Spoiler içeriyor
Şıpsevdi Musibet sjsjsj "Onun ne sende gözü var ne de Arapta. Böylelerine Şıpsevdi derler. Seni de sever, beni de sever ayyyy tövbe estağfurullah hjhjh Böyleleri 3-4 kadına doymaz. Kadın oburu, sevda tosunu derler böylelerine öğren" sjsjsjss "Vallahi kırk gönlüm olsa…devamıŞıpsevdi Musibet sjsjsj
"Onun ne sende gözü var ne de Arapta. Böylelerine Şıpsevdi derler. Seni de sever, beni de sever ayyyy tövbe estağfurullah hjhjh Böyleleri 3-4 kadına doymaz. Kadın oburu, sevda tosunu derler böylelerine öğren" sjsjsjss
"Vallahi kırk gönlüm olsa bir tanesini vermem ona.."
"Aman ne Şıpsevdi bir herifmiş bu. Bahçedeki bütün kadınlara yetişiyor. Allah bilir yeryüzünde beğenmediği bir tek kadın bile yoktur bunun" sjsjsks
"Terbiye ve nezaket maskesi altında dönen maskaralıklara son!" sjsjsjsj
"Sevda nedir bilmez misin sen?
Bilmez olaydım keşke.." sjsjsjsjs
"Başımıza taş yağacak, dünyanın sonu geldi. Büyükannem kıyamete yakın kızlar kocasız doğuracak derdi.."
"Güzellik, insanı lüzumsuz süslenme masraflarına götüren korkulu bir beladır. Kendinde olmadığı halde süslenmek, güzelleşmeye çalışmak en büyük ahlaksızlıktır.."
"Güzel elbiseler mesut olmaya yetmiyor.."
*Okuduğum eserlerin film ya da dizi uyarlamaları varsa onları da izlemeyi seviyorum. Bu yüzden Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şıpsevdi romanından uyarlanan dört bölümlük diziyi de merakla izledim. Diziyi bitirdiğimde ise beni en çok etkileyen şey, aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen anlatılan birçok olayın ve insan tipinin bugün de karşımıza çıkmaya devam etmesiydi..Şıpsevdi, yalnızca yanlış Batılılaşmayı anlatan bir eser değil; aynı zamanda çıkar ilişkilerini, dedikoduyu, batıl inanışları ve insanların çeşitli zaaflarını da gözler önüne seriyor..
Eserde özellikle yanlış Batılılaşma eleştirisi dikkat çekiyor. Meftun ve çevresindeki insanlar birkaç Fransızca kelime öğrenmeyi, Batılılar gibi giyinmeyi ve onlar gibi görünmeyi medeniyet sanıyorlar. Oysa Hüseyin Rahmi'nin eleştirdiği şey Batı değil, Batılılaşmayı yanlış anlamak. Bir insan birkaç Fransızca kelime biliyor diye medeni olmaz; bilmediği için de geri kalmış sayılmaz. Nitekim Raci'nin alaycı bir şekilde söylediği "Bu medeniyet bonjourla olacaksa sabah akşam bonjourlaşalım." sözü de bu düşünceyi çok iyi özetliyor. Medeniyet şekille değil, düşünce ve davranışlarla ilgilidir. Bu yüzden biraz kabadayı havasında da olsa dizide bana en samimi gelen karakter Raci oldu en azından özünü ve kim olduğunu biliyor olmadığı biriymiş gibi taklitler yapmıyor sjhjh Herkesin bir şeylere özenip kendini farklı göstermeye çalıştığı bir ortamda o, olduğu gibi kalmayı başarabilen bir karakterdi. Sert tavırları olsa da yapmacık değildi. Kendini biliyor, başkası olmaya çalışmıyordu. Bana göre insanın önce kendi özünü bilmesi gerekir. Raci'yi diğer karakterlerden ayıran da buydu...
Meftun ise bunun tam karşısında duran bir karakter. Gösterişe düşkün, çıkarlarını her şeyin önüne koyan ve insanları yönlendirmeye çalışan biri. Hikâye boyunca yaşanan birçok olayın merkezinde de onun kurduğu hesaplar bulunuyor. Bu yüzden eser ilerledikçe komedinin altında ciddi bir toplumsal eleştiri olduğu daha net görülüyor.
Kasım Efendi karakteri de dizinin en dikkat çekici kişilerinden biri. Cimriliği öyle bir noktaya ulaşmış ki güzelliği bile "insanı lüzumsuz süslenme masraflarına götüren korkulu bir bela" olarak görüyor. Onun sözlerine gülerken aslında insanın bir düşünceyi aşırıya taşıdığında ne kadar gülünçleşebileceğini de görüyoruz.
Dizinin en sevdiğim yönlerinden biri, Hüseyin Rahmi'nin eleştirilerini mizahla vermesi oldu. İnsan önce gülüyor, sonra anlatılanların ne kadar gerçek olduğunu fark ediyor. Bu yüzden eser yalnızca eğlendiren bir komedi değil; aynı zamanda insanı düşündüren güçlü bir toplumsal eleştiri niteliği taşıyor. Başlarda daha çok güldüren hikâye, finalde yaşanan trajik olaylarla birlikte hüzünlü bir tona bürünüyor. Böylece eser, insanı hem eğlendirmeyi hem de düşündürmeyi başarıyor..