İnsanları görmek istemiyordu. Onlara bakmak bile canını yakıyordu. İnsanların yüzleri, sesleri, anlamsız telaşları, bitmek bilmeyen enerjileri midesini bulandırıyordu. Hepsi birer otomat gibiydi; görünmez iplerle hareket ettirilen, kendi sığ dünyalarında çırpınan zavallı kuklalar... Onların neşesine, sahte kibarlıklarına, bomboş sohbetlerine tahammülü kalmamıştı.