Uzun bir aradan sonra hayattan ve hayatımın gidişatından konuşmak istiyorum. Tanrı'ya şükürler olsun ki hayatta cevapsız kalmayan tek sorum yok. Hemen hemen her sorumun cevabını alabildim. (Cevaptan kastımımı zaten anlamışsınızdır insanın zihnini meşgul eden dev, büyük meseleler) Cevaptan ziyade cesaret…devamıUzun bir aradan sonra hayattan ve hayatımın gidişatından konuşmak istiyorum. Tanrı'ya şükürler olsun ki hayatta cevapsız kalmayan tek sorum yok. Hemen hemen her sorumun cevabını alabildim. (Cevaptan kastımımı zaten anlamışsınızdır insanın zihnini meşgul eden dev, büyük meseleler) Cevaptan ziyade cesaret edemediklerimde benim hatam veya kusurum olarak kalsın. Ne de olsa ben kaderci bir insan değilim, insanın kaderi gayretine bağlıdır. Ben genel olarak bu hayatta hep belirsizlikten nefret etmisimdir. Beynimi meşgul eden birçok meselenin zihnimde bir açıklığa, aydınlığa kavuşması beni o kadar rahatlattı ki anlatamam. En basitinden örnek vermem gerekirse gören görmüştür, bilen biliyordur, aklıma düştügünden beri kesintisiz sevdiğim(6 sene), içimde sakladigim, ölmüştür kesin bulamadığıma göre diye türlü türlü düşüncelere daldığım, hep en kötüsünü düşündüğüm kişi yaşıyormuş meğerse kanlı canlı bir şekilde hala. Ki artık yaşadığını bildiğime ve emin olduğuma göre kalbinde bana yer var mı diye en ufak bir şüpheye bile düşmem, zaten sevseydi o da benim gibi aklından bir an çıkmazdım, beni her türlü bulur sevgisini belli ederdi. Sizde anlık sevgilere, bir seni seviyoruma veya kelimelere aldanıp da benim gibi hayatınızı hiç etmeyin. Burada amacım size nutuk çekmek falan değil her neyse, sonuçta kendi hayatımı anlatıyorum burada. İnançlı bir insan mısınız bilmem ama ben git geller yaşasamda hep inancımı korumuşumdur. Kimsenin siyasi görüşü, şusu busu beni ilgilendirmez. Ben kişinin kalbine ve içinde taşıdığı o inanca bakarım. Hayatta hep mücadelemizi versekte, vermekle yükümlü olsakta bazen insan da tıkanabiliyor. Yürümüyor bir şeyler. Ben bu hayatta anlık olarak Tanrı'ya istisnasız her inananın ve iyilik veya Salih amel yapanın Tanrı'nın krallığına kabul edileceğini düsünüyorum ve muhtemelen de bu düşüncemi ölümüme kadar koruyacağım. Çünkü eğer okuduysanız Tanrı'da bunun aksi bir şey söylemiyor. Eğer bir Tanrı varsa bu herkesin Tanrı'sı olmalı. Herkesi kucaklamalı. Son kitabını gönderen Tanrı; kutuplarda yaşayan eskimolara veya Japonya gibi uzak diyarlara dininin ulaşamayacağını ve Hristiyanlığın günümüzde olduğu gibi daha baskın olacağını bilmiyor muydu? Elbette biliyordu. Ben işi salt din üzerinden konuşmayacağım dini terimler kullansam da. Bir inanan olarak Tanrı'yı o yüce Tanrı'mızın her inananı cennetine sokacağına inancım tam. Çünkü ben bunu uydurarak söylemiyor, heva ve hevesimden konuşmuyorum. Son indirilen Kitabı açan ve okuyan samimi kullar bilir ki bu böyledir. Ki burada her ne kadar bu konuya girmek istemesem de çeviri(meal) hatalarını Tanrı'nın bir kusuru sanmakta cahilliktir. Cahillikten başka şey değildir. Her ne kadar benim böyle bir inancım olsa da dört tarafım gelenekselcilerle çevrili. Atalarının geleneksel dinini kabul eden, benimseyenler benim bu görüşlerimi kabul etmeyebilir, hatta şiddetle karşı da çıkabilir. Ama bu hakikati değiştirmez. Sonsuz güçte bir yaratıcı evrenin mimarı değer vererek yarattığı insana hiç böyle bir ayrımcılık yapabilir mi? Bu hangi insanın vicdanına sığar? (En azından benim vicdanıma sığmaz) Hayatta hep sorgulamışımdır, akledip araştırmışımdır zaten ve beni sorgulamalarım buraya kadar getirdi. Araştırmayan ise ister Çin'de olsun, ister burda olsun aynıdır, değişmez. Yozlaşmış bir toplumun, yozlaşmış bir geleneğin müdavimlerinin nereye gideceğini, akıbetlerinin ne olacağını ben bilemem, Tanrı bilir. Ama bu coğrafya da olsa başka coğrafya da olsa bütün inanç sistemlerinin, bütün dinlerin sonu yozlaşmayla ve hüsranla biter. Ben herkesin doğuştan, fıtrat olarak tek olan Allah'a inanarak doğduğuna inanırım. Ki insanın zihninin boş bir levha olduğunu düşünenlerden değilim. Yinede bir insan olarak hep bu hayatta bir mücadele veriyoruz çalışsakta calısmasakta. Sen apaçık verilen bir Kitaba inanıp iman ediyorsun ama etrafın o bahsettiğim gelenekselcilerle çevrili ve 7/24 onlarla muhattap olduğun için etkilenmemen mümkün değil. Yani her an savaşımızı sonuna kadar, hayat mücadelemizi son ana kadar vermeliyiz, devam etmeliyiz. Ben bir gün tekrar onların safına geçeceğimden korkmuyorum ama inancımda hiç dönmesem de bazen acaba diyorum. Ki bu da şüpheye düşmek gibi değil daha çok sorgulamamdan kaynaklı biliyorum. İster inan ister inanma. İster iman et ister etme orası beni ilgilendirmez. Hepiniz istisnasız ve istisnasız oraya çıkarılacaksınız inancım tam. Büyük sorularıma cevabımı almış olsamda hayat hep devam ediyor hiç bitmiyor. İnsan-ı kamil olma yolculuğumuz devam ediyor. Hayatta yine belirsizlikler, süpheyle, sorgulayarak yaşayacağım noktalar olacak mı bilmiyorum ama ben hep mücadelemi vermiş olacağım. Kurban bayramına da değinirsek, kurbanın kelime anlamı zaten yaklaşmak veya Allah'a yaklaşmaya vesile olan şey demektir. Her neyse herkese iyi bayramlar..
22:17- Gerçek şu ki, inanmış olanlar, yahudiliği seçmiş olanlar, sabii'ler, hristiyanlar, mecusiler ve şirk koşmuş olanlara [gelince] kesinlikle Allah, kıyamet gününde aralarını ayırır. Gerçekten Allah, her şeye devamlı şahittir.
Bu kelimelerin bir yere dökülüp zihnimden bir yere taşması gerekiyordu zahmet edip okuduğunuz için teşekkürler 🙏
Death is the Road to Awe, The Fountain