman içimde çok derin bir yere dokundu. Uzun süre bunu düşündüm. “Nasıl böyle oldu?” diye düşündüm. Çünkü insan en çok da kavuşacağını sandığı yerde kaybedince yoruluyor.
Ama yine de bütün bunlara rağmen içimde sana karşı sevgiden başka bir şey büyümedi. Kırgınlığım oldu, evet. Özlemim oldu. Ama sevgim hiç eksilmedi.
Şimdi düşündükçe daha da garip geliyor bana… Bir zamanlar aramızda kilometreler vardı ve ben yine de sana bu kadar yakındım. Şimdi ise aynı şehirde olacağız belki ama sana ulaşamıyorum. Bu düşünce içimi çok acıtıyor.
Çünkü sana söylemek istediğim şeyler var. İçimde tuttuğum, sana ulaşması gereken şeyler var. Seni çok merak ediyorum. Nasıl olduğunu, iyi olup olmadığını, hayatının nasıl geçtiğini bilmek istiyorum. Ve bunları bilmemek beni çaresiz hissettiriyor.
Belki yanına kadar geleceğim ama yine de sana ulaşamayacağım. İşte en çok bu canımı yakıyor. Bu kadar yakın olup bu kadar uzak kalmak…
İnsan bazen sadece bir ses duymak istiyor. “İyiyim” dediğini bilmek bile yetiyor bazen. Ama sana ulaşamamak, içimdeki bütün duygularla tek başıma kalmak beni gerçekten çok yoruyor.
Yine de bilmiyorum… İçimde hâlâ sana doğru yürüyen bir taraf var. Ne kadar kırılmış olsa da, ne kadar yorulmuş olsa da sana ulaşmak isteyen bir taraf.
Çünkü bazı insanlar ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, insanın kalbinde hep en yakın yerde kalıyor.